• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Kal’ai Sultaniye veya Çanakkale

28 Şubat 2024
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

 

Çanakkale’nin tarihini genelde Troya merkezli kaynaklardan okuyanlar, Çanakkale’nin çeşitli isimlerini görürler ama Osmanlı devrindeki adının “Kal’ai Sultaniye” veya “Kale-i Sultaniye” olduğunu göremezler.

Çanakkale’de ilk tedbir alan isim Fatih SultanMehmet’tir. İstanbul’un fethinin hemen ardından, Çanakkale ve Gelibolu ile yakından ilgilenmiş ve Kilit Bahir Kalesini inşa ettirmiştir.

Tabi bu kadarla bitmemiş Çanakkale’nin kilit olma özelliği tam karşısına Anadolu yakasına da bugün Çimenlik Kalesi olarak bilinen kale inşa edilmiş.

Dolayısıyla Çanakkale’nin isimlerinden birisi “Kal’ai Sultaniyedir”. Her iki kale de “Alan Başkanlığı” tarafından tarihin ve insanımızın hizmetine sunulmuş.

Kal’ai Sultaniye tarihimizin ve toplum hafızamızın önemli mihenk noktalarından, İstiklal ve istikbalimizin bekçilerindendir.

Sadece Kilit Bahir değil, Fatih Sultan Mehmet’ten, II. Abdülhamid Han’a kadar Osmanlı Sultanlarının hemen hepsi vatanımızın güvenliği ile ilgilenmiş, kaleler yaptırmış, tabyalar inşa ettirmiş ve her daim Haçlılardan gelebilecek saldırılara karşı önlemler almıştır.

Çanakkale’yi ziyaret ederken veya okurken şu satırlar akılda tutularak okunmalıdır.

Altı asır önce Türk milletinin Avrupa’ya yürüyüşü Gelibolu’dan başlamıştı. Viyana kapılarına dayanılan azametli günlerin 16. yüzyılda gerilemeye başladığı ve Haçlı Batı’nın gözünü hiç eksik etmediği topraklarımıza saldırmanın son noktası da yine aynı yer olmuş, Çanakkale ve Gelibolu’da son bulmuştur.

Millet olarak tarihten ilk geldiğimiz yere gönderilmesini isteyen son Haçlı saldırısının önü de Çanakkale’de kesilmiştir.

Çanakkale/Gelibolu, vatanı uğruna şehit olmayı şeref sayan Mehmetçiklerimiz başta olmak üzere subayı, kumandanı ve devleti bir bütün olarak ayrılıklara ve gayrılıklara düşmeden birbirine kenetlenmiş büyük bir güç olarak aziz vatanımızı canlarıyla korumuş ve bağımsızlığımıza halel getirmemişlerdir.

Bu ruhun anlaşılması için Çanakkale’nin görülmesi, okunması ve anlaşılması, vicdani, imani bir vazife ve borçtur.

Bu hakikatin anlaşılması için Mehmet Akif’in Çanakkale Şehitlerine şiirinin mısra mısra defalarca okunması gereklidir. Birkaç mısraını hatırlayalım:

“Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;

Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.

Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,

Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.

Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;

O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...

Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,

Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.

Şehitliği gezerken bu mısraların aynen yaşandığını idrak etmek mümkün! Bugün eğer tüm iç ve dış mihrakların ihanetlerine rağmen bağımsızlığımıza sahipsek, Müslüman bir devlet ve millet olarak bunu Çanakkale’yi geçilmez kılan kahramanlarımıza borçluyuz.

Alan Başkanlığının çok önemli hizmetlerinden birisi de sözü edilen kaleleri ve tabyaları, tarihin şerefine yaraşır bir şekilde restore ettirmesi ve müze halinde düzenlemesidir.

Eğer yolunuz düşerse şehitliği, kaleleri ve tabyaları, Mehmet Akif’in bu şiiriyle ziyaret etmelisiniz. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Şeref

"Fatih'ten Abdulhamit'e kadar bütün osmanlı padişahları vatanımızın güvenliği ile ilgilenmiş...." tamamda bundan öncekiler veya bundan sonrakiler ilgilenmemişlermi...?
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23