Gazi Mihal Bey
Gazi Mihal Bey
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Millet olarak; cami, mektep, tekke, zaviye, dergâh merkezli bir medeniyetin sahibiyiz. Milli birliğimizin önemli mayalarından birisi de; dünya ve ahiret dengesini kuran bu mekânlardır.
Hangi şehre varsam, tarihe şahitlik eden camilerle birlikte diğer eserlere uğrayarak dünlerini bugüne taşımak isterim.
Geçtiğimiz günlerde yolumuz Edirne’ye düşmüştü. Dostlar, Edirne’nin eski Avrupa yolu çıkışında öksüz bir camiden söz ettiler.
Üstelik Balkanların fethinde çok büyük yararlılıklar gösteren, neredeyse bütün ailesiyle savaşa katılan bir kahramandan, Gazi Mihal Bey’den.
Gazi Mihal hususunda bir ayrıntıyı hatırlatalım. Osman Gazi ve Orhan Gazi’nin Akıncılarından Köse Mihal ile Gazi Mihal birbirine karıştırılıyor.
Köse Mihal, “Mihaloğulları” olarak bilinir, Gazi Mihal de o ailedendir. Tarihçiler Gazi Mihal’in, Köse Mihal’in torunu olduğunda birleşirler.
Edirne’deki Gazi Mihal ve oğullarının kabri şerifleri, aynı ismi taşıyan camiinin haziresindedir. Cami, ilk Osmanlı mimarisinin örneklerindendir!
Ayrıca yine I. ve II. Murad döneminde “tabhaneli” yani misafirhaneli camilerdendir. Bursa Çekirge’deki I. Murad Camii ile aynı özelliği taşımaktadır.
Talat Paşa Caddesinin sonunda Mihal Bey Köprüsünün karşısında yer alan caminin kitabesinde;
-“Sultan II. Murad döneminde 1422 senesinde Emirü’l-kebir Mihal bin Aziz tarafından yaptırıldığının yazılı olduğu kaynaklarda geçmektedir.
*
Son iki asır içinde caminin geçirdiği depremler, hırsızlık ve bakımsızlık gibi nedenlerle yapı bir hayli zarar görmüş ve uzun süre ihmal edildikten sonra geçtiğimiz yıllarda, elde kalan kısımları, Vakıflar tarafından restore edilerek ibadete açılmış.
Caminin kendisi de haziresi de tarihe şahitlik eden şehitlerle dolu. Gazi Mihal Bey, oğulları ile aynı yerde medfun.
Tabii zamanla mezar taşları yıkılmış, birlikte ziyaret ettiğimiz heyetin içerisinde ABMA restorasyon firmasının yetkilisi de vardı. Sağ olsunlar, mezar taşlarının onarımıyla birlikte, bahçenin de temizliğini yapmışlar.
Gazi Mihal merhum, sadece Edirne’de değil, Bursa, Eskişehir, Plevne, Niğbolu, Vidin’de camiler, hamamlar, medreseler yaptırmış.
Günümüzde Balkanlarda ayakta duran, bazıları TİKA, bazıları Vakıflar tarafından restore edilen Osmanlı eserlerinin önemli kısmı Mihaloğulları’na aittir.
*
Ezcümle:
Yıllar önce Edirne çarşıları üzerine çalışırken öğrenmiştim. Edirne’de geçmişte 5 binin üzerinde tarihi eser olduğunu söylemişlerdi.
Maalesef şehrin talihsizliğinin sebebi, belediyenin şehrin tarihine sırt dönmesi! Öyle acı bir durum ki!
Allah’tan Cumhurbaşkanımız Erdoğan sahip çıktı da Milli Saraylar Başkanlığı tarafından Edirne Sarayı imar ve ihya ediliyor. Şehir yeniden tarihine kavuşacak.
Gazi Mihal Camii’nden sonra II. Bayezid Külliyesine uğradık. Caminin avlusunda hummalı bir iftar hazırlığı vardı.
Meğer Milli Saraylar, vaktinde Edirne Sarayı’nda yaşanan iyilik kervanının devamına yol vererek hemen her gün 300 kişinin katıldığı iftar vermekteymiş.
Rızık ve nasip sorgulanmazmış. İyilerin ve iyiliklerin çoğalması niyazıyla...