• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Dört Kutlu Belde ve Surre-i Hümayun

21 Haziran 2024
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

 

İslam âleminin merkezi olan dört kutlu belde: Mekke-Medine-Kudüs-İstanbul! En uzun ömürlü İslam Devleti Osmanlı’yı ayakta tutan uygulamalardan birisi de Surre Alaylarıdır.

Tabi bu hakikati anlamak için önce bu dört beldeyi sahiplenmek ve muhabbet beslemek gerekir. Kudüs’ün, dolayısıyla Filistin topraklarının Müslüman coğrafyalar için ne ifade ettiğini anlamak ve idrak etmek şarttır.

Abbasiler ve Memlüklülerden sonra Devlet-i Aliye tarafından devam ettirilen Surre Alayları, dünya İslam Birliğinin önemli mihenk noktalarından birisini teşkil etmiştir.

Surre Alaylarının resmi kayıtları, Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığında bütün ayrıntılarıyla bulunmaktadır.

Arşiv Başkanı Prof. Dr. Uğur Ünal, bu ayrıntıları özetle şöyle anlatır:

“Osmanlı tarihinde ilk kez Yıldırım Bayezid’in (1389-1402) Surre’yi tertip ettiği rivayet edilmektedir. Fatih Sultan Mehmed (1444-1446, 1451-1481) döneminden itibaren ise her yıl düzenli olarak gönderilmeye başlanmıştır.

Yavuz Sultan Selim’in (1512-1520) Kudüs ve Hicaz bölgesindeki hâkimiyetinden sonra Surre geleneği daha kurumsal bir yapıya kavuşmuştur. Bu organizasyon bizzat padişahın himayesinde yapıldığı için “Surre-i Hümayun” şeklinde de isimlendirilmiştir.

Surre Alaylarının tertibi, görevlileri, gidiş ve dönüşünde yapılan merasimler, yol güvenliğinin ve lojistiğinin sağlanması, Surre hediyelerinin nakli ve kime ne kadar dağıtıldığı belge ve defterlere ayrıntılarıyla kaydedilmiştir.

Surre için başta vakıflar olmak üzere düzenli gelir kalemleri ihdas edilmiştir. Böylelikle sistemin malî açıdan herhangi bir problem yaşanmasının da önüne geçilerek, gelenek sorunsuzca devam ettirilebilmiştir.

Diğer taraftan hediyelerin dağıtımı yapıldıktan sonra bunların kaydı titizlikle tutulmuş ve gelişmeler Saray’a bildirilmiştir.

Her sene, Surre-i Hümayunun uğurlanmasında ve dönüşünde teşrifat/protokol kurallarının uygulandığı görkemli merasimler yapılmıştır.

Padişah hediyelerinin yer aldığı “Mahmil-i Şerif”, alayın en görkemli unsuru olması bakımından Surre’nin simgesi haline gelmiştir.

Kafilenin başına Surre emini tayin edilip genellikle recep ayının 12. günü yapılan merasimin ardından saraydan hareket eden alay, gemilerle Üsküdar/Harem’e geçmiştir.

11 Recep 1274 (25 Şubat 1858) tarihli Surre-i Hümayunun öncekilerde olduğu gibi Üsküdar’a/Harem’e vardığında top atışlarıyla karşılanmasına yönelik sadrazam emri, alaya duyulan hürmet ve sevincin timsalidir.

Surre-i Hümayun, güzergâhındaki tüm mahallerde aynı ilgi ve muhabbetle karşılanmıştır. Kocaeli-Konya-Adana-Humus üzerinden Şam’a ulaşan alay, Hicaz’a giriş karargâhı olarak kabul edildiğinden, diğer bölgelerden gelen hac kafileleriyle beraber, Hac Emirinin idaresinde önce Medine, ardından Mekke’ye ulaşarak yolculuk tamamlanmaktadır. 

Surre değişen şartlara bağlı olarak, 1864 yılından sonra deniz yolu, 1908’den itibaren de Hicaz Demiryolu hattı ile gönderilmiştir.

Mekke’ye son Surre 1915 tarihinde ulaşmıştır. 1916 yılında Medine’ye, 1917 ve 1918 yıllarında ancak Şam’a kadar gönderilebilmiştir. Son Osmanlı Padişahı Sultan Vahdeddin, 1919 yılında Surre gönderilebilmesi için çareler aramıştır”. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23