Ahilik sistemi siyasete uygulanabilir mi?
Ahilik kurallarını bilmeyenlerimiz yok gibidir. Az çok hemen herkes duymuştur. Ahilik, aileden başlayarak ticari ve sosyal hayatın bütününde, “doğru insan” olmayı öğütleyen kurallar silsilesidir.
Her yönüyle ahlak kavramını, “insan olma” “kul olma” kaideleriyle belirler. Peki, bu şartlar siyasete uygulanabilir mi?
Soruya cümlemizin bir cevabı olabilir ama meseleyi kestirmeden anlatabilmek için bir kimsenin ahilikten çıkarılma sebeplerini yazarak, siyasete uyup uymayacağına karar verelim.
Kimler ahilikten çıkarılır?
İçki içenler, kumar oynayanlar, oynatanlar, kadınlarla sazlı, sözlü eğlenceler yapanlar, münafıklık edenler, dedikodu, iftira, kibir, merhametsizlik, kıskançlık, kin beslemek, sözünde durmamak, yalan söyleyerek insanları aldatmak, emanete hıyanet etmek, ayıpları örtmemek, cimrilik” gibi hasletlere sahip kimseler “Ahi” olmaktan derhal çıkarılır.
Bu gerçekler karşısında sözün fazlası kelimelere ve harflere haksızlık olur. Geçelim.
•
Eskiler buyururlar ki:
“Şeytan yattığı yeri herkese açık tutar. Onun bulunduğu yahut musallat olduğu her yer; kurnazlık-hile-haram-yasak ve insani erdemleri, ahlaki kuralları tamamen ayaklar altına aldıracak şekilde düzenlenir ve bu işleri gaye edinmişleri bir araya getirir.
Peki, bir araya getirince vazifesi biter mi? Elbet bitmez. Çünkü insanları aldatmak ve kullanmak üzere kıyamete kadar süre istediğinden vazifesini eksiksiz yapacaktır.
Esaslı işlerinden birisi de iyi ve doğru olanı tehdit ettirmektir. İnsanlığın hayrına yapılmış her şeyi tuttuğu ve esir ettiği kimselere sürekli kötülettirir ve iftiralar attırır.
Aklıselim sahibi kimseler, şeytanın ve adamlarının hilesini sezerek, onların düştüğü tuzağa düşmezler. Doğrunun, iyinin, hakikatin peşinde çalışırlar.
İnsana Yön Veren Değerler kitabının (Beyan yay) yazarı Bayram Karaçor bu hususta şu tespiti nakleder:
“Şeytan yattığı yeri herkese açık tutar: Binası; şeytanlık, kurnazlık, hile, haram, yasak ve bütün olumsuzluklarla çevrilidir.
Kur’an’dan önceki mesajlarla ve Kur’an ile tanımlanmış ve belirlenmiş olmasına rağmen, şeytanlığın göreceli anlatımları iyiyi ve doğruyu tehdit etmiştir.
Akıl ve iman sahipleri bunları bilir ve yaklaşmaz. Diğerleri; doğruyu yanlış, iyiyi kötü göstererek kendi çıkar ve beklentilerine uygun tanımlamalar yaparlar.
‘Şeytanın yattığı yeri bilir’ sözü, kurnazlık yaparak tuzak kuranlar ve hesaplarına yönelik tezgâh hazırlayanlar için söylenir.
Amentü sahipleri de Kur’an’da yer almış olan anlaşılır ve ayrıştırılmış bilgiler ışığında şeytanı tanırlar”.
•
Evet, devlet idaresinden siyasete, ekonomiden kültüre, milletimiz ve devletimizi kendilerine “sömürülen manda” yapmak üzere her türlü yolu deneyen Haçlı Batının tekeline aldığı, yönettiği ve yönettirdiği kesimlere ve kişilere bu çerçeveden bakıldığında pek çok karanlık noktanın aydınlandığı görülecektir.
Ezcümle Âşık Veysel’den gelsin:
Kim okurdu kim yazardı
Bu düğümü kim çözerdi
Koyun kurt ile gezerdi
Fikir başka başka olmasa







