--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yeni anayasa ve üç konu

Hasan Aksay
Hasan Aksay
Milletin isteğini esas alan bir anayasa, asra yakın bekleniyor. Meclis’teki partilerle uzlaşılamayacağı da anlaşıldı. Hükümet, “Seçim sonrası” demiyorsa, kendi tasarısını, meclise getirip, millete gitmesi, hizmet yolunu kısaltır.
Anayasa seçim sonrasına kalsa da kalmasa da, üç konunun birbirine bağımlı olarak, mahalli seçimlerden önce çözümünde yarar vardır. 
Demokrasinin temeli çoğunluk. Baraj kalkar her parti meclise girerse, özellikle büyük devletler, istikrarsızlığa düşer. Demokrasi, şehir devletinde kalır. Oysa büyük devletlerde daha büyük ihtiyaçtır. Batılı büyük devletler, başkanlık, yarı başkanlık, dar bölge, senato gibi çeşitli yollarla, kendi sistemini yine çoğunluğa dayandırıyor. Kaosa düşmüyor. Sisteme dokunamayan devletler, istikrarla beraber, kalkınma imkanını da kaybediyor. Büyüklerin pazarı olarak kalıyor.
“Her fikir meclise girsin” sözü, ne adil; ne de yararlı? Milli bakiye ile %1 oyla meclise gireni, %99 istemiyorsa? Milli yarar bunun neresinde? Eğer yanlış verilen oyların partisi olsa, barajsız sistemle on milletvekili çıkabilir.
Meslekler, sadece bilgi ve genel kültürle icra edilmez. Her meslek, tecrübe, dikkat ve gayretle kazanılacak bir sanattır. Bu çağda, “Her işi yaparım” denecek iş kalmadı. Ehliyet gerek. Meslekler, zorluğuna göre gruplansa, yönetim başa geçer. Yönetimin başı, siyasettir. Tarih, siyasetin önemini anlatır ve eğitir. “İnsan siyasi canlıdır”.
Darbeler, Esat’lar, Sisi’ler, doğurdukları zulüm ve krizlerle; siyasetin, bilgi, beceri, fehim ve çıraklık gerektiren bir sanat olduğunu da gösterdi. Örneğin Post Modern Darbeyle, darbenin dış desteği, bir taşla üç kuş vurdu. “İmam Hatip” deyip, tüm meslek okullarını engelledi. Okumuş gençliği işsiz, sanayimizi yetişmiş elemandan yoksun bıraktı. Din dersleri öğretmensiz; İlahiyat Fakültesi mezunları işsiz kaldı.
Osmanlı şehzadeleri, çocukluktan başladılar devlet adamı çıraklığına. Kanuni, tebdili kıyafetle teftişteyken, hain bir saldırıyı, maharetle önleyen Er’e, bir de çavuşluk rütbesi verildi. Yeni çavuşa dikkat eden Kanuni, sadrazamı, “Ödülü iki kese olsaydı da, rütbeye zarar vermeseydik” diye ikaz etti. Yönetim önemli! “Bin işçi de, bir başçı”. Devlet, uzun ömürlüdür. Siyaset, ölümsüz değerlerle bakabilen gönül ister. Önemli ve risklidir. Kalkınmanın motoru devlet adamı; batışın sebebi kaht-ı ricaldir.
Politikanın, reklam gücü, yalan ve iftiraya yönelmesi; yol, köprü ve nükleer enerji gibi hizmetleri dahi engellemeyi, muhalefet zanneden parti şartlanmışlığı, demokrasiyi çıkmaza sokuyor. Bu tehlike, seçim sistemine dikkati zaruri kılar.
1) Özellikle ülke tam ayağa kalkarken, dereyi geçerken, istikrardan taviz verilemez. Temsilde adalet konusu, istikrara engel bir seçim barajı düşüklüğü ile değil, senato sistemiyle halledilmeli, baraj yine %10’da kalmalıdır.   
2) Milletlerin en büyük zenginliği, yetişmiş insanlarıdır. Diktatörlük, darbeler, ahlaki çöküşlerde hız kazanan sen-ben kavgaları, yetişmiş adam soykırımlarıdır. Yakın tarih; Abdulhamid Han’dan Menderes’e uzanan bu ibretler zinciri, yetişmiş insanlarımız üzerinde durmamızı, siyasi tecrübeleri çöpe atmamamızı ihtar ediyor.
CHP geleneği ve darbeler, siyasi atmosferi kirletti. Geçen asır, adeta dikta ve şartlanmış particiliğe tutsak düştük. Tecrübe ve çilelerle bir kadro yetişti. İstikrarlı dönemin hizmet kadrosu kaybedilmemeli. Senato, farklı seçim sistemleriyle, her partiden yetişmiş kimselerin temsiline imkan vererek, temsilde adaleti gerçekleştirecektir. Daha önemlisi, siyasi tecrübe birikimimizi heder etmeyip, çok daha ilerilere taşıyarak devletlerin olmazsa olmaz ihtiyacı siyasi kadrolar ve gelenekler doğuracaktır. 
Anayasa ve 3 konudan ikisine, senato ile gelecek rahatlığı, bu yazıda konuştuk. Gelecek yazımızda, inşallah, tamamen Türkiye ve dünya şartlarının gereği yeni bir senato düşünelim. İcra için, “Bu kere vakit dar” denebilir. Biz yine, “Meclis içeriye; senato dünyaya baksın” diye düşünmeye devam edelim. Müslüman, tüm insanlığa karşı, kötülükleri önlemek ve iyilikle sorumludur. Dünya küçülüyor, sınırlar şeffaflaşıyor. BM’nin hali ortada. Dünya ile ciddi olarak ilgilenmek şart. İhtisaslaşma, ayrıntılarını artırıyor. Türkiye’nin tüm insanlığa yapacağı, yapması gereken hizmetler var. Senato, değişen bu dünya şartlarının davet ettiği, meclisten farklılıkları olan, büyük devletlere has önemli bir meclistir. Gelecek yazı bunu konuşalım.

Hasan Aksay Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle