• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halit Kanak
Halit Kanak
TÜM YAZILARI

Vefât yıldönümünde Sûltânların Şâhı, Şâh-ı Nakşibend Hazretleri (2 Mart 1389)

04 Mart 2023
A


Halit Kanak İletişim:

“Şeyhinâ ve melâzinâ ve kıdvetinâ ve imâminâ ve imâm’i-tarîkati zi’l-feydi’l-cârî ve’n-nûri’s-sârî, eş-şeyh behâi’l-hakkı ve’l-hakîkati ve’d-dîn hazreti eş-şeyh Muhammedini’l-Üveysiyyi’l-Buharî, el-mağrûfi bi-Şâh-ı Nakşibend (Kaddesallahu sırrahu ve ilâ rûhi).”

Yüzyıllardır bütün dergâhlarda yapılan hatmelerde kendisinden bu şekilde övgüyle bahsedilir Gönüller Sûltânı, Nakşibendi tasavvuf yolunun yol başısından.

Muhammed Uveysi’l Buhârî, Nakşibendi tarîkatının kurucusu, büyük mutasavvıf, evliya; Şâh-ı Nakşibend Hazretleri, Hicri 718 senesi Muharrem Ayı içerisinde (1318) Kasr-i Ârifan’da dünyaya teşrif ettiler. 

Henüz bebekken Baba Semmasi Hazretlerinin kucağındaydı ve açık kerametlere dûçâr olmuştu. Mânevî terbiye için Emir Külâl Hazretlerine teslim edildi.

3 yaşlarında ilken büyük Allah celle celâlühü dostlarından Hoca Ali Râmitenî Hazretleri dünyasını değiştirdi. 

Bahçedeki ineklerden birisini göstererek, “Şu geyik boynuzlu ineğimiz alnı beyaz akıtmalı bir buzağı doğursa gerek” dediğinde henüz 4 yaşındaydı.

Gençliğine adım attığında Mezâr-ı Mezdâhin’e gittiği bir gün gece yarısı Hâce Abdülhâlık Gucdevânî Hazretleri ile karşılaştı ve Hâce kendisine tasavvufî terbiyenin başlangıcı, ortası ve sonu hakkında bilgiler verdi. Bu şekilde Gucdüvânî Hazretlerinin rûhâniyetinden feyz ve bilgi aldığı için Nakşibend Hazretlerine üveysi denmekte ve onun gerçek mürşidi olarak kendisinden bir asır evvel yaşayan Abdülhâlık Gucdüvânî Hazretleri kabûl edilmektedir. 

Ahmet Yesevî Hazretlerinin yol arkadaşlarından Abdülhâlik Gucdevânî Hazretlerinin rûhâniyetinden istifâde etmeye başlayınca açık zikri bırakarak gizli zikre başladı ve ömrünün sonuna kadar yolundan giden herkese bunu telkin etti.

Hocası Emir Külâl Hazretlerine bu durumunu şikayet edenler şu cevabı aldılar; “Onda gördüğünüz her iş Allah’ın hükmüyledir ve kendi irâdesinin o işte payı yoktur.”

Gün gelir Bahaeddin Nakşibendi Hazretlerini yetiştiren Emir Külâl Hazretleri, bahçede kerpiç taşıyan Bahaeddin’i yanına çağırarak şöyle buyurur;  “Oğlum Bahaeddin Hocam Muhammed Baba Semmasi Hazretlerinin seninle ilgili emirlerini yerine getirdim. Semmasi Hazretleri beni nasıl terbiye ettilerse benim de seni öyle terbiye etmemi emir buyurmuşlardı. Ben emirlerini yerine getirdim.” 

Sonra mübârek göğüslerini göstererek devam ettiler: “Sana göğüslerim kuruyana kadar süt verdim. Artık senin ruhâniyet kuşun beşeriyet semâlarını aştı. Bundan böyle benden sana icâzet, mârifet kokusu burnuna hangi istikâmetten geliyorsa oraya yönel.”

Bu emirden sonra Bahaeddin Hazretleri yedi yıl Mevlânâ Ârif Dikgerâni Hazretleriyle sohbette bulundular. Sonra 12 yılda Halil Ata Hazretleriyle sohbet yaptılar. Ardından iki sefer üst üste Hicaz’a gittiler. 

Horasan’a döndükten sonra beraberindeki Hâce Muhammed Pârisa’yı irşad için Nişabur taraflarına gönderip, kendileri Herat’a Mevlânâ Zeynüddin Hazretleriyle halleşmeye gittiler. Burada Mevlânâ Zeynüddin Hazretleriyle üç gün-üç gece sohbet ettikten sonra yeniden kutsal topraklara yöneldiler.

Gelişleri önce Nişabur, ardından Merv Şehirleri oldu. Sonra da ömürlerinin sonuna kadar kalacakları Buhara’ya yerleştiler. Bu süre içerisinde irşad sahası çok büyük bir coğrafyayı kaplamıştı.

Akın akın hergün dünyanın dört bir yanından ziyaretlerine gelen sevenlerinin herbirine ayrı ayrı iltifat gösterip ilgilenirdi. Bu durum son demlerine kadar böyle devam etti. 

Hoca Alâeddin Gucdevâni anlatıyor. “Son hastalığında Hazretin yanındaydım. Ölüm hâli gelmişti. Vefât etmeden az önce bana dönerek oğlum Alâ sofrayı getir ve yemek ye buyurdular. Sonra sürekli hizmetinde bulunan Hoca Ali Damad’a dönerek kabrini kazmasını emrettiler ve ardından hepimizin kafasındaki soruya cevap verdiler. Beni seven benden sonra Muhammed Parisa’ya nazar etsinler. Bu arada damadı Alâeddin Attar ise başında Yâsin-i Şerif’i okuyordu. Yasin’in ortasına gelince Kelime-i Tevhid’i söyleyerek ruhunu teslim etti.” 

Ruhlarını Kasr-i Ârifan’da teslim ettiklerinde hicrî takvimler 791 yılı Rebiülevvel Ayının üçüncü günü pazartesi gecesini gösteriyordu. (2 Mart 1389) İrşad yolları iki önemli Halife’si Muhammed Pârisa ve Alâeddin Attar Hazretleri eliyle devam ettiyse de Muhammed Pârisa ve bütün müridler Alâeddin Attar Hazretlerine intisab etmişti. Allah-û Teâlâ şefaatlerinden ayırmasın inşaallah..

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

kolaycıya

sana CİN ALİ serisinden yazsın..

Aklı Selim

İmam şahı Nakşibend hazretlerini keşke örnek alabilsek. Makam ve para ile imtihanı kaybettik. Cemaat tarikat deyince öcü gibi bakan insanları hiç suçlamayalım.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23