• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hacı Yakışıklı
Hacı Yakışıklı
TÜM YAZILARI

Çeyrek demokratların son planı Davutoğlu üzerine!

05 Mart 2016
A


Hacı Yakışıklı İletişim: [email protected]

“Mars’ta bulunan 6 gizemli bulgu” diye haber yapmışlar. Siz “gizemli bulgu” arıyorsanız CHP Genel Merkezi’ne gideceksiniz. Orada öyle bulgular ve pirince giderken bulgurdan olanlar var ki daha kendileri bile çözemedi. Birinci kat PKK’lı arkadaşlar, ikinci kat Pensilvanyalı arkadaşlar, üçüncü kat Siyonist arkadaşlar… Peki, bunca arkadaşın içinde “vatandaşlar” nerede? Hani cumhuriyetin; yani cumhurun partisiydiniz? Hem Mars’a gidip ne yapacaksınız, senin neyine ilim-bilim Vesayet?!

Bir de bunların partileriyle aynı ismi taşıyan gazetesi var. Cumhuriyet Gazetesi! Sanki cumhuriyet bunların tapulu malı, işlerine geldiği gibi tepe tepe kullanıyorlar. Aksırana kadar, tıksırana kadar, şişenin dibini bulup rakı bardağında balık olana kadar kullanıyorlar.

Gazetenin sözde Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar meselelere Türkiye halkının gözünden değil, Avrupa’nın gözünden bakıyor ve “Avrupalılar Türkiye’nin gidişatını endişeyle izliyorlar” diyor. Bu şahıs şimdi Türkiyeli bir gazeteci mi oluyor?

Ülkeyi yıllarca “çeyrek” demokrat, “yarım” porsiyon laik, bir litre çağdaş, iki buçuk kilo sosyalist;  ama “tam” millet düşmanı adamlar yönetti! Biz artık mönüye dikkat etmek zorundayız!

“TÜRKİYE’NİN GİRİŞ NOKTASI, SINIR KAPILARI DEĞİL; MİT’TİR!”

Milli İstihbarat Teşkilatı’nı elinde tutan, ülkeyi elinde tutar. İçeride dilediğiniz kadar önlem alın, şayet istihbaratınız birilerinin eline geçtiyse en güvendiğiniz adamlar tarafından bile “diktatör” ilan edilirsiniz.

Siz MİT tırlarını durdurup, devletin sırlarını düşmana ifşa etmeye çalışanların “vatana ihanet” ettiğini mi sanıyorsunuz? “İşte o silahlar” diye haber yaparak ağababalarından övgü alanların Türkiye’ye ihanet ettiğini mi düşünüyorsunuz? Onlar ihanet etmiyor, kendi öz vatanlarına hizmet ediyorlar. Türkiye, hiçbir zaman onların öz vatanı olmadığı için yaptıkları şey “ihanet” sayılmaz! Bazı mahkemeler onları bu sebeple bırakıyor olabilir(!) 

Önce kelimeleri satmaya başladılar, sonra birbirlerini… Onlar için “milat” ihanetle başladı. Tarih kitapları ihanet öncesi ve sonrası diye ayrılmasa da insanların gözleri kör değildi ya!

Tıpkı şairin dediği gibi; “Önce dişlerimiz döküldü, sonra saçlarımız, ardından arkadaşlarımız”

“SON PLAN: DAVUTOĞLU-ERDOĞAN ÜZERİNDEN KAVGA SENARYOSU”

Son plan Başbakan Ahmet Davutoğlu üzerine kurulu ve Sayın Davutoğlu her şeyin farkında! Muhalefet ve bir grup medya Başbakan-Cumhurbaşkanı ayrılığı üzerinden yürüyerek iktidar partisini parçalamayı planlıyor. Acemice bir taktik gibi görülse de dikkatli olmakta fayda var. Sırf bunun için operasyonel gazeteler bile çıkarabilirler. Yeni çıkacak gazeteler 100-150 bin tirajla işe başlayabilir. Taraf Gazetesi de böyle çıkmış ve 50 bin bandına oturmuştu. Ahmet Davutoğlu’nu “klasik siyasetçi” sanarak onu kendi istedikleri çizgiye getirebileceklerini sanıyorlar. Başaramayacaklarını bilseler dahi her şeye rağmen deneyecekler. 

“SECCADELER DUVAR SÜSÜ, BAŞÖRTÜLER MODA İKONU”

Tüm bu çember içinde bizler ne yapıyoruz? Bu dünyaya “ömür alıp ömür satmaya” mı geldik? Hisse senetlerinde faizli bonoların şehvetinde boğulmaya mı? Ruhun ne demek olduğunu unutanlar, onu bedene “üfleyenin” kim olduğunu da unuturlar! Sahte bir hayatın, ecnebiceye çevrilmiş tercümesinde; bütün seccadeler duvar süsü, başörtüler moda ikonu olmak için yarıştığı vakit kaybederiz. Çünkü kaybedilen idealler, kâğıt toplayan çocukların avuçlarına bırakılıp geri dönüşüm kutusuna gönderilir. Dönüştükçe iştah artar, beden büyür, gözler kanlanır; insanlığın küçüldüğünün farkına bile varılamaz! Farkına varmak için yaşamak gerekir. Sahi biz neyin hayatını yaşıyoruz?

“Bugün bankan için ne yaptın?” sözünü masasının en iyi yerine koyan finansman elemanının kaybolmuş hayatına dokunabilecek fetih ruhunu yeniden yakalayabildik mi?

En son ne zaman toprağa ayaklarımız değdi, yıldızlara en son ne zaman baktık? Karıncaları evden kovup öldürmek dışında hiç onlarla ilgilendik mi? Hz. Süleyman ordusuyla gelirken “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin” (Neml Sûresi/18.ayet) diyen karınca yanı başımızda dolaşıyor olamaz mı? En son ne zaman evreni yaratanı ve yaşamak denen bu girdabı düşündük?

Sahi ihanet diyorduk! Önce kendine sadık olacak insan, ruhuna sadık olacak… Ruhunu bitpazarında satılığa çıkaranlar için “ihanet” diye bir şey yoktur! Onlar sahiplerinin sadık köleleridirler!

SON SÖZ: Can Dündar tahliye olunca birisi “Nihayet can’ımız çıktı” yazmış! Bu takdirde bize de “Hepinizin can’ı çıksın” demek düşer.

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23