• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Fahrettin Dede
Fahrettin Dede
TÜM YAZILARI
07 Ocak 2019

Türk dış politikasının başarı sırları

Geçen Cuma günü bu sütunda yayımlanan Mısır ordusunu TSK ile savaştırmaya yönelik bölgesel ve küresel hesapları konu alan yazıma ilginç tepkiler geldi.

Destek veren okuyucular çoğunlukta olsa da…

Kimi hesap, kimi coğrafya, kimisi de sosyoloji bilmediğimden dem vurmuş… Bir kısmı “Aman başımıza açtığımız dertler yetmedi mi?” deyip ekliyor: Yeni maceralara girişmeyelim…

Hele bir tanesi öyle Sisi güzellemeleri yapmış ki; nutkum tutuldu!

BAŞARILI DIŞ POLİTİKANIN ŞİFRELERİ

Türkiye’de son yıllarda bir terane ağızdan ağza dolaşıyor… “Hükümetin dış politikada giriştiği maceralar” şeklinde başlayan konuşmalar; “Ortadoğu bataklığı...” diye devam ettirilip "Esed’in ‘destansı mücadelesi’ ve zaferi"yle bitiriliyor. Dış politikada Ortadoğu bataklığına battığımız şeklindeki iddiaları sahiplerinin temennisi olarak değerlendirip anlatmaya çalışayım:

Evet, Türkiye; Arap Baharı’nın ilk başladığı 2010/2011 yıllarında dış politikasında bazı hatalar yaptıysa da son yıllarda atılan adımlarla tek taşla birden fazla kuş vuruluyor. Hatırlayın; Türkiye, 2015 yılında PKK ve DAİŞ’e adeta yem edilmek istenen ülke pozisyonundaydı. Güney şehirlerimiz hendeklerle doldurulurken batı kentlerinde de her gün bir canlı bomba felaketi yaşanıyordu. Bugün gelinen noktada ise Türkiye, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtından alnının akıyla çıkmanın gururunu yaşıyor. Yurt içinde bitirilen PKK terör örgütünün Suriye kolu PYD, Afrin’de yaşadığı askeri hezimet ve hükümetin diplomatik adımları sonucu ABD tarafından satışa getirilmenin isyanını yaşıyor.

ESED’İN ZAFERİ Mİ DİKTATÖRÜN İNADI MI?

Bugün yatıp kalkıp “Esed’in destansı zaferi”nden bahseden bir kısım medya ve kerameti kendinden menkul Ortadoğu uzmanları, Suriye nüfusunun yarıdan fazlasının ülke dışında sefaletle yaşamasından bahsetmiyor. Sabah akşam Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için diktatör naraları atanlar ya ideolojik ya da mezhepçi saiklerle Esed güzellemeleri yapıyor ama gözden kaçırdıkları bir şey var: İran ve daha da önemlisi Rusya olmasaydı, Esed rejimi çoktan tarihin çöplüğüne karışmıştı...

MADDE MADDE TÜRKİYE’NİN BAŞARISI

Daha da ötesinde Türkiye sergilediği ‘insani duruş’ ile tarafını belli etti ki, bu da er geç dünya kamuoyu önünde takdir edilecek. Türkiye’nin son bir kaç yılda sağladığı başarılardan bir çırpıda akla gelenleri madde madde yazalım mı?

■ Suriye’de Rusya ile koordineli olarak atılan adımlar ve ABD’nin zoraki rızası neticesinde Suriye’nin kuzeyinin önemli bir bölümü PKK ve DAİŞ teröründen temizlendi.

■ Bugün bazı medya organları ve siyasetçiler aksini iddia etse de hem Esed rejimi hem de Mısır’da Sisi’nin başını çektiği askeri rejim Ankara ile barışmak için dünden razı... (Başka kaynaklarım da var ama bu rejimlerin sözcüsü niteliğindeki Aydınlık’ı inceleyin, anlarsınız) Tek istedikleri Erdoğan’ın kendi meşruiyetlerini tanıması!

■ Türkiye, Birleşmiş Milletler’deki Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınması konusundaki oylamada ABD’ye uluslararası arenada unutamayacağı bir hezimet yaşattı. İsrail’in hukuk tanımaz eylemlerini en fazla Türkiye dillendiriyor, İsrail iç politikasında bile bunlar tartışılıyor.

■ 2013 yılından bu yana Türkiye’ye yönelik kurulmadık kumpas bırakmayan Körfez ülkelerinin politikaları artık görmezden gelinmiyor, cevabı veriliyor. 15 Temmuz’dan sonra Cemal Kaşıkçı hadisesi yeni bir kırılma noktası oldu ve Suudi Arabistan-BAE ikilisinin politikaları artık yanlarına kâr kalmıyor. 

■ İki gün önce Ukrayna Devlet Başkanı Poroşenko, Türkiye’deydi ve ülkesine döndüğünde Kiev kilisesi bağımsızlığını almıştı. Bu da çok yönlü dış politikanın bir yansıması olsa gerek.

 

BBC Türkçe Servisi’ne haber önerisi: İngiltere’de İslamlaşma!

Ashab-ı Kehf kıssasını bugüne uyarlayıp CHP tezviratıyla kandırılan 7 seküler insanı 10 yıl önce uyutup bugün uyandırsak “Şeriat geldi mi?” sorusuyla uyanırlar heralde...

Şimdilerde bir kısım medya, KONDA isimli araştırma şirketinin ‘10 yıllık toplumsal değişim raporu’ verilerini “Dindarlaşmadık, daha da sekülerleştik” şeklindeki sevinç başlıklarıyla veriyor.

Raporun hemen akabinde BBC Türkçe servisi de sinsi mi sinsi bir röportaj yayınladı.

BBC’nin “Başörtüsünü çıkaranlar anlatıyor” başlığıyla yayınladığı röportaj haberinde konuşan kadınlar, aslında İslam’dan çıkıp ateist olduklarını anlatsalar da İngiliz tarzı gazetecilik bu tarz bir çarpıtmayla sunuyor haberi...

Dansçı kız, başörtülülüğüyle ilk kez dans yapmak istediğinde yüzleşmiş, kendisine “müminesin sen, mümine kal” filan denmiş, orada bir içerlemiş; sonra evrimcilerle tartışmaya girdiklerinde bu hep kendini inanç üzerinden savunurken evrimci kişi hep bilimsel açıklamalar yapıyormuş. Ama aklında bu açıklamalardan pek bir şey kalmamış olmalı ki, dansçı kız da tıpkı benim anlatımımda olduğu gibi boş ifadeler kullanıyor...

Dahası boş bakıyor...

Ama konumuz dansçı kız değil!

BBC Türkçe’ye bir çağrım olacak:

Ey BBC! Son zamanlarda hep böyle protest akımları filan bulup ilginç başlıklarla haberleştiriyorsunuz... İlginç haberler peşindesiniz ya; şimdi de İngiltere’de İslam’laşma konulu bir haber yapın! Emin olun çok RT alır...

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23