• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Enes Alemdar
Enes Alemdar
TÜM YAZILARI

Başkanlık sistemi neden gerekli?

30 Ekim 2016
A


Enes Alemdar İletişim: [email protected]

Bugünlerde çokça tartıştığımız Başkanlık konusu aslında yeni bir olgu değil. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’dan bu yana Türkiye’deki siyasal sistem zaman zaman tartışma konusu olmuştur. Özellikle 1970/80’li yıllarda uzun süre hükümetlerin kurulamaması ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşanan tıkanmaların Türkiye’yi nasıl bir siyasi krize sürüklediği biliniyor. Yaşanan bu tıkanmaların sebebi bazı çevreler tarafından Türkiye’deki seçim sistemi üzerinden değerlendirilse de, sistem üzerinde birçok kez değişiklik yapılmasına rağmen sorunun kalıcı bir şekilde çözülemediği görülüyor. Bununla birlikte parlamenter sistemin bir sonucu olarak kurulan uzun dönemli koalisyonların, gerek kuruluş sürecinde yaşanan sıkıntıları gerekse kurulduktan sonra oldukça kısa ömürlü ve istikrarsız bir çizgide olması sistemdeki işleyişin acziyetini de ortaya koyuyor.  

***

Bugün ise gelinen noktada Türkiye siyasetinin meseleyi iki farklı paradigma üzerinden tecrübe ettiğini söyleyebiliriz.

İlk olarak, 2007 yılındaki referandum sonucunda yapılan Anayasa değişikliğiyle, Cumhurbaşkanı’nın seçilmesine yönelik yetki bizzat halka verildi. Ardından 2014 yılında Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk kez halk tarafından Cumhurbaşkanı seçilmesi, hem mevcut krizin çözümü noktasında hem de Başkanlık sistemiyle ilgili ileriye dönük tartışmalara somut ve pozitif bir alan açmasını sağladı.

Fakat başta ana muhalefet partisi olmak üzere belli bir takım akademisyen cenah yine bu tartışmaları farklı yönlere çekerek meseleyi kişisel ve ideolojik temelde -nasıl kategorize ederiz? bunun mücadelesine düştüler. O kadar ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Başkanlık sistemini kendi siyasi kariyeri için istediği ve sistemin ileride totaliter bir yönetim krizine dönüşebileceği gibi birçok mesnetsiz argüman kullanıldı.

***

Akabinden 2015 Haziran seçimlerine gelindiğinde, parlamenter sistemin artık yeni Türkiye anlayışında tamamen işlevselliğini yitirdiğini gördük.

Hiçbir siyasi partinin tek başına iktidar olamamasıyla başlayan süreç, ana muhalefet partisi tarafından bir fırsat gibi görülerek, ciddiyetsiz bir siyasi pazarlığa malzeme edilmişti. Tıpkı geçmişte olduğu gibi, kendi ideolojik çıkarlarını ülke bekasının önünde gören siyasi ve ekonomik elitler, o dönemde yine tavırlarını vesayetçi anlayıştan yana kullandılar. Böylelikle olası bir koalisyonla, sistemi kendi istedikleri ölçüde dizayn edebileceklerdi. Neyse ki korkulan olmadı. Kasım 2015’de tekrar erken seçime gidilmesiyle, oluşan siyasi boşluk kısa vade de aşılmış oldu.

***

Fakat her ne olursa olsun, Türkiye siyaseti artık bu kısır döngüden çok ivedi bir şekilde kurtulmalıdır. Bir an evvel kendi sosyolojik ve tarihsel alt yapısına uygun bir Başkanlık modeline geçerek daha istikrarlı, kesintisiz ve etkin bir yönetimle yoluna devam etmelidir. Elbette geçiş sürecinde bazı sistemsel kırılganlıklar yaşanabilir ancak hassas bir çalışmayla bütün bunları minimize etmek mümkündür. Tabi son olarak buradaki en önemli görevin Ak Parti teşkilatlarına düştüğünü de belirtelim. Başkanlık sisteminin geniş toplum kesimleri tarafından henüz tam olarak bilinmemesi ve aynı zamanda belli mecralar tarafından her fırsatta bu sistemin bir korku siyaseti gibi gösterilme çabası, parti teşkilatlarının önümüzdeki süreçte şuan olduğundan çok daha güçlü ve sistemli şekilde çalışmalarını gerektiriyor.

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23