Türkçem Dile Gelse Ne Der

14 Ocak 2019 Pazartesi

Dili ağırlaşan Türkçe bir gün ağız dil vermez olacak. 

Ana dilimizin derdine dermân olmazsak -maazallah- dili boğazına akacak. 

Yıllardan beri anlata anlata dilimde tüy bitti. 

Her şeye rağmen, devam... 

Çünkü bu benim dâvâm. 

Gerçi "Dilden gelen elden gelse her fukarâ pâdişâh olur." demişler, bilirim. 

Lâkin şunu da bilirim:  

"Dile gelen, ele gelir..." 

*** 

Türkçemiz yediği bunca ağır darbeden ve beyninde süren arbededen dolayı bir gün dile gelse ne derdi?.. 

"Beni niçin asıl sâhibimden, yâni beni ben yapan milletimden kopardınız?" diye başlardı söze, muhtemelen. 

***

"Yüzlerce, binlerce yıldır milyonlarca, milyarlarca insanın dilinde ve elinde nesilden nesile geldim. Onların irâdesi, ifâdesi ve müsaadesiyle şekillenip dillendim. Tâ ki 1930'lara kadar... Bu yıllardan îtibâren, hâkim gücün emir-kumanda zincirine bağlandım..."

***

“Asırlar boyunca,  Orta Asya'dan yürüyüp Afrika ve Avrupa’ya yayılıp coşarak, koşarak; kıvrak, şakrak bir kısrak gibi geliştim. Anadolu'da Yûnus soylu, suna boylu, derviş huylu bir güzel olmuştum.
1930'lardan îtibâren duldasız, gıdâsız, edâsız ve sedâsız bırakıldım.”

***

"Yedi sekiz asırdan beri benim zengin terkîbime karışan, varlık sırrıma erişen, benliğime yerleşen, köklerimle birleşen, sonra göğerip fidan olan, çınar gibi gürleşen binlerce kelimem vardı. Osmanlı yıkılır yıkılmaz yeni devletin karârı, TDK'nın ısrârı ve Agopların ızrârıyla bu çınarlar, benim toprağımdan koparıldı, kökünden söküldü..." 

*** 

"Gövdeme balta vuruldu, dallarım kırıldı, yapraklarım yeni dil rüzgârıyla savruldu..." 

***

"Asıl sâhibinden kaanunsuz ve uygunsuz olarak, cebren ve hîleyle alınıp birtakım politikacı ve müteahhitlerin ihtirasları için dozer paletleri altında çiğnenmiş güzelim bir bahçe gibi talan ve târumâr edildim..." 

*** 

"Dil Darbesi mahsûlü, Fransız pardösülü, Osmanlıya küsülü, öz Türkçe tütsülü, dil mikrobu kapsülü; Türkçe foyalı, Avrupa iğne oyalı ve kara boyalı kelimeler vücûduma zorla zerk edildi. Böylece kimyam bozuldu ve zehirlendim, kirlendim..." 

*** 

“Bir dilde 700 yılda ancak görülebilecek değişmeyi ben 70 yılda yaşamak zorunda kaldım. Nitekim 1930'lardan beri Türkiye'de her neslin elinde ve dilinde kılıktan kılığa girdim.”

***

"Öyle nesiller yetiştirildi ki onlar  benim 90 yıl önceki hâlimi İngilizceden bile daha yabancı buluyorlar..." 

*** 

"Kelimelerimle berâber edebî eserlerim de ölüme mahkûm edildi... Binlerce cilt kitap bugünkü nesil için birer ölü, tozlu sayfalarda örtülü, kapıları sürgülü ve türbede gömülü hâldedir." 

*** 

"Çoğunuz eski sağlıklı ve dinç hâlimi bilmediğiniz için şu an beni iyi sanıyorsunuz. Hâlbuki şimdi ben, geçmişini nerdeyse hiç hatırlamayan bir Alzheimer hastasıyım... " 

*** 

"Beni bugünkü afyonlu, operasyonlu, hormonlu, şarbonlu ve radyasyonlu hâle düşüren TDK’dan ve o devrin siyâsetçilerinden dâvâcıyım." 

*** 

"Ey milletim, aslında kendimden çok size üzülüyorum. Çünkü bende yapılan sun'î, ânî, şeytânî ve yabânî değişiklik sizin beyin faâliyetlerinizde az çok yavaşlama, aksama, durma, tıkanma ve zorlanmalara yol açtı. Düşünme-konuşma; dinleme-anlama; okuma-anlama arasındaki yollar şimdi sizin için dolaşık, çapraşık, karışık bir hâlde. Beyindeki aksamalar, vücûdun diğer uzuvlarındaki hastalıklardan daha vahimdir. Sağlıklı düşünememek, hep yarım yamalak anlayıp yalan yanlış anlatmak, insan zihnini dâimâ daraltır, ruh sağlığını sürekli tehdîd eder..."

***

“Yeni kelimeleri niçin kabûl etmeyeceğim ki? Ama gerçekten yeni olmalı. Bende eskiden beri zâten var olan kelimelerin yerine zorla konmuş kelimeler yeni değildir. Nitekim beni bu kelimeler bozdu...”

***

“Artık pek hatırlamasam da eskiden çok sağlıklı, zengin ve güzel olduğumu biliyorum. Meselâ şu adamların devrinde, kaleminde ve dilinde:

Dede Korkut, Ahmed Yesevî, Hacı Bektâş-ı Velî, Yûnus Emre, Âşık Paşa, Karacaoğlan, Niyâzî Mısrî, Pir Sultan Abdal, Fuzûlî, Bâkî, Kâtip Çelebi, Evliyâ Çelebi, Nedîm, Şeyh Gaalib, A.Cevdet Paşa, A.Midhat Efendi, Ömer Seyfeddin, H.Rahmi Gürpınar, H.Ziyâ Uşaklıgil, Tevfik Fikret, Mehmed Âkif, Ahmed Hâşim, Yahyâ Kemâl, M.Şevket Esendal, H.Edip Adıvar, R.Nûri Güntekin, A.Şinâsi Hisar, Peyâmî Safâ, A.Hamdi Tanpınar, Âşık Veysel, Necip Fâzıl, Nâzım Hikmet, Sabahattin Ali, Sait Fâik, Orhan Veli, Câhid Sıtkı vb.”

***

“Ben de diğer büyük diller gibi olmak istiyorum: İngilizce, Fransızca, Arapça, Farsça, İspanyolca, Çince meselâ. Onlar geçmişinden kopmadılar ve güçlendiler. Kelime atmadılar, biriktirip zengin oldular...”

***

“Sizler benim güzelim dallarımı, yapraklarımı kırmakla kalmadınız; köküme de balta vurdunuz...”

***

“Kısacası: Yorgunum, vurgunum, dargınım...”

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • TürkçeciTürkçeci5 ay önce
    Adem Bey'e katılıyorum. Türkçeye değil, Arapça-Farsçaya önem veriliyor. Arapçayı kutsallaştırmaktır bu. Milletin bilinçaltına öyle bir anlayış yerleştirilmiş ki, misafir kelimesi yerine konuk kelimesini kullanan kişide suçluluk psikolojisi oluşuyor. Konuk kelimesi de bazılarına göre uydurukmuş! Tanzimat Fermanı'nı açıp okumaya çalışın. Acaba ne kadarını anlayacaksınız. Arapça, Farsça dil kurallarıyla Türkçe yazılmaz, Türkçe konuşulmaz. Bunu iyi ayırt etmek gerekiyor. Yıllarca Türkçe dediğimiz dil, Arapça ve Farsçanın baskısı altında inim inim inledi. Konuyu İslamiyetle karıştırmayın lütfen. İslamiyet Arapça demek değildir. Bugün Batı dillerinden giren kelimeleri nasıl ki eleştiriyorsak asırlar önce aydınlarımızın, aydın (!) görünmek adına Arapça-Farsça tamlama ve kelimeleri sözlüklerden çıkarıp kullanmalarına ne diyeceğiz? Tarih, tekerrürden ibarettir. Bugün yapılanlar, geçmişte yapılanların aynısıdır. Yanlışta ısrar etmenin faydası yok. Bir dilin başka dillerinden etkilenmesi, o dilden kelime alması, o dile kelime vermesi doğaldır. Ancak Türkçenin tarihine baktığınızda bunun çok da doğal olmayan bir şekilde ortaya çıktığınız görüyoruz.Özellikle Osmanlıca dediğimiz yapay (suni) dil, kesinlikle doğal bir şekilde oluşmamıştır. Oluşum şekli, bugün entelektüel görünmek adına Batı dillerinden kelimeleri gereksiz yere kullananların Türkçeyi bozmak adına yaptıklarına benzemektedir. Dünya tarihinde kendi dilini bu kadar bozmaya çalışan bir millet herhalde yoktur. Sayın yazarın, ısrarla Türk Dil Kurumunun yayınladığı imla kılavuzuna aykırı bir şekilde yazmasının hikmetini de anlamış değiliz. Son olarak Sayın Editör, umarım bu aykırı yorumumu basın meslek ilkeleri doğrultusunda yayınlarsınız. Ben Arapça değil, Türkçe konuşan bir Müslümanım. Saygılar.
  • Murat sürgü düzeltmeMurat sürgü düzeltme5 ay önce
    Hocam kaleminiz dert görmesin at binenin kılıç kuşananındır işin ehli ve bu işe gönül veren sizin gibi kişiler oldugu sürece sırtımız pek karnımız tok olur saygılar
  • Mutat sürgüMutat sürgü5 ay önce
    Hocam kaleminiz dert görmesinat binenin kılıç kuşananındır işin ehli ve bu işe gönül veren sizin gibi kişiler oldugu sürece sırtımız pek karnımız yok olur saygılar
  • AdemAdem5 ay önce
    Türkçeye önem verelim elbette. Lakin siz Türkçeye değil, arapçaya, farsçaya önem vermek istiyorsunuz. Osmanlıca sade Türkçe değildir, Osmanlıca diye bir dil yoktur. Türkçe-Arapça-Farsça (+ing.frz.alm.vb) kelimelerden oluşan ve harekesiz arap alfabesiyle yazılıp okunan bir dildi. Halkın çook büyük kısmı okur yazar bile değildi. Üçbeş seçkin ve saray erbabı dışında bu eserleri okuyabilen yoktu. Ayrıca bu yazarları ve eserleri okumak anlamak isteyen herkes başarabilir. Eleştirmek kolay, siz ve çok övdükleriniz bugün toplam kaç kelime ile iletişim kuruyorsunuz? Övdükleriniz "manifesto, rügüle, dezenfermasyon, vs." gibi yabancı sözcükleri hergün milletin gözünün içine baka baka kullanırken neden onlara tepki göstermiyorsunuz? Takmışsınız harf inkılabına, tdk ya, 1930 lu yıllara ve Atatürk'e. Öyle gidiyorsunuz. Bence ilk emri "Oku" olan bir yüce dinin inananları olarak neden okumuyoruz?, Neden okumayı, ilmi, sevgiyi, saygıyı, adaleti yüceltmiyoruz siz buna kafa yorun. Okuyucularınız adına.
  • nostaljinostalji5 ay önce
    Sende Türkçe mi kalmış sen ARARplAŞMIŞSIN artıkpartinin politikası sende etkili olmuş. Sen bizden değiLsin araplardan yanasın.
  • AHMETAHMET5 ay önce
    Yakup Hocam, yine güzel bir yazı çıkarmışsınız. İnşaallah ibret alınır.
  • Mehmet YILMAZMehmet YILMAZ5 ay önce
    "Onlar geçmişinden kopmadılar ve güçlendiler. Kelime atmadılar, biriktirip zengin oldular." diye ifade etmişsiniz de dili koruyacak olanlar kimler, Eğitimden sorumlu bakanlık mı, medya mı, hükümet mi, ve çözümleri neler? Dili korumak için, küreselleşmenin yoğun bir şekilde yaşandığı bu dönem de, küreselleşme dedikleri bu kültür erozyonuna nasıl engel olabiliriz. Bir de bu konu hakkında yazı yazarsanız sevinirim.
  • Celil yağmuroğluCelil yağmuroğlu5 ay önce
    Hocam bu anlamlı ve değerli yazılarınızdan dolayı takdir ediyorum, Bendeniz Irak Kerkük Türkmenlerinden küçücük bir köyünden keküke eskiden 6 KM uzaktaydı O zaman konuştuğumuz dil tam Osmanlı ve azıcık azerice şivesiyle konuşuyorduk Kerkük Türkmen şehir şivesi iyse kaba ve bir az farklı Arabca kelimeler eklenmiş zamanla Kerkük şehri ve köyümüzün arasındaki mesafe kalmadı şimdi köyümüz Kerkük şehrinin bir Mahallesi oldu O eski Türkçemiz kayb oldu gitti ,,Sonra Türkiyeye geldim karşıma Gavurun Latince harfleri karşıma çıktı Mimarlık bölümü okuyorum % 60 yeni uyduruk Türkçe ve yabancı kelimeler zar zor yarı öğrendim ve hala Yeni Cumhuriyet Türkçesini öğrenemedim her gün yeni yabancı kelimeler önüme çıkıyor şaştım kaldım ne olacak bu Türkçenin halı,,
  • yunusyunus5 ay önce
    cok etkilendim o kadar yerinde yapılan tespitler kitüm Türk'ün okuyup ders alması gerekir diye düşünüyorum, muhterem yazarımıza da yürekten teşekkürlerimi sunuyorum

Günün Özeti