THY- Euroleague

TDK’nın Tarafı Ne

09 Eylül 2018 Pazar

Türkçe 1930-1940'lardan îtibâren her gün sol tarafından kalkıyor... 

TDK’nın kuruluş gaayesinde bir taraftan "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek"  yazıyor ama bu madalyonun bir de ters tarafı var... 

*** 

Türkçe bugün âdetâ "çift taraflı kalp yetmezliği" ile boğuşurken-boğulurken TDK onu bir tarafa bırakmış vaziyette... 

Dilimiz çok taraflı ihmal, kasıt, tehlike ve taarruza uğrarken TDK hiç o taraflı olmuyor... 

Siyâsî ve ideolojik taraf gözeten TDK tarafından Türkçe perîşân edildi... 

Zararlar bertaraf edilmezse dil ve kültürümüz doğrulamaz... 

Fakat TDK, hâlâ "Dil Darbesi" tarafdarlığı yapıyor... 

Türkçede dört bir taraf uydurukçayla doldu... 

*** 

Bütün bunları şimdilik bir tarafa bırakalım ve TDK'nın “taraf”ına dikkatle bakalım.

TDK, Güncel Türkçe Sözlük'ünde “taraf” kelimesini îzâh ederken epey Türkçe kusûru işlemiş.

Aslında elle tutulacak tarafı kalmayan TDK lügatlerinin “taraf” maddesinde de yaka bir tarafta, paça bir tarafta... 

***

Güncel Türkçe Sözlük'te “taraf” kelimesinin birinci mânâsı (Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri) için verilen örnek cümle uygun değil. 

Elif Şafak'tan iktibâs edilen cümle şu: 

"Apartmanın temizliğine azami dikkat edilecek, her taraf pırıl pırıl olacak.

Bu cümle, “taraf” kelimesi için TDK'nın tesbît ettiği birinci mânâya değil, 6. mânâya daha uygundur: 

"Bir şeyin belli bölümü, kısmı." 

Zîrâ örnek cümlede "her taraf" diye kullanılan kelime "apartmanın her yönü" değil "apartmanın her yeri, bütün kısımları: merdivenler, asansör, kapılar, duvarlar, pencereler vs."  demektir. 

TDK'lılar, “taraf”ın birinci mânâsı (Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri) için uygun örneğe ihtiyaç duyarlarsa kendileri için bulduğum ve aşağıda sunduğum cümlelerden birini kullanabilirler: 

“Önü çökmüş sarığın, arka taraf vermiş bel." -Mehmed Âkif Ersoy. 

"Siyasi makaalelerin çoğu, bir tarafı pişmiş omletler gibi ancak alt üst ettikten sonra yutulabilir!" -Cenab Şahâbeddin.

"Kazaskerin sırtında İngiliz sofu, hanımının sırtında Lyon kumaşından çarşaf, üst tarafına asılmış Yesârîzâde yazması yüzünden Fransız üslûbu konsol, Bohemya işi lamba hep Müslüman’dı."  - Ahmet H. Tanpınar.

"Üst kattaki gramofonla yan taraftaki radyo arasında bir uğultu değirmenine dönen bugünün kafası için bir satıcı sesinin değeri ancak satılan şeyle ölçülebilir." - Ahmet H. Tanpınar.

"Bizim masamız kapıdan girince sol taraftaydı." - Ahmet H. Tanpınar. 

Evet, bu kadar doğru ve güzel cümle varken Elif Şafak'ınki isâbetli olmamış... 

*** 

Taraf”ın 4. mânâsı (İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri) için de TDK doğru-güzel bir cümle bulma zahmetine girmemiş; yasak savan-yavan bir lakırtıyla yetinmiş: 

"Karşı tarafın adamları." 

Bu kullanışta "taraf" kelimesinin hangi mânâya geldiği belli değildir; burada pekâlâ "yer, yön, semt, kıyı" mânâları da akla gelebilir.

Hâlbuki 4. mânâya uygun, doğru ve güzel cümleler bulmak hiç de zor değil. İşte Nihad S. Banarlı'dan bir cümle: 

"Münazarayı hangi taraf kazanırsa Uygurlar o dinden olacaklardır." 

*** 

TDK'nın “taraf” hatâlarının en büyüğü 5. mânâya  (Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi) örnek diye verdiği cümle: 

"Evine görücü gelecek kız tarafı strese girerdi." 

Üstün Dökmen'den alınan bu cümlede “taraf” kelimesi -apaçıktır ki-  5. mânâya aykırı olup 4. mânâya uyar. 

Kubbealtı Lügati'nin Ahmet H. Tanpınar'dan aldığı cümle 5. mânâya (Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi) uygun ve doğrudur: 

"Onun hayâtını ana tarafından torunu olan Cevat Dursunoğlu’ndan sık sık dinledim." 

*** 

TDK'nın “taraf” maddesinde mânâ eksikliği de görülmektedir. 

Kaamûs-ı Türkî’nin “taraf” için verdiği 3. mânâ (ind, nezd, yan, sûy) ve bunun için verdiği örnek sözleri TDK dikkate alsaydı bu eksiğini giderirdi:

"Tarafınıza gönderdi, tarafınızdan geldi, tarafımıza irsâli."

D.Mehmet Doğan'ın hazırladığı lügatte de bu mânâ "huzur, ind, yan" kelimeleriyle karşılanmış ve C.Sıtkı Tarancı'dan alınan iki güzel mısrâ ile desteklenmiş: 

"Artık cümbüşte yoksam geceleri / Sanmayın tarafımdan ihanet var..." 

Kubbealtı Lügati de TDK'nın “taraf” maddesinde noksan bıraktığı mânâyı şöyle ifâde etmiştir: 

"(İyelik ve diğer çekim ekleriyle kullanıldığında) Bahsedilen kimse veya varlığı belirtir." 

Buna örnek olarak da üç adet cümle vermiş, biri de Ahmet H. Tanpınar'a âit: 

"Osmanlı devri, Fâtih’in vezîri Büyük Mahmud Paşa tarafından yaptırılmış bir han ve bedestenle başlar."

(Kubbealtı Lügati’ndeki örnek cümleler, TDK’nınkilere hem sayı hem kalite bakımlarından fark atıyor. Gelgelelim TDK hâlâ yatıyor.)

***

TDK’nın “taraf” maddesinden öz Türkçeciler tarafına da bir hisse ayıralım. Kendi aralarında paylaşıp nasiplensinler bâri...
1935’in Osmanlıcadan Türkçeye Cep Kılavuzu’nda “tarafgir” kelimesinin öz Türkçesi olarak “yançeker, yantaz” kelimeleri var.

Tarafgirlik” içinse “yançekerlik, yantazlık...”

Ayrıca “tarafdar” karşılığı olarak da “yanat” denmiş.

(Bakın, ağzınızdan-yazınızdan düşürmediğiniz “yanıt” hortlağı kadar “yanat” zırtlağına yüz vermezseniz çok ayıp edersiniz!)

***

Son olarak da “taraf”ımdan öz Türkçecilere günün hediyesi...

İşte zevkinizi ve zekânızı geliştirecek bir öz Türkçe problemi:

Tarafınızdan “yançeker, yantaz, yanat” kelimeleri mi daha öz Türkçe görünüyor, yoksa şimdilerde tercîh ettiğiniz “yandaş, yanlı” sözleri mi?

Düşünün, taşının...

İsterseniz kaşının...

(Fikir züğürdü olup düşünmektense uyuz olup kaşınmak yeğdir, belki.)   

Cevâbınızı üç vakte kadar verebilirsiniz.

Ama lütfen sebebini de söyleyin.

TDK’cıların ve öz Türkçecilerin uzun uzun düşünmeleri dileğiyle...

 

 

YORUM YAZ

  • Cemil GüzelgözlüCemil Güzelgözlü2 ay önce
    .... Nuri Pakdil nece konuşup yazdı bu ülkede?....TDK bunların yanında bazan Müslüman kalmıyor mu?
  • AHMETAHMET2 ay önce
    Yakup Hocam, tarafınızdan yazılmış olan bu yazıda Türkçe için tehlikeli tarafı doğru tarafta durarak pek güzel anlatmışsınız. Bu mevzuda uydurmacılar tarafında değiliz, binlerce yıllık bir birikimin mahsûlü olan zengin, derin, hâtıralı ve mûsikîli Türkçe tarafındayız. Bî-taraf olan bertaraf olur sözü meşhurdur. Tarafsız değiliz çok şükür.
  • hasanhasan2 ay önce
    TDK'nın asıl vazîfesi nedir..? Türkçeyi koruyup geliştirmekse önce, bu vâdîde yazılmış eserleri ve lügatleri temel almalıdır kanâtindeyim. Halkın ağzında yaşayan kelime ve sözcüklere de hâssaten titizlenmelidir. Malûmdur ki qâmûs, nâmûstur! O zaman buna (türkçe ve türkçeleşmiş her kelimeye)sâhip çıkmalıyız. Vesselâm...
  • bozerenbozeren2 ay önce
    yanıt kelimesi ortalığı sarmış durumda olup, akit tv dahil uydurukçaya karşı duyarsızlık had safhadadır. Allah sonumuzu hayreyleye.
  • ahmetahmet2 ay önce
    eğer türküz diyorsak mümkün olduğu kadar ingilizce, fransızca, arapça, farsça ve uyduruk kelimelerden vazgeçip öztürkçeye yönelmemiz gerekir..
  • HukukçuHukukçu2 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız; Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesindeki öğrenci kıyımına müdahale edip, kıyımı durdurmanızı, saygılarımızla, istirham ediyoruz.
  • ŞaşkınŞaşkın2 ay önce
    Eee! Ne yapalım şimdi, kapatalım gitsin mi? TDK'nın yanlışları üzerinden ahkâm kemek yerine "nasıl olmalı?" üzerine fikriniz yok mu? Biz Allahın gönderdiği kitapta yazanları bir örnek yorumlayamaz ve mezhepler türetirken TDK'nın sözlüğünü değişmez kabul etmek de neyin nesi? Beğenmiyorsan doğrusu ile değiştir gitsin! Sanıyorum buradaki tek sorun TDK'yı Atatürk'ün kurmuş olması!? Adam kurmuş, sen de doğru işlet be kardeşim. Zararlı görüyorsan(!?) kaldır gitsin!
  • AHMETAHMET2 ay önce
    T.D.K başına hiç bir zaman ana dilimizieve halkın konuştuğu kelimelere sahip çıkan bir başkan getirilmemiştir. Ta 1940 larda Agop Martayan dan itibaren bütün başkanlar uydurukça kelimeleri yaygınlaştırmak için çaba sarfetmişlerdir.Ben çevremde, halk arasında çoğunlukla:şart, misafir, cevap, ev, vefat etti,tarif,intiba v.s kelimeleri duyuyorum. Ama T.D.K. bu kelimeleri sevmez.