TDK’nın Partisi

15 Nisan 2019 Pazartesi

TDK’nın birçok şeyini -hattâ sevgilisini bile- yazdım; fakat bugüne kadar onun “parti”si hakkında bir şey demedim.

Son mahallî seçimler vesîlesiyle şimdi TDK’nın “parti”sini de açıklıyorum.

Seçimi kazanıp kazanmadığını da... 

Ama önce bâzı şeyleri sayıp dökmem lâzım.

Kıymetli vatandaşlarım!

Lütfen biraz bekleyin!..

Az sonra... 

*** 

1859'da İstanbul’da kurulan “Fedâîler Cemiyeti”nden bugüne sayısız partimiz olmuş. 

Bunlar cemiyet, komite, kulüp, dernek, ordu, teşkîlât, birlik, fırka gibi çeşitli isimler altında faâliyet göstermiş. 

Cumhûriyet Halk Partisi  diye bildiğimiz parti 9 Eylül 1923’te “Halk Fırkası” adıyla kurulmuştu. 

1924 senesinde bu ismin başına yeni rejimin adı eklendi: “Cumhûriyet Halk Fırkası.” 

1935 yılında“Cumhûriyet Halk Fırkası”nın ismi resmen “Cumhûriyet Halk Partisi yapıldı.

TBMM’ye bağlı “Kütüphane ve Arşiv Hizmetleri Başkanlığı”nın internet sitesinden edindiğim bilgilere göre 1908-1931 arasında “fırka” ismiyle en az 30 parti kurulmuş.

(bk.https://www.tbmm.gov.tr/kutuphane/siyasi_partiler.html)

Daha sonrakiler hep parti... 

***

Peki, TDK’nın partisi bunlardan hangisi?

TDK, bunlardan “parti” ismi taşıyanların hepsini tutuyor, hepsinin tarafdârı...

Hattâ bir nevî isim babası...

Muhâlif olduğu ise “fırka”lı olanlar...  

Kuruluş gaayesini Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek” şeklinde açıklayan TDK, reyini Avrupalı “parti”ye atmış...

Fırka” gitti, yerine “parti” geldi.

“Yabancı kelimelere Türkçe karşılıklar”  bulmak için uğraştı sandığınız TDK, “yerli kelimeye yabancı karşılık” bulma işini de pekâlâ kıvırmış.

Kelime îmâlâtı” yapamayınca “kelime ithâlâtı” yapmış.  

***

Bundan tam 84 yıl önce Mart sonunda TDK tarafından neşredilen “Osmanlıcadan Türkçeye Cep Kılavuzu”nun 87. sayfasına bakılırsa “fırka”nın yabancı kelimeler listesinde yer aldığı görülür.

E, peki bu “yabancı” kelimenin yerine TDK’nın -ve yeni rejimin- “Türkçe” diye benimseyip ikaame ettiği kelime ne?
Cevap: Latin asıllı Fransızca “parti” kelimesi...

(Ben böyle kelimelere “Öro-Türkçe” diyorum.)

***

Biliyorum, şimdi hemen îtirâz eden “Öz Türkçeciler” çıkacak:

“Kardeşim, fırka kelimesi yerli mi sanki?”

Cevap: Aynen...

Hem de “parti”den daha yerli ve millî...

Çünkü:

1. “Fırka” kelimesi, herhangi bir Türkçe kelimenin yerine resmî bir kararla ikaame edilmemişti.

2. “Fırka” kelimesi, Avrupalı bir kelimenin yerine de ikaame edilmemişti.  

3. “Fırka” gibi sözler “insanları ve kelimeleri yerli-yabancı diye ayırmayan bir medeniyet”e âitti.

***

Şimdi de ben size soruyorum: 

TDK ve onu kuranlar, Doğulu ve Batılı kelimeleri “aynı derecede yabancı” saydılarsa Arapça “fırka”yı niçin attılar da yerine Fransızca “parti”yi aldılar?  Bu neyin kafası? Arapça kelimeler Türkçenin başına “belâ” oluyor; ama Fransızca “belle oluyor, öyle mi?..

2. Hadi “cemiyet, teşkîlât, fırka”gibi kelimeler Arapça-Farsça asıllı “gudûbet” sözlerdendi; pekâlâ “dernek, birlik” gibi Türkçe dilberlerin nesi vardı acabâ?

3. “Ne mutlu Türk’üm diyene!” sözünün dil politikasındaki versiyonu “Ne mutlu Türkçeyim diyene!” olmalıydı; peki, niye bunun aksi yapıldı?

4. “Fırka”yı atıp yerine “parti”yi almak Türkçeye fayda sağladıysa “fırka” ile aynı köke sâhib olan “fark, farklı, farklılaşma, farklılık, farksız” gibi kelimelerin atılmayıp kullanılması da Türkçeye sürekli zarar vermiyor mu?

Siz de yukarıdaki kelimeleri (fark, farklı, farklılaşma, farklılık, farksız) kullanıyor musunuz yoksa?

O hâlde bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?

***

Yeni rejimin Türkçesi için parti çevirip zar attılar.

“Ülkesini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.” diye oyuna başlayanlar  “Türkçe oyunu” oynadılar; ama oyunda zar tuttular.

Doğulu kelimeler bu oyunda hep kaybetti, Batılılar kazandı[rıldı].

Yâni partizanca davrandılar.

Böylece, TDK’nın “partisi dilde iktidârı kazandı.

Tek partili sistemde onu millet değil, devlet seçip başa getirdi.

Mazbatayı devlet verdi.    

Böyle icraatlarla sevinip nice eğlenceli partiler verdiler...

TDK da her 26 Eylül’de parti veriyor.

Avrupalılar ve onların “yerli” şûbeleri bu “Öro-Türkçe”yle bizi geçmişimizden koparıp yıkımlara uğrattılar, kendileri ise partiyi vurdular.

Sağ gösterip sol vurdular...

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Hadisi SerifHadisi Serif2 gün önce
    Hz. Sevban radiyallahu anh Peygamberimizden rivayet ettigi hadisi serifte :Yiyicilerin sofraya birbirini cagirdigi gibi musluman olmayan kavimlerin uzerinize ususecegi gun yakindadir. Orada bulunanlardan birisi şöyle dedi:-Bu durum bizim azlığımızdan mı olacak? Allah Resülü (sav);-Hayır! Bilakis siz çok olacaksınız.Fakat sizin çokluğunuz selin üzerindeki çer çöp gibi olacaktır.Allah,düşmanlarinizin kalbinden sizin korkunuzu sökeceksizin kalbinize vehn bırakacak. Orada bulunanlardan birisi:-Vehn nedir ey Allah Resulü?-Vehn dünyayı sevmek ve ölümden hoşlanmamaktır. (Ebu Davud 4/111, Ahmed bin Hanbel Müsned 5/278
  • AHMETAHMET3 gün önce
    Yakup Hocam, aktüalite ile bir şekilde irtibat kurup yine kendi kulvarınızda yürümeniz çok hoş. Güzel yazınız için teşekkür ve tebrik ederim.
  • Süleyman Sırrı DinçerSüleyman Sırrı Dinçer8 gün önce
    Kaleminize..sağlık..hocam.selamlar.
  • Alaettin Emre Yapar Alaettin Emre Yapar 8 gün önce
    Umumi efkarı meşgul etmekte olan her mevzuda sizibizi alâkadar bir parça buluyorsunuz. Tebrik ederim.
  • bozerenbozeren8 gün önce
    muhafazakar medya bile yanıt kelimesini tek geçerken bizlere diyecek birşey kalmıyor.
  • ZeynepZeynep9 gün önce
    Sayın hocam Allah razı olsun. Bu devrim yobazlarinin yaptığı katliamlar içinde en korkuncu dil devrimidir. Bunu yapanlarin türklükle müslümanlikla alakasının olmadığını görmemek için ya ahmak yadaalçak olmak lazım. Gerçek belgeleri osmanlıcadan kimse çeviremesin bizim ihanetlerimizi kimse görmesin diye düşündüler heralde.
  • Ayşe Ayşe 9 gün önce
    Yazilarinizdan fazlaca istifade ediyoruz yazar kardeşim ALLAH razı olsun
  • AHMEDAHMED9 gün önce
    Kaleminize sağlık Hocam. Tarih kitaplarında bunlar yazmaz ama okuyucular için acizane bir ilave yorumda bulunmak istiyorum.1924 yılında TDK kurulmuş ve başınaErmeni Agop Martayan(sonradan Dilaçar)getirilmiştir. 45 yıl görev yapan Agop Martayan kendisine verilen"Türkçemizi bozma, yozlaştırma" görevini tam manasıyla yapmıştır. Torun ile dedeyi anlaşamaz hale getirmiştir. Bu kelime Farsça, şu Arapça diye Türkçe'den binlerce kelimeyi atmıştır. Tabi onun yağcılığını yapmaya hazır yazarlar, gazeteci ve kendini tahsilli kabul eden bilinçsiz kişiler , Türkçe'mizi zayıflatmışlardır. Yabancı diye attıkları kelimelerin yerine hiç utanmadan,Fransızca, Almanca , Ermenice ve İngilizce kelimelerkullanmışlardır. Anamızın, babamızın, dedelerimizin kullandığı "şart, şeref, misafir,cevap , hayatv.s..kelimelerini atıp: yerine,koşul,onur(Fransızca)konuk,yanıt,yaşam " kelimelerini uydurmuşlardır. Maalesef halkımız YANIT kelimesini kullanmadığı haldesevdiğimiz gazete YENİ AKİT "Yanıt,yaşam"gibi kelimeleri kullanmaya çok hevesli. Burada teessüflerimide bildirmek istiyorum.

Günün Özeti