Öz Türkçe Yalanları

18 Mart 2019 Pazartesi

“Yalanları salmışlar yollara,

Hepsinin de kuyruğu telli pullu...”

Öz Türkçe yalanları” da Nâzım’ın dediği gibi.

Allanıp pullandı...

***

Öz Türkçe”nin yalanları, ismiyle başlıyor.

Öz Türkçe” ne demek?

İçinde, başka dillerden gelmiş unsurlar (sesler, ekler, kelimeler...) olmayan Türkçe...”

Türkçenin -daha doğrusu, herhangi bir dilin- böylesine saf, arı, som, hâlis muhlis olabilmesi mümkün değildir.

Böyle bir hâl, ancak hayâl-i muhâl olur.

Yâni olmaz, olamaz, imkânsız, gayrimümkün, gayrikaabil.
Eşyânın tabiatına aykırı...
***
Türkiye’de 1930’lardan îtibârenTDK’ya sipâriş edilip yazdırılan ve yıllarca resmî ağızlarla anlatılıp söylenen “Öz Türkçe” masalları, halka birçok mavalla seslendi ve yalanlarla beslendi.
(Yine, Nâzım’ın dediği gibi: Ve insanlar, âh, benim insanlarım / Yalanla besliyorlar sizi...”)
Meselâ “İlk Resmî Öz Türkçe Teşebbüsü” olan Cep Kılavuzlarında dediler ki: Buçalışmanın amacı da, yaz dilimizde kullanılan, fakat halkın konuşma dilinde yeri olmadığı için yabancı saylan sözlere öz türkçe karşılıklar bulmaktır...”
İşte bu “halkın konuşma dilinde yeri olmadığı için yabancı sayılan sözler” ifâdesi resmen palavraydı.
Çünkü atasözlerinde, masallarda, halk hikâyelerinde, türkülerde geçen kelimeleri bile “yabancı” sayıp kapı dışarı ettiler...
***
Halk edebiyatında kullanılan kelimeler, nasıl oluyor da “halkın konuşma dilinde yeri olmayan söz”lerden sayılıyordu?
Karacaoğlan’ın, Pir Sultan Abdal’ın, Âşık Paşa’nın, Dede Korkut’un, Yunus’un ve daha yüzlerce Türkçe ustasının sevip benimsediği, dillerinden düşürmediği, şiirler yazdığı kelimeleri bile “Arapça, Farsça, Osmanlıca, yabancı kelime” olarak yaftalayıp bunlara öz Türkçe karşılıklar bulmak” neyin nesiydi?
Ne olacak, düzmece bir “öz Türkçe” mâcerâsı...
***
TDK’nın internet sitesindeki “Tarihçe” sayfasından aldığım şu îtiraflara bir bakın:
“Bizzat Atatürk'ün öncülük ettiği, Türk dilinin yabancı kökenli sözlerden temizlenmesi akımı 1935 güzüne kadar sürmüş; halkın diline girip yerleşmiş kelimelerin dilden atılması işleminden bu tarihte vazgeçilmiştir...”
Demek ki neymiş?
TDK’ya yalnızca halkın anlamadığı kelimelerin değil, halkın diline girip yerleşmiş kelimeler”in dilden atılmasıişi de havâle edilmiş...
Hem de resmî ağızdan...
Bizzat...
***
Bugünkü TDK’nın bu sözleri bir yandan îtiraftır; fakat öbür taraftan başka bir yalan beyandır.
Çünkühalkın diline girip yerleşmiş kelimelerin dilden atılması işi 1935 güzünde sona ermedi ki...
TDK’nın 1942’de bastırdığı Felsefe ve Gramer Terimleriadlı kitabı bunun yüzlerce delîlinden yalnızca bir tânesidir.
Nitekim “halkın diline girip yerleşmiş kelimeler”den yüzlercesi bu kitabın “Osmanlıca Terimler” listesinde sıralanmış ve bunların yerine “Öz Türkçe” veyâ Avrupalı kelimeler ikaame edilmiştir...
(Yanlış okumadınız: Avrupalı kelimeler... TDK’nın bu Avrupa sevdâsını da anlatırım, inşallah.)
***
İşte Felsefe ve Gramer Terimleriismindekio kitapta “Arapça, Farsça, Osmanlıca, yabancı söz” diye sayılan kelimelerden bir kısmı:
Âile, akıl, alâka, Allah, amel, basit, beden, belde, cereyan, cevher, dâvet, esas, evvel, faaliyet, fazilet, fiil, gaaye, hâdise, hâfıza, hakîkî, has, hassas, hatâ, hâtıra, hayal, hayır, hikmet, hüküm, hür, ifâde, ilim, îman, imtihan, inkâr etmek, isbat, kaabiliyet, kader, kâinat, kıyas, kudret, liyâkat, medeniyet, mekân, mektep, mevcut, meyil, millet, misal, muallim, mûcize, muhafaza, muhakkak, mümkün, münâsebet, nâhoş, nazar, rekaabet, rızâ, ruh, saâdet, sâkin, samîmî, sanâyi, sermâye, servet, sır, sihir, şahıs, şiddet, şuur, tabiî, tahsil, târif, tasvir, tavır, tâyin, tecrübe, terbiye, unsur, vâcip, vâsıta, vazîfe, vücut, yegâne, zan, zat, zekî, zıt...”
Demek ki “halkın diline girip yerleşmiş kelimeler” yalnızca 1930’lu senelerde değil, 1940’lı yıllarda da TDK’nın ve devletin gözünde “ecnebî” sözlerdi.
Yukarıdaki kelimeler ve benzerleri -kendi ifâdeleriyle- “Türkçe karşılığının bulunması gereken, Osmanlıca artığı, yabancı...” sözlerdendi...  
***

Bir de Agop Dilaçar yalanından bahsedeyim.

Agop Dilaçar’ın yazdığı ve 1962 yılında TDK tarafından Devlet Dili Olarak Türkçe adıyla basılan kitaba göre Osmanlılar “demiryolu” gibi Türkçe bir kelimeyi hiç kullanmamış...
O kitapta deniyor ki:
“1918 yılında bile, birçok belgelerden anlaşıldığına göre, ‘demiyroluna (Buradaki imlâ hatâsı TDK’nındır.) bir türlü demiryolu denmemiş, ya Fransızca şimendifer kullanılmış, ya da Arapçadan hutut-u hadidiye diye bir terim uydurulmuştur.”
Hâlbuki, bırakın 1918’i, Türkiye’de demiryolların işletilmeye başlandığı yıllarda (1800’lerin sonları) dilimizde “demiryolu” kelimesi vardı.
Nitekim “Kaamûs-ı Türkî”de “demiryol” kelimesi madde başı olarak geçmekte ve uzunca îzâh edilmektedir.
Aynen şöyle:  

Demir yol yâhut timur yol i. [demirden yol mânâsıyla sıfat-mevsuf olduğundan izâfetle ‘demiryolu’ demek hatâdır.] En büyük ve en nâfî keşfiyât-ı cedîdeden olarak yere serilmiş demirlerin üzerine buharla tahrîk olunur bir makine ile bunun cerrettiği (çekip sürüklediği) müteaddid arabalardan ibâret serîu'l-hareke vâsıta-i nakliye: demir yol ile gitmek; Anadolu Demiryolu, demir yol mevkıfı...”

***
Ha, “şimendifer” kelimesi de elbette kullanılmıştır.
Fakat Dilaçar’ın Arapçadan hutut-u hadidiye diye bir terim uydurulmuştur.” sözüyle bahsettiği “hutut-u hadidiye” kelimesi Kaamûs-ı Türkî”de geçmiyor.
Birileri o sözü de kullanmış olabilir.

Ayrıca 110-115 sene öncesine âit fotoğraflara internetten bakarsanız birçok yerde “demiryolu” kelimesini görebilirsiniz.
Meselâ aşağıdaki etiketleri internete yazıp arama yaptığınızda karşınıza çıkan yazılara bakın:
“Hicâz Demiryolu Müdiriyyet-i Umûmiyyesi Binâsı Projesi”
“1324 senesine âit Hicaz Demiryolu Yazılı Orjinal Osmanlıca Levha”
“Hicaz Demiryolu İçin Bastırılan Madalyonlar...”
***

Söylediğiniz veyâ söylettiğiniz yalanlar bir müddet işinize yarayabilir.
Size inanan milyonlar olabilir.
Çünkü bir yalan, resmî metinlerde, ders kitaplarında, devlet adamlarının nutuklarında geçiyorsa milletin bunlara inanma ve aldanma ihtimâli büyüktür.
Fakat illâki bu yalanları meydana çıkaranlar olur.
***
Cenap Şahâbeddin diyor ki:
“Ne kadar yalanları bir varaka-i sahîha (resmî kâğıt) üstüne geçirmekle hakîkate kalbettik (çevirdik) sanırız...”
Yoldan çıkarttıkları ve geçmişinden koparttıkları dilimizi de “Öz Türkçe” diye yutturabilmek ve tutturabilmek için resmen ne yalanlar söylediler...
Bu dili tekrar yola getirmek istiyorsak Cenap Şahâbeddin’in şu îkaazına uymamız şart görünüyor: 

“Yalanı söküp atmadan hakîkati dikmeye kalkışma: Tutmaz...”

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • hulusi keskinhulusi keskin3 ay önce
    Hangi iktidar gelirse gelsin hiçbir şey değişmez. Her partiye bir görev verilmediğini mi sanıyorsunuz.BİR TARİHTE ABD DEDin ateşesi ........ e sormuştum.. abd neden o zamanki SHP yi değil de ANAP ı iktidar ediyor. diye. verdiği cevap. oO zaman halk uyanır. Halkın uyanmamasım için halkın değerlerini savunan fakat abd ideallerine en iyi hizmet eden Özal tercih ediliyor. demişti. Siz de sakın bugün farklı demeye kalkmayın. 1949 da kültür anlaşması mile eğitimi abd ye teslim etmişiz. Eğitim ve kültürü 12 kişilik komisyon yürütür. 6 sı türk, 6 sı abd konsolosluğu görevlisi. Tabiki bunlar CIA mebsubu. Neden bu konulara hiç değinilmiyor.
  • AHMETAHMET3 ay önce
    Yakup Hocam, elinize dilinize sağlık. Bence asıl yazılarınıza giriş yapıyorsunuz. Bundan sonraki yazılar beni şimdiden heyecanlandırıyor.
  • şskşsk3 ay önce
    cenap ingiliz mandacısı değil mi?
  • Nermin ÖztürkNermin Öztürk3 ay önce
    Dayı adlı okuyucu, Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener ittifakına oy verenleri terörist ilan edenleri hergün televizyonlardan dinliyorsunuz ama Müslümana terörist diyen Kemal Kılıçdaroğlu diyorsunuz. Bu kadar yalanı Müslümanlığın neresine sığdırıyorsunuz?
  • AHMEDAHMED3 ay önce
    Kaleminize sağlık. 1965 yılında Ortaokulda öğrenci iken,Türkçe Hocamız,yazılı imtihanında, öztürkçe kelimeleri kullanmayan öğrencilere düşük not verirdi. Bu durum okullarda yılarca devam etti. Öztürkçecilik bitti mi sanıyorsunuz. Ak Parti 20 yıldır iktidarda. Bu konuda her hangi bir adım atmış, tedbir almış değil. Lİseye giden torunum, kendini ifade etmekten , iki satır yazmaktan aciz.Milli Eğitim Bakanlığının verdiği kitaplar kontrolden geçmiyor mu? Bütünkitaplar Öztürkçe (Uydurukça) kelimelerle dolu.Türkiye'de hiç bir Dil bilimci yokmuş gibi, Türk dili maalesef Ermeni, AgopMartayan'aemanet edilmiştir. A.Martayan , 40 yıl TDK başkanlığı yapmıştır. Türkçe'mizi mahvetmiştir.Bu Hükümet derhal tedbir almalı, Türkçe'mizin yozlaştırılmasını engellemelidir.
  • zaferzafer3 ay önce
    bu güzel yazı için teşekkürler. dildeki tasfiyeciler şunu hatırlatmak isterim, Türkiye Cumhuriyeti Devleti tamlaması Arapça kaidelerle kurulmuş.. demek ki tasfiye, lisanımızda mümkün değildir. bu hatadan en kısa zamanda dönmek zaruridir. yoksa çok geç olacaktır. 300 kelime ile medeniyetimizin nesle aktarılması mümkin değildir.
  • Kocasolak Kocasolak 3 ay önce
    16 yıldır tek başına iktidar olanlara sormak lazım, neden HALÂ böyle, diye. Chp TEK bir dönem, tek başına iktidar olsada bir görseniz, din iman, hak hukuk, özgürlük kalıyor mu? Onlar millete rağmen yapıyor, biz millet ile birlikte YAPAMIYORUZ. Parayı gören YAMIŞIVERİYOR.
  • HOMO TOKMAKUSHOMO TOKMAKUS3 ay önce
    Sayin yazar,yalanlari ortaya cikarmaniz ne ise yarar ki?Diyelim ki toplum muhendislik amacli bu yalanlari yedi dereden yetmis sene su tasiyarak ortaya cikardiniz.Ne olur?Hic bir sey olmaz.Onu goren adam bin kat daha fazla yalan ortaya atar.(Kemal Kilicdaroglu basit orneginde oldugu gibi,ve bunun gibi bahtsiz milyonlarca yalana tapan salak insan tipleri var ulkemizde ve bu dunya genelinde milyarlarca ).O bin yalani da ortaya cikardiniz diyelim,adam tutar on bin kat yalan ortaya atar komunistlerin ve Ataturkculerin yaptigi gibi.Neden?Sebebi basit:Yalandan kim olmus.Yani insanlar materializmin(yalan soyleme geleneginin) sonsuz matematik serileri gibi sonsuza kadar uzanabilecek kotulukleri ve kaoslari(belirsizlikleri)zorunlu olarak urettigini goremeyen ve materializmin felsefesini yapacak beyinsel kapasitesi olmayan insanlarin bu yalan sarmalina dusmemesi(daha dogrusu emperyalist tarafindan dusurulmemesi)tamamiyle imkansiz bir durumdur.
  • dahilekdahilek3 ay önce
    oktay sinanoğlu bay bay türkçe isimli kitabında: . bizdeki dil değiştirme işleminin geçmişi unutturma ve kültür katliamı olduğunu hiç bir milletin tarihinde böyle bir değişim ve katliamın bulunmadığı. dede torun geçmiş gelecek arasındaki bağıkoparmak olduğunu, ingilizcenin bilim dili olmadığını, arapçanın bilim dili olduğunu, dilini kaybeden ülkelerin bağımszılıklarını kaybettiklerini. yabancı dil eğitiminin sömürge ve manda ülkelerinde olduğunu hiç bir gelişmiş ülkede zorunlu yabancı dil eğitimi olmadığını belirtmektedir.devrin maarif bakanı harf inkılabını kur an-ı unutturmak yok etmek için yaptıklarını söylemesi de bunu açıklamaktadır. 1950 ye kadar olan tarihimiz ve icraatlar sorgulanmalıdır. gerçekler açığa çıkarılmalıdır.
  • DayıDayı3 ay önce
    En iyi örnek Kemal Kılıçdaroğlu ve destekçileri müslümana terörist diyor demekki kendileri başka dinden.

Günün Özeti