• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ayhan Demir
Ayhan Demir
TÜM YAZILARI

Onur ve gururumuz: TİKA…

10 Eylül 2025
A


Ayhan Demir İletişim: [email protected]

Onur ve gururumuz: TİKA…

Ayhan Demir

Yüz yıl önce başımıza ne geldi? Ve bu nasıl oldu? İşte bu soruları, halen, tam manasıyla cevaplayabilmiş değiliz. Cevaplardan bir tanesi, belki de birincisi: Birinci Cihan Harbi’nin sonunda fikrî ve coğrafî bütünlüğümüzü kaybettik.

Bir asır sonra, neyi kaybettiğimizi anlamaya / hatırlamaya başladık. Devletimiz ve milletimiz, yeniden bütünlük fikrine kavuştu. Milletimiz aslına döndükçe, devletimiz hafızasına kavuştukça, dışarda bırakılanların farkına vardı, varıyor.

Özellikle iki binli yıllarda, bir istikamet tutturduk. Gücümüz ölçüsünde başarılı da olduk.

Milletin ve memleketin onuru haline gelmiş olan resmi ve sivil birçok güzide kurumumuz ve kuruluşumuz, çeşitli coğrafyalarda imar ve ihya faaliyetlerini sürdürüyor. Öyle ki, dünyada en çok insanî yardım yapan, cömertlik gösteren üçüncü ülkeyiz.

Kişi başına düşen millî gelire göre hesaplanırsa, en çok insanî yardım yapan milletiz, ülkeyiz. Üstelik bu yardımlar, menfaatten uzak duygularla; siyaseten değil, İslamiyet ve İnsaniyet adına yapılıyor. TİKA’nın (Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı) mevcudiyetine ve gayretlerine hep bu gözle baktım, bakıyorum.


Balkanlar’dan Orta Asya’ya, Latin Amerika’dan Güneydoğu Asya’ya ve Afrika’nın uzak köşelerine kadar 170’ten fazla ülkeye gidilmekte, yaralar sarılmakta, gönüllere dokunulmaktadır.

Başta eğitim ve sağlık olmak üzere üretim, tarım ve hayvancılık, sosyal ve idari altyapılar güçlendiriliyor. İstihdam, temiz suya erişim ve kültürel hayata katkı sağlanıyor. Traktör ve endüstriyel ekipman temin ediliyor, su kuyusu açılıyor, arıcılık faaliyetleri destekleniyor, sebze-meyve fidesi temin ediliyor.

Bitmedi, devamı var.

Faaliyet gösterilen coğrafyalarda kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının, kurumsal altyapılarının geliştirilmesine ve insan kaynağının yetkinliklerinin arttırılmasına destek sağlanıyor.


Kalkınmanın sadece ekonomik boyutuyla değil, sosyal ve kültürel değerlerin korunması, yaşatılması ve zenginleştirilmesiyle de ilgileniliyor. Kadınlar, engelliler, yetimler, savaş mağdurları ve dar gelirliler başta olmak üzere dezavantajlı kesimler için projeler üretiliyor.

Dahası da var.

Balkanlar, Orta Asya, Kuzey Afrika başta olmak üzere, dünyanın dört bir yanındaki ortak tarihi eserlerin ve kültürel yapıların korunması, restorasyonu ve toplumun faydasına sunulması için çalışmalarda bulunuluyor. Camiler, köprüler, türbeler, çeşmeler ve arşivler.


 

Dile kolay, 30 binden fazla proje ve faaliyet hayata geçirilmiş. Konuyla ilgili detaylı fikir edinmek isteyenler, TİKA’nın resmi sitesine veya sosyal medya hesaplarına bakabilir.

TİKA’nın faaliyetleri kapsamında, özellikle bahsetmek istediğim başka bir husus daha var. Hep maddi çalışmalar dile getiriliyor. Kültürel, sanatsal veya manevi hizmetlerden neredeyse hiç bahsedilmiyor. Sözgelimi, Türkmenistan’ın Merv şehrinde Sultan Alpaslan’ın kayıp kabri aranıyordu. Her ne kadar bu proje, açgözlü birkaç Alman yüzünden rafa kaldırılsa da inşallah yeniden hayata geçecektir. Buna ilaveten: İstanbul›da toprağa karışmış, düşmanlığa maruz kalmış mescidler bulunup ihya ediliyor. Balkanlar’da ecdad yadigârı eserler tekrar hayata döndürülüyor. Unutulanlar hatırlanıyor.



 

Şunu da unutmayalım: Söz uçar yazı kalır. TİKA, kayıplarımızı hatırlatan ve tarihi eserlerimizi millî hafızada tutma noktasında bize yardımcı olmaya çalışan kıymetli prestij eserlere de imza atıyor.

Bütün eserleri uzun uzadıya yazacak yerimiz yok. Sadece birkaçını anmakla yetinelim. Sözgelimi, Suriye’nin Başkenti Şam’da Türk Dönemi Eserleri, Halep Kenti ve Geleneksel Evleri, Osmanlı Kaynaklarında Cezayir ve Trablusgarp, güneyimizdeki coğrafyaya el feneri tutuyor. Macaristan’daki Tarihi Türk Eserleri, Balkanlar’da İslam, Rumeli ve Akdeniz Adalarında Türk Varlığı, Kosova’da Osmanlı Mimari Eserleri, Ulcinj Kültürel Mirası ve Kosova Vakfiyeleri El Yazmaları Kitabeleri ise Osmanlı’nın ‘eski vatan’ veya ‘esir vatan’ dediği, batı yakamızın kıymetlerini yadigâr hale getiriyor.


 

Bu eserlerin büyük bölümüne kurumun tika.gov.tr adresindeki üzerinde “Yayınlar” bölümünde yer alan “Prestij Eserler” başlığı altında ulaşılabiliyor. Ancak ne yalan söyleyeyim, özellikle web sitesi üzerinden ulaşamadığım, Macaristan’daki Tarihi Türk Eserleri, Kosova’da Osmanlı Mimari Eserleri ve Kosova Vakfiyeleri El Yazmaları Kitabeleri’nin matbu haline ulaşmayı çok arzu ediyorum.

Özetle: TİKA’nın mevcudiyeti, bu ülkenin her bir ferdi için gurur vesilesidir. Bu kurumun varlığından ve çalışmalarından, bu milletin her bir ferdi onur duymalıdır.

Bu doğrultuda, eski başkanlardan Serdar Çam’a ve Serkan Kayalar’a, mevcut başkan Abdullah Eren’e ve emeği geçen herkese tebrik ve teşekkürlerimi sunuyorum. Başarılar diliyorum.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Vay vay

Kendi vatandaşımız yoksulluk içinde başka ülkelere yardım ediyoruz... Kıbrısa 6 milyar liraya saray yapıyoruz...Suriyelilere 100 milyar dolar para harcadık harcamaya da devam ediyoruz.. Suriye bolunurse ne olacak...

aynen

Hristiyanlara okul ve kopru yapmada Tikanin uzerine yok masallah
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23