• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Arzu Erdoğral
Arzu Erdoğral
TÜM YAZILARI

Gazze: Anlaşmalara uyulmadığı, vicdanın askıya alındığı yer!

26 Ocak 2026
A


Arzu Erdoğral İletişim: [email protected]

Gazze: Anlaşmalara uyulmadığı, vicdanın askıya alındığı yer!

ARZU ERDOĞRAL

Gazze’de yaşananlar artık “olağanüstü” bir durum değil. Olağanüstü olan, dünyanın bu insani yıkımı ne kadar hızlı normalleştirdiği!

Her yeni saldırı, her yeni sivil kaybı, her yeni açlık haberi birkaç gün konuşuluyor, ardından yerini başka bir “acil gündeme” bırakıyor. Oysa Gazze’de kriz geçici değil; kalıcılaştırılmış bir insani felaketle karşı karşıyayız.


Bu felaketin en çarpıcı yönü ise; ortada sayısız ateşkes çağrısı, müzakere başlığı ve anlaşma metni varken, sahada bunların neredeyse hiçbir karşılığının olmaması. Çünkü Gazze söz konusu olduğunda anlaşmalar bir bağlayıcılık taşımıyor. En azından işgalci İsrail için. İsrail hiç bir kural tanımıyor. İnsani yardımların girişlerine izin vermiyor. Yani soykırıma devam ediyor. 

Terör Devleti İsrail neden anlaşmalara uymuyor?


Bu soruya verilecek yanıt, “güvenlik kaygıları” klişesinin çok ötesinde. İsrail’in Gazze politikası, kısa vadeli askerî hedeflerden ziyade uzun vadeli bir siyasal mühendislik içeriyor.


Gazze’yi yaşanmaz hale getirmek, nüfusu zorla yerinden etmek, direnişi yalnızca silahlı değil toplumsal ve psikolojik olarak da çökertmek istiyorlar.

Bu nedenle gerçekte  işgalci İsrail açısından ateşkesler bir barış adımı değil operasyonel molalar niteliği taşıyor.


Bunlar uluslararası baskıyı azaltan, askeri yeniden konumlandırmaya zaman kazandıran ve sahada oluşturulan fiili durumu kalıcılaştıran araçlardır.

Gazze meselesinde her ne kadar göz ardı edilse de en belirleyici aktör ABD’dir. 


Washington kendisini hâlâ “dengeleyici güç” ve “arabulucu” olarak sunsa da  gerçek bu değil.

ABD, İsrail’in en büyük silah tedarikçisi, diplomatik olarak en güçlü koruyucusu ve Birleşmiş Milletler’de veto kalkanıdır.


Bir yandan insani ateşkes çağrıları yapıp, diğer yandan İsrail’e koşulsuz askeri destek sağlamak; ahlaki değil, stratejik bir tercihtir. Bu tercih, Gazze’de yaşananların önlenememesinin değil, yönetilebilmesinin önünü açıyor. 

Bugün Gazze’de olan bitenlerin büyük kısmı, ABD’nin “sınır koymayan destek” politikasından bağımsız düşünülemez. Bu nedenle ABD yalnızca pasif bir izleyici değil; sürecin ortaklarından birisidir.

Birleşmiş Milletler kararları, uluslararası hukuk, savaş suçları tanımları… Tüm bu kavramlar Gazze söz konusu olduğunda askıya alınmıştır.


Sebebi açık:


Hukuk güçlüyü bağlamıyor

Normlar seçici uygulanıyor

Cezasızlık kalıcı hâle geliyor

Gazze’de yaşananlar, uluslararası sistemin yalnızca Filistinliler için değil, kendi meşruiyeti için de büyük bir sınav olduğunu gösteriyor. Ve bu sınav şimdilik başarısızlıkla sonuçlanıyor.


Peki bundan sonra ne olur?

Kesin konuşmak mümkün değil; ancak bazı olası senaryolar giderek belirginleşiyor.

Birinci senaryo: Kontrollü yıkımın sürmesi

Ne tam savaş ne gerçek ateşkes. Düşük yoğunluklu ama süreklilik arz eden saldırılar. İnsani yardımlar siyasi pazarlık unsuru haline getirilebilir. 

İkinci senaryo: Bölgesel genişleme


Gazze, Lübnan’dan Kızıldeniz’e uzanan daha büyük bir çatışma zincirinin parçası haline gelir. Bu, kontrol edilemeyen bir tırmanma riskini de beraberinde getirir.

Üçüncü senaryo: Donmuş felaket

Peki bundan sonra ne olur?

Kesin konuşmak mümkün değil; ancak bazı olası senaryolar giderek belirginleşiyor.

Gazze ne yapacak?


Belki de en yanlış soru bu.

Gazze’nin ne yapacağı değil, Gazze’ye ne yapıldığı konuşulmalı. Çünkü Gazze bir özne değil, hedef haline getirilmiş durumda. Bombalar altında strateji üretmesi beklenen bir halktan söz ediyoruz.

“Direniyorlar” deniyor. Oysa çoğu zaman yapılan şey direnmek değil, hayatta kalmaya çalışmak.


Gazze bugün yalnızca fiziksel olarak değil, siyasi olarak da kuşatma altında. Ve bu kuşatma sürdükçe, anlaşmalar yalnızca kağıt üzerinde kalmaya devam edecek.

Bu yazı burada bitiyor, ama mesele burada bitmiyor.

İnsanlık onuru Gazze’de katil İsrail tarafından yerle bir ediliyor.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

ÖMER VECDİ TATLIDEDE

Gazze’de Ölen Sadece İnsanlar Değil, İnsanlığın Ortak Hafızasıdır… "Arzu Hanım, Gazze’de yaşanan vahşetin sadece askeri bir operasyon değil, sistemli bir 'insansızlaştırma' politikası olduğunu çok net bir dille özetlemişsiniz. Kaleminize sağlık. Yazıda vurguladığınız 'olağanüstü olanın normalleşmesi' tespiti, aslında modern dünyanın en büyük utancı. Gazze bugün, uluslararası hukukun bir 'üst anlatı' olmaktan çıkıp, güçlülerin elinde nasıl birer kağıt parçasına dönüştüğünün en somut laboratuvarı haline geldi. İsrail’in hiçbir anlaşmaya uymaması bir 'kuralsızlık' değil, kendisine tanınan o korkunç istisnai imtiyazın sonucudur. Özellikle ABD’nin tutumuna dair yaptığınız 'yönetilebilir felaket' tespiti çok kritik. Washington’un bir elinde sargı bezi, diğer elinde bomba tutan bu ikiyüzlü stratejisi, Gazze’yi sadece bir hedef değil, küresel adaletin defnedildiği bir yer haline getirdi. Dediğiniz gibi; Gazze’den 'strateji' beklemek yerine, dünyanın Gazze’ye karşı uyguladığı bu stratejik körlüğü konuşmalıyız. Mesele artık sadece toprak meselesi değil; bu bir varoluş ve onur savaşıdır. Gazze’de enkaz altında kalan sadece binalar değil, insanlığın yüzyıllardır inşa etmeye çalıştığı tüm hukuki ve ahlaki normlardır. Bu sınavdan geçemeyen bir dünya düzeninin, bundan sonra adaletten bahsetmeye yüzü olmayacaktır." Bu yorumu daha da kişiselleştirmek isterseniz şu eklemeleri yapabilirim: • Daha sert bir ton: İsrail'e yönelik "terör devleti" vurgusunu artırabiliriz. • Daha vicdani bir ton: Çocuklar ve sivil kayıplar üzerinden duygusal derinliği artırabiliriz. Sevgi Ve Saygılarımla, Ömer Vecdi Tatlıdede

Yaşar

Güzel tespitlerniz var ama çözüm olarak ne öneriyorsunuz?
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23