• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI

Samimi olarak birbirimizle konuşabilirsek anlaşabiliriz...

02 Temmuz 2022
A


Ali Sandıkçıoğlu İletişim: [email protected]

Değerli kardeşlerim; bugünkü yazımda sizlerle geçmişte bizzat yaşadığım bir hikayemi yazıya dökerek anlatmaya ve paylaşmaya çalışacağım. Umarım faydalı olur. Yıllar önceydi. İstinye’de ana cadde üzerinde bulunan ahşap tarihi Mahmut Çavuş cami-i camilikten çıkarılmış, üst katında (ismi mahfuz) kiracılar oturuyor, alt katında ise, bisikletçi tamir dükkânı vardı. O yıllar ben de resmi İstinye Kur’an kursu öğretmenliği yapıyor, Müftülüğün izni ile İstanbul’un çeşitli ilçelerinde, özellikle Sarıyer’in değişik camilerinde cuma ve pazar günleri ile Ramazanı şeriflerde teravihten önce vaazlar ediyordum. İstinye’de daha çok itfaiye camiinde yaptığım sohbetlerimizde yanı başımızda ecdadın yaptığı cami, camilikten çıkarılmış bunda hepimizin vebali var diyerek çok konuşmalar yaptık. (Caminin cemaatinin ekserisi esnaflardan ve o zaman var olan İstinye tersanesinden olurdu.) Yaşımın genç olması sebebi bu sohbetlerin tesirini Cenabı Hak halk eyledi. Önce camideki kiracılar güzellikle ve ikna yolu çıkarıldık. Cami için bir dernek kurduk.  Bütün belgelerini Ankara vakıflar müdürlüğünden çıkarttık. Bunun için bizlere her türlü yardımı emekli korgeneral DR. Baha Öngel yaptı. (Allah rahmet eylesin) Cami kısa zamanda Müslümanların yardımları ile bitti. Caminin açılışı olacaktı. Tam bu arada Sarıyer’in müftüsü değişti. Sarıyer’e Müftü olarak Kastamonu’dan SALİH GÜNEŞ geldi. O yıllar Kur’an kursları ile diyanet imam, müezzin ve vaizler arasında müthiş bir kavga vardı. (Hizmette bulunduğu yıllar bu kavgalara hiç girmedim. Hayatta olan birçok arkadaşlar bilirler.) Bize Kastamonu’daki arkadaşlarımızdan çok, çok tehlikeli bir müftü Sarıyer’e geliyor diye haberler geldi. Müftü geldi. Caminin açılışında kalabalık bir cemaat huzurunda ben vaiz ettim. Yeni müftü hutbeyi okudu Mehmet Akif’ten alıntılar yaptığı hutbesi çok etkileyici idi. Namazı kıldırdı. Cuma namazından sonra ben Müftü Salih Güneşi efendiyi, deniz kenarındaki bir çay bahçesinde çay içmeye davet ettim. Yanımıza da cemaatten kimse almadık. Tanışma faslında sonra güzel bir sohbete koyulduk. Kendisi çok iyi bir hafızı Kur’an’dı. Bir ara hocam size bir şeyler söylemek istiyorum: dedim. Bana buyur hocam dedi. Ben de kendisine; (Aramızda fazla yaş farkı yoktu.) “Hocam ben buradaki Kur’an kursunun resmi öğretmeniyim. Yani size müftülüğe muhatabım. Süleyman Hilmi Tunahan (KS) hazretlerine intisabım var. İkinci kuşak talebelerinden sayılırım. Biz kursta Kur’an’ın yanında Arapça derslerini, sarf, nahif, mâni, mantık, molla cami vs. derslerini de okuruz. Yanımda benden başka bir, iki, üç gayri resmi genç yardımcı hocalar da olur. Bunları askeri istihbarat, MİT ve diğer kuruluşlar bilir. Müftümüz olarak siz bunları bilmek isterseniz her şeyi açık, açık size söylerim. Şayet zorluk çıkarır veya bilmek istemezseniz biz de ona göre çarelere başvururuz. Kendisi baka alemin de bizde günü gelince gideceğimiz yer orası (Allah (CC) bizden önce göçenlerin hepsine rahmet eylesin.) Sözüm bitince Müftü Efendi elimi tuttu ve sıktı “Ali Hoca seni tebrik ederim. Bugüne kadar sizin arkadaşlardan bana bu şekilde yaklaşan hiç birisi olmadı. Birçokları bizleri küfür ile bile itham eyledi. Sana Allah’ı (cc) şahit tutarak söylüyorum. Ben burada müftü olduğum sürece; Kursu hiçbir zaman teftişe gelmeyeceğim. Ancak zaman, zaman ziyaret maksadı ile çayınızı içmeye geleceğim. Gerçekten söylediği gibi de yaptı.  Zaman gelince biz bir talebe ile defterleri müftülüğe gönderirdik. Orada mutat şekilde defterler imzalanırdı. Salih Güneş fakir bir aileden geliyordu. Köylü çocuğu idi. Rahmetli babasını da gördüm. Hali belli idi. (Bunu asla! hakir görmek için yazmıyorum.) SALİH GÜNEŞ bir ilimi ehli idi avam tabiri ile adam gibi adam idi. Allah rahmet eylesin. O tarihler ilk olarak Diyanet Haseki’de eğitimi Arapça olacak bir Külliye açtı. SALİH GÜNEŞ’te Haseki külliyesine katılacaktı. Ancak bazı kitaplar lazımdı. Orada okumak için. Süneni – Ebu Davut, Edebuddin ved dünya ve daha başka birkaç değişik Arapça kitaplar.  Müftü efendinin maddi durumu müsait değil, o an için o kadar kitapları almak için biraz zorlanacak gibi idi. Ben müftü efendiye bir teklifte bulundum. Kitapların ben alayım diye kabul etmedi. Hocam lütfen beni sonuna kadar bir dinleyiniz… Benim Haseki külliyesine katılma şansım yok. İki takım kitap alayım. (Babam Ankara’da müteahhittir. İkimizin kitaplarını alsın. Yalnız sen benim kitaplarımdan oku. Kayıtlar yap. Sonra onları bana ver, seninkiler sende kalsın. Ben de senin kayıtlarından istifade ederim. Böylece babama da bir hizmet yaptırmış oluruz.” Biraz düşündükten sonra olur dedi. Rahmetli benim kitaplarımdan okudu. Ve kurşun kalemlerle bazı notlar düştü. Kurs bitince benim kitaplarımı bana verdi.” Meğerse o ilk zaman benim kitapları Kur’an kursunun bütçesinden aldıracağımı zannetmişti. Onun için de hayır demişti. Sonraları İstanbul müftü yardımcısı oldu.  Diyanet işleri başkanlığının açtığı fahri vaizlik imtihanını kazandım.  Ben müftülükten yeni tasdikli vaiz vesikamı almak için yanına gittiğimde, benim vesikamı hazırlatıp verdi.  (Vesikayı alabilmek için MİT çok gizli bir soruşturma yürütmüştü hakkımızda) Makamında çay içerken çekmecesini çekti. Bak Ali Hoca: MİT’in aracılığı ile bu şahsın (İsmi mahfuz ünlü bir vaiz) vaiz vesikasına el konuldu ona vesikayı vermiyoruz demişti. Geçen evden ayrı bir bölümde olan kütüphaneme indim. Süneni Ebi Davud’u aldım, biraz okuyayım dedim. Salih hocanın notları ve kitabın arasına bana yazdığı özel notla karşılaştım. (Özel notunu yayınlamıyorum.) O günleri ve aramızda oluşan o güzel dostluğu düşündüm ve hüzünlendim. Ona Fatihalar okudum rahmetler diledim. Şu fani dünya için kötülük yapmaya kalp, kırmaya değirmi? Daha gün gibi idi. Geldik gidiyoruz. Bizden önce gidenlere Rabbim rahmeti ile muamele eylesin. Vakit, saat gelince de bizlere imanı kâmil ile göçmek nasip eylesin inşallah. Şunu ifade etmek isterim; 1965 yılında genç bir insan olarak, yaşıtım o tarihlerde genç ve başarılı bir işadamı olan: Hacı Şükrü Kabil’le kurduğumuz, tüzüğünü birlikte yazdığımız, Kur’an kursundan günümüze kadar binlerce fakir aile çocukları istifade etmiş. Şu an ülkemizin çeşitli vilayetlerine ve çeşitli devlet dairelerinde hizmet gören her dalda talebelerimiz vardır. Sarıyer’de gelmiş geçmiş müftüler, bölgedeki imamlar, müezzinler, hepsi yardımcı olmuşlardı. Ahirete göçenlere Rabbim gani, gani rahmet eylesin. Salih Güneş daha sonraları Frankfurt din ataşeliğine atandı. Orada hizmetlerimize yardımcı oldu.  O zamanlar hizmetlerimizle alakalı Frankfurt idarecisi, çocukluk arkadaşım merhum Hafızı Kur’an İlyas Uzun Hoca Efendi ile de çok güzel bir diyalog içine girmişlerdi. (Şimdi her ikisi de baka alemin de Rabbim rahmeti ile muamele eylesin.) Vefat edene kadar; SALİH GÜNEŞ hoca efendi ile dostluğumuz devam etti. Allah rahmet eylesin.  Şunu üzüntü ile ifade edeyim ki; dün yer darlığından talebe alamayan bu yurtlar; maalesef bugün talebe bulmakta zorluklar çekiyor. Yıllardan beri devam eden, adeta bir marka olan, yarım asrı geçen yapılışı ile tarih kokan İstinye Kur’an kursunu, şimdiki yöneticiler müftülüğe dilekçe vererek kapattılar. Yani Diyanet’ten ayrıldılar. Öğrenci yurduna çevrilen binada şu an için genç hoca sayısından daha az talebe vardır. Elbette ki yanlış kararlarla bu çöküşe sebep olanlar Yarın Allah (cc) huzurunda hesaplarını vereceklerdir.  Birileri hâlâ bizi varsın nasıl adlandırırsa öyle adlandırsın. Biz hiçbir zaman Hazretimizin çizdiği yola, koyduğu manevi terbiye sistemine şeriata bağlılık ve Peygamber Efendimiz(SAS)’in sünnetlerine karşı değiliz. Karşı olduğumuz: sadece ve sadece günümüzde bazı gizli eller vasıtası ile gül bahçelerini işgal eyleyen kargalara (Kötü idareciler, dini ve yolumuzu istismar eden istismarcı, maddeci, sahtekarlara ve yıllarca ezan düşmanlığı yapanlarla beraber olanlara karşıdır.)  Her gün Anadolu’muzun birçok yerinden telefonlar alıyorum. Süleyman efendi hazretlerinin yurtları üzülerek ifade edelim ki, çok çok yazık sünneti ihya yerine devletimizin başkanına düşmanlık etmekteler. Bu yüzden de yine üzülerek ifade edelim ki; yurt içinde ve yurt dışındaki yurtlara öğrenci bulmakta zorlanıyorlar. (Birçok yerde talebe sadakasına çıkılıyor. Nasıl bir sadaka ise?!) Bugünkü idareciler; gemiyi karaya oturttukları için, saf, temiz, inançlı Müslüman kardeşlerimiz tarafından bir nevi kırmızı kart görmüşler gibi. Yardımlar azaldı. Esnaf yardım etmiyor. Hatta kendilerinden kaçıyor. Rabbim hepimize hakikatleri görebilmeyi ve hakikatler etrafında iman ile ihlas ve samimiyet ile toplanabilmeyi nasip eylesin. Âmin… Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

GEÇMİŞ OLSUN DER ACİL ŞİFALAR DİLERİM

Yarım asırdan fazla dostum ve samimi arkadaşım olan, yıllar önce kendisi genç ve başarılı bir işadamı iken, birlikte İstinye Kur’an kursunun tüzüğünü kendi yazıhanelerinde yazarak, derneğini kurduğumuz, Çayır mahallede o günün şartlarına göre İstanbul’a sıfırdan yeni bir Kur’an kursu binasını inşa eylediğimiz. O günden yakın geçmişe kadar derneğin çeşitli kademelerinde görev alan. Yüzlerce fakir talebeye merhum babası, kardeşleri ve şimdi oğulları ile burslar veren. Ülkemizin birçok yerinde camiler, çeşmeler ve değişik hayır işleri yapan, İstinye Pınar mahallesinde temelden çatıya tam donanımlı bir kız Kur’an kursu inşa eyleyen, hayır sahibi, cömert ve bir o kadar da mütevazı olan değerli dostum Hacı ŞÜKRÜ KABİL rahatsızlığı sebebi ile İstanbul LİV hastanesinde bir operasyon geçirmiş olup şu an evinde istirahat etmektedir. Kendisine geçmiş olsun der, en samimi dileklerimle Cenabı Haktan acil şifalar dilerken, yurt içinde ve yurt dışındaki dostlarımdan değerli kardeşimiz Hacı Şükrü’ye ve Ümmeti Muhammedin hastalarına dua etmelerini istirham ederim. Hepimizin kalan ömürlerini Cenabı Hak inşallah hayırlı eylesin. Âmin…

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Çetin

“Devletimizin başkanına düşmanlık” cümlesi ne kadar tehlikeli ve yanlış, hükümetin başkanına muhalif olmak devlet başkanına düşmanlık öylemi,

Okır

Bağzen böyle ilim bilen hocalar yetişiyor. Ama çoğusu öyle değil
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23