Neden dünyada Türk düşmanlığı var?
Yaşadığımız dünyada küçük, büyük birçok devlet veya devletçikler Türk devletine ve Türk milletine nedense amansız bir şekilde düşmanlık yapmaktadırlar. Öyle ki; bir zamanlar ecdadımız sürre alayları ile çok çok fakir oldukları için yardımlar götürdüğü Mukaddes beldeler üzerindeki günümüzün Suud devleti bile bugün milletimize, devletimize düşman. Birçok ülkeler arası zeminde Müslümanlarla beraber değil, bayraklarında dahi haç resmi bulunan gayri Müslimlerle beraber oluyorlar. Onlarla beraber aynı gaye doğrultusunda hareket ediyorlar. Türkiye devleti ve milleti dünyadaki bütün mazlum Müslümanlar hatta gayrimüslimlerin dahi zulümden kurtulmaları için elinden gelen gayreti ve yardımı yaparken bir kısım sözde İslam devletleri de gayrimüslimeler gibi mazlumların seslerini duymuyorlar, Türklere düşmanlık etmekte birbirleri ile yarışıyorlar… Gözlerini ve kulaklarını dünya Müslümanlarının uğradıkları zulümlere kapatmış, bu zulümleri yapanlarla dostane ilişkiler (!) kurabilmektedirler. Bunların birçoğu dinimiz İslam demelerine rağmen kendi yaşantıları çok kere İslam’dan, İslam şeriatından uzaktır. Kendilerini süper güç olarak tanımlayan bazı devletler nedense şu an için nüfusu 80 milyonu aşan Türkiye’yi, Türk milletini ve Türk devletini değil de anarşist ve terörist grupları tercih edip, onlarla dostane ilişkiler geliştirmekteler. Maddi, manevi ve lojistik desteği vererek Türk milleti üzerine saldırtmaktadırlar. Bunca askerimizin, polisimizin, sivil insanımızın, yaşlı, kadın, erkek ve bebelerin kanlarının dökülmesine, içlerindeki Türk düşmanlıkların alevlediği kinle tabir caizse zevk alıyorlar. Dünyadaki birçok ülkeye bakınız. Zamanla Osmanlının hepsine iyilik yaptığı, asırlarca birçoklarını adalet içinde idare ettiği, dillerine, dinlerine, hiç dokunmadığı şimdiki, sınırları cetvelle birileri tarafından zamanla çizilmiş bugün devlet haline gelmiş olanlar, geçmişlerini unutmuş, Türk düşmanlığı üzerine hepsi birleşmişlerdir. Peki dünyada birçok İslam devleti olmasına rağmen kiminin başına kral, kiminin başına sultan, kiminin başına şeyh bulunan bu İslam (!) devletleri neden batılılar ve ABD ile düşman değil de sadece Müslüman olan Türk milletine düşmandırlar? Hemen hemen Avrupa devletlerinin büyük bir kısmı Türk düşmanlığında bugün birleşiyorlar. Onlar ki bir zamanlardan bağlarını, bahçelerini, ekin tarlalarını korumak için Osmanlıdan asker talep etmişlerdi. Osmanlı asker değil ancak asker elbisesi gönderdi. İçlerini samanla doldurup bahçelerinin kenarına koydular. Bağ ve bahçeleri soymaya gelen komşu devlet insanları Türk kıyafetli doldurulmuş asker elbiselerini görünce hepsi korkarak geri dönmüşlerdi (Tarihe bakılabilir kimdi bu ülkeler?). İzahı çok kolay, (istisnaları bir tarafa bırakırsak) bugün birçok Müslüman ülkede halk sefalet içinde yaşarken, devlet gücünü elinde bulunduranlar nasıl paralar harcayacaklarını bile hesap edemiyor, lüks ve israf içinde yüzüyorlar. Neden mi Türklere düşmanlar? Türkler kendi istekleri ile Müslüman olan bir millettir. Türkler İslamiyet ile şereflendikten sonra İslam’ın kılıcı oldular. At üzerinden inmeyerek ila-i Kelimetullah uğrunda cephelerden cephelere koştular. Gittikleri yerlerde insanları asimile etmediler. İmar ettiler. Hanlar, hamamlar, kapalı çarşılar, köprüler, çeşmeler ve mabetler inşa eylediler. Avrupa’da İslam deyince akla ilk gelen Türk’tür. Türk deyince de akla İslam gelir. Asırlar boyu Türkler İslam’ın bayraktarlığını yapmışlardır. Türklerin Müslüman oldukları tarih, asır belli. O zamana kadar hangi İslam ülkesi İslam adına fetihler yapmak ve İslam’ı yaymak için batıya doğru açılmıştır? (Açılmışlarsa ne kadar başarılı olmuşlar? İslam’ın ilk yılları ve hülefa-i Raşidin devrini kastetmiyorum.) Tebliğ ve fetih için gidenlerin birçoğu zamanla gittikleri ülkelerde eriyip gitmişler, ya Türkler? Hâlâ bugün dünyanın her yerinde İslam düşmanlarının tahrip etmelerine rağmen ayakta kalan birçok tarihi eser vardır. ABD ve Avrupalıların neden Türklere düşman olduklarını bundan yıllar önce bir muharririn kaleme aldığı ve aşağıda kaynağını verdiğim yazıyı birlikte okuyalım. İslamiyet bir gövde ise; Türkler o gövdenin başıdır. Gövdeyi kolayca yok etmenin en kolay yolu başı ortadan kaldırmaktır. Onun için dünyadaki bütün İslam karşıtları amansız bir şekilde Türklere düşman olmaktadırlar. Birlikte okuyalım: “Dünyayı gezip dolaşan Yeni Sabah muharriri Esat Mahmut Karakurt, Türklere karşı İslâm dünyasındaki sevgi ve rabıtayı yazarken, 99’uncu yazısında diyor ki: “Biz bugün kâinattaki İslam aleminin tek gururu, tek şeref ve kudretiyiz! Bunun böyle olduğunu Türk milletinin bilmesi lâzımdır! Arzın hangi noktasında bulunuyorsanız bulununuz, hangi bilgi seviyesi ile karşılaşırsanız karşılaşınız, tesadüf edeceğiniz bir İslâm topluluğunun arasına girip de “Ben Türküm” dediniz mi, muhitinizi birdenbire bir bayram sevinci, bir saadet kasırgası içinde bırakırsınız! Çıplak ayakları, açık kafaları, yanık vücutları ile bir sürü insan, Kâbe’yi tavaf eder gibi derin bir huşu ile etrafınızı sarar, “Biz de Müslümanız, biz de sizin din kardeşleriniziz!” diye ellerinizi, ayaklarınızı öperler! Siyam’da kendisini ziyaret ettiğim Seyyit Elhac Bumama isminde bir İslâm âlimi bana dedi ki: “Peygamberin Arap milletine hitap eden bir sözü vardır. Bu bir Hadisi sahihtir! Buyurmuşlardır ki: “Ey Arap çocukları; dünya üzerinde Türk milleti diye cesur, asil, mert bir millet yaşıyor. Onlar da (dini mübini) kabul edip, Müslüman olacaklar. Benden sonra İslâmiyet meşalesini dünya baki kaldıkça aydınlatacaklardır! Türk milletinin lisanını, tabiatlarını öğreniniz!” Bu ihtiyar Siyam âliminin naklettiği hâdis doğru mudur, değil midir bilmiyorum! Sahiden Peygamber, Türkler daha Müslüman olmadan böyle bir söz söylemiş midir, bu da benim için meçhul! Yalnız benim için meçhul olmayan bir hakikat varsa, o da şudur: Eğer İslâmiyet bir meş'ale halinde parlayacaksa, o meş'aleyi ancak Türkler alevleyebilir! Türk milleti olmayınca, İslâmiyet de olmaz, İslâmlar da!. Işıklar sönmeğe mahkûmdur!.. Allah hemen, bu güneş renkli ebedî meşaleyi elinde tutan asil milleti, dünya baki kaldıkça, dünyalar kadar payidar eylesin.” (Sebilürreşad dergisi: 1949- C.3- S. 367). Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.