• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI
16 Ocak 2021

Maziden ibret almalıyız

Değerli kardeşlerim, bizlere ne yazık ki yalan tarihi okuttular. Kurbağanın iç organları ile alakalı bilgimiz kadar, kendi öz geçmişimiz ve ecdadımız hakkında doğru tarihi bilgilerimiz olmadı. Ellili yıllarda ilkokulda okuyanlar bilirler. Okuduğumuz tarihin yazarı Emin Oktay’dı. Emin Oktay’ın yazdığı tarih kitabında Sümerler, Akatlar daha bilmem hangi kavimlerin tarihlerinden, Etiler, Cilalı Taş Devri, Yontma Taş Devri, maden devirlerinden bahsedildiği kadar, bizim kendi tarihimizden bahsedilmemiştir. Çünkü Oktay’ın tarihi ile bizim tarihimiz aynı değildi. Kendisine sormuşlar: “Emin, sen tarihçi değilsin niye yazıyorsun?” diye. Cevaben şöyle dedi: “Bana yaz dediler ben de yazıyorum.”. İnternet üzerinden kısa bir araştırma yapacak olursanız Oktay hakkında birçok bilgiye ulaşabilirsiniz. Oktay’ın esas soyadının da Oktavitz olduğunu öğrenirsiniz. Yeryüzünde ilk insan Hz. Adem, Allah’ın (CC) bir peygamberi iken, Oktay ilk insanları acayip kılıklı, yamyam şeklinde tarih kitabında tanıtıyordu. Benim kuşağımdaki yaşıtlarım lütfen o zamanki tarih kitabındaki resimleri gözünüzün önüne getiriniz. Bize geçmişimizi unutturdular, daima kötülediler. Bu arada dinimiz İslam’a da amansız hücumlar yaptılar. Yetişen nesli dinden ve dilden uzaklaştırmak için ellerinden gelen hainlikleri yaptılar. Zihinlerimizi dondurup düşünemez hale getirip sadece ve sadece bizleri birer batı hayranı, moda düşkünü insanlar haline getirdiler. Bugün gençliğimizin büyük bir kısmının tarihi ile ecdadımızın tarihteki başarıları ve altın sayfalarından haberleri yoktur. Doğruyu söylemem gerekirse acizane benim iki yönden az da olsa tahsilim var. Bütün samimiyetimle ifade edeyim ki “Kutul Amare” zaferi TRT’de gösterilinceye kadar kahraman askerlerimizin o zaferlerinden haberim hiç yoktu. Şimdi yine TRT’de “Payitaht” dizisi gösteriliyor. Birçoklarımız üzüntü ile izliyoruz. Hiç düşündük mü? Dün Cennet mekân Abdülhamit Han Hazretleri için sergilenen oyunların aynısı bugün Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan için sergileniyor. Sözde demokrat Avrupa (!) ahlaksızca çizilen karikatürleri, aleyhinde yazılan yazıları basın özgürlüğü diye lanse edebiliyor… Bütün bunlar bizleri çok ciddi bir şekilde düşünmeye ve maziden ibret almaya sevk etmelidir.

Birlikte merhum Cevat Rıfat Atilhan’ın yazısından birkaç paragrafı okuyalım:

“Biz partizanların ihtirasına kurban gitmiş bir milletiz. Partilerini, yurtlarının ve vatandaşlarının üstünde tutan insanlar koca Türk devletini parçaladılar, tuz buz etiler. Büyük bir devlettik, Avrupa’da, Asya’da, Afrika’da hüküm sürüyor, bayrak dalgalandırıyorduk. Hem bu yazdıklarımız tarih değil, içinde yaşadığımız günlerdir. Düne kadar, altından petrol isimli altın nehirler akan bir memleketin sahibi idik. Bunların hepsi partizanların ihtirası ve ikbal kaygusundan gözleri kararmış insanların yüzünden elimizden uçtu. Sonra, bir zamanlar yalın ayak gezen insanların altlarında “Kadillak”lar, şehirlerdeki muhteşem villaları ve milletlerin zenginlik ve refahını kıskanmaktan başka elimizde bir şey kalmadı. Ekmeğini hariçten temin eden, mahrumiyet ve yoksulluk içinde yaşayan, münevverleri sefaletten sürünür hale gelen bir topluluk olduk. Bütün bunlara, hiçbirini ötekinden ayırt etmeksizin partiler sebep oldu. Milleti ikiye hatta üçe bölen onlardır. Balkan harbi faciasında, küçük Bulgarlara karşı büyük ve şerefli Türk Ordusunu hacil mevkie düşüren onlardır. Vatanperverlik ve fazilet noksanlığı, parti hırsı büyük bir imparatorluğu ne hale getirdi? Hepimiz içinde yaşadık izaha lüzum yok. Görülüyor ki, bu kadar acı, bu kadar canlı misaller bize ibret dersi olmamış, bizi dalaletten kurtaramamıştır. Biz şahsen mesulleri değil, partileri hedef tutuyoruz. İdare adamlarımız 1908’den bu yana ciddi bir yol bulamamışlar, hüviyetlerini partiler içinde kaybetmişlerdir. İdare makinesinde bir yenilik yok. İttihat ve terakkiden başlayarak bugüne kadar israf edilen bol laflardan sarfınazar edersek hakiki bir değişiklik yapamadık. Bunun için eski bozuk düzen artık işlemez oldu. Ticarette buhran, iktisatta buhran, aile hayatında buhran ve ruhlarda buhran…”

Yazının son paragrafı ise şöyle:

“Tam bir inanç ve anlayışla söyleyelim ki, içimizde hâlâ bu oyunun farkında olan yok.” (Yeni İstiklal gazetesi, 24 Şubat 1962, Sayı 62, S.2).

Değerli kardeşlerim, Merhum Cevat Rıfat Atilhan sanki günümüzün fotoğrafını çekmiş. TBMM’den olup Türk milletinden maaş alanlar, dokunulmazlık zırhına bürünen sözde bazı milletvekilleri günümüzde bebek katilleri ile birlikte hareket etmiyorlar mı? Onlarca insanın katline davet çıkartan bir insanın cezaevinden çıkartılması için kampanyalar yürütülmüyor mu? Kimlerdir bu kampanyaları yürütenler? Boğaziçi Üniversitesine yapılan bir rektör ataması ile neden kıyametler kopartılmak istendi? Yoksa bu eskilerde kalmış, köhnemiş, demokrasi ile hiçbir alakası olmayan filmleri bir kere daha bu millete izletmek için tezgâhlanan oyunlar mıdır? Bir ana muhalefet partisinin İstanbul il başkanının bu insanlarla beraber kahraman polisimizi yuhalamasına sessiz kalıp hiçbir tepki vermemesi sizce demokratik(!) bir hareket midir? Mecliste bulunan grubu olsun ya da olmasın siyasi partilerimiz neden bu çirkin hareketleri tenkit bile edemediler? Geçmişte kendilerini milliyetçi, mukaddesatçı olarak tanıdığımız bir öfke ile eski yuvalarından, ocaklarından ayrılan, birçoklarının alınları secdeye varan siyasetçilerimiz neden bu olumsuz ve çirkin hareketlere karşı sesinizi yükseltmiyorsunuz? Vatan sevgisi, bayrak sevgisi, din ve ezan sevgisini Allah rızası için her yerde, her zaman haykırmak, milletvekilli olmaktan çok daha hayırlıdır. Unutmayalım ki, bu dünya ve bütün makamlar fani, ahiret ise ebedidir.

Devletimizin, hükümetimizin, milletimizin geleceği ile alakalı yaptıkları hayırlı işlere ülkemizin hemen her yerine yapılan bunca hizmetleri görmezden gelip “Hayır, istemezuk” diye karşı çıkmıyorlar mı? Bunlar değil miydi gezi olaylarında bu milletin malını yakıp, yağmalayan, demokratik hareket adına(!) devletin binalarına teröristlerin resimlerin asanlar? Birçok siyasetçinin kökü dışarda olan vakıf ve derneklerle bağlantısı var mı, yok mu? Askerimizin Libya’ya, Azerbaycan’a gitmesine kimler karşı çıktılar? Şu an ülkemizi bölmek ve parçalamak için çok ciddi, içten ve dıştan çalışmalar yapılmaktadır. Eğer maziden ibret alarak bu iç ve dış düşmanlara karşı koyamazsak, Allah korusun çok kötü günlerle karşı karşıya kalabiliriz. Seçimle iktidara gelemeyeceklerini anlayanlar, iç karışıklıklar çıkartmak istiyorlar. Bazı muhalif partiler kendilerinden bir şey olmayacaklarını anlamışlar ki, okyanus ötesinden gelecek yardımlarla hükümeti, Sayın Cumhurbaşkanını düşürmeye bel bağladılar. Bunlara ancak “Yazıklar olsun!” denebilir. Allah fırsat vermesin inşallah… Şayet bazı ülke içi piyonlar ve dış destekçileri Türkiye için demokratik olmayan bazı yolları denemeye kalkarlarsa 15 Temmuz’da olduğu gibi, milletimizin canı pahasına da olsa gereğini yapacaklarından şüpheleri olmasın. Gerektiği yerde, gerektiği zamanda ve gerektiği gibi vatanını, bayrağını, dinini, mukaddesatını, ezanını muhafaza edeceklerdir. Maziyi unutmayalım. Maziden dersler çıkartarak geleceğe hazırlanalım. İnşallah. Her şeyden önce kim dost kim düşman iyi tanımaya çalışalım… Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mardinli hoca

Sayın ali sandıkçı oğlu hocam dilinize yüreğinize sağlık.Bende sizin aynı yıllarda ilkokulda okuyordum.Gerçekten sahte tarih okutuyordu bizleri.Çünkü sistem din düşmanlığı millet düşmanlığı üzerine kurulmuştu bunun için milleti nesli dinden kurandan uzaklaştırmakti hedefleri tabi milleti gerçek tarihinden de uzaklaştırmak.Böylece milleti kandırmak ve milleti kendine bağlı olmak için bu yöntemi kullandılar yetiştirdikleri öğretmenler çoğu sol görüşlü dinsiz çıkıyorlardı. 
  • Yanıtla

Yasemin

ALLAH cc razı olsun hocam dedikleriniz çok doğru,.  
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23