• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI

Çocuklarımızın eğitimi üzerine

25 Nisan 2026
A


Ali Sandıkçıoğlu İletişim: [email protected]

Çocuklarımızın eğitimi üzerine

ALİ SANDIKÇIOĞLU 

Çocuk; anne ve babayı birbirine bağlayan, ailenin oluşmasına sebep olan en kuvvetli bağlardan biridir. Çocuk yetiştirmek her devirde zor olmuştur. Günümüzde ise çok çok daha zordur. Ancak çocuk yetiştirmek aynı zamanda sorumluluk isteyen çok şerefli bir hizmettir de... Çocuklar kötülük bilmezler. Düşündükleri gibi konuşan yer yüzü melekleri ve çiçekleridirler. Müslüman Türk geleneğinde erkek çocuğun soyu devam ettirmesine, kız çocuğunun ise geleceğin annesi olacağından çok dikkatle yetiştirilmesine inanılır ve bu yönde gayretler gösterilir. Şerefli ecdadımız çocuklarının ailesine, milletine, memleketine, tarihine, dinine, kültürüne faydalı olabilmeleri için yetişmeleri yönünde hiçbir fedakarlıklardan çekinmemişlerdir. Onları hem maddi hem de manevi bakımdan yetiştirerek iki kanatlı birer kuş misali haline getirdiler. Zira tek kanatlı kuş uçamaz. Günümüz insanı olan bizlerin ekserisi çocuklarının sadece maddi cephelerini düşünerek manevi cephelerini ihmal ettiler. Böylece dinini bilmeyen, vatanını, bayrağını sevmeyen, anasına, babasına, hocasına, tarihine, geçmişine saygısı olmaya, sadece yemeyi, içmeyi, gösterişi, eğlenmeyi düşünen, büyüğünü saymayan, küçüğünü sevmeyen, merhametsiz, ruhsuz bir nesil meydana gelmiş oldu.


Çocuklarımızın sadece midelerini değil, onların ruhlarının da düşünmeliyiz. Bunun için Hz. Allah’ın bizlere birer emanetleri olan çocuklarımızın üzerine çok ciddi bir şekilde durmalı, onları mazisinden koparmadan en iyi bir şekilde geleceğe hazırlamalıyız. Bunun yollarından birisi de çocuklarımızın kendi öz geçmişlerini, kendi kültürlerini, kendi dinlerini, mili ve manevi değerlerini, ecdadımızın yaptığı kahramanlıkları, yine ecdadımızın dünyaya yaydıkları, medeniyeti, imar, iskân ve insan haklarından gençlerimizin tam olarak bilgili olmaları, yabancı hayranlıklarından ve onları taklit etmekten kurtarılmaları gerekmektedir. Nereden gelip, nereye gittiklerini iyi bilmelidirler. Dünyanın fani ahiretin ise ebedi bir hayat olacağını genç yaşlarda iken anlamaları, milli ve manevi değerlerine bağlı bir şekilde yetiştirilmeleri ile mümkündür. Atalarımız ne güzel demişlerdir: “Evlatsız yurt odunsuz ocağa benzer.” Bir diğer atasözünde büyüklerimiz: “Oğlun oğul olunca tutar ata mülkünü, Oğlun oğul olmayınca satar ata mülkünü.” Bunun için çocuklarımızın eğitimi üzerine çok ciddi bir şekilde durmalıyız. Her meslek dalında dürüst insanlar yetiştirmeliyiz. Günümüzde bütün dünyada yaygın hale gelen birçok ülkenin idarecilerini kara kara düşündüren: esrar, eroin, içki, fuhuş kumar gibi kötü alışkanlıklardan veya çeşitli bataklıklara düşmekten mutlaka çocuklarımızı kurtarmanın yolların aramalıyız. Aksi halde çok geç kalmış oluruz. O zaman da iş işten geçmiş olur. Bu arada çocuklarımızın bilhassa dilimizden ve dinimizden kopmamaları için tedbirler aramalı, bu husus için çok gayretler göstermeliyiz.


Geriye dönüp baktığımızda çocuklarımız için gereken tedbirleri tam olarak alabildik mi? Bu soruya hepimiz kafamızı iki elimizin arasına alarak tam düşünüp cevap vermeye çalışalım lütfen. Yoksa daha çocuklarımız bebek yaşlarda iken ellerine birer telefon vererek onları sosyal medya pislikleri ile mi tanıştırdık? Çocuklarımızı hiç kontrol etmeden İnternet bataklıklarına mı terk ettik? Neden gençlerimizle alakalı bazı kanunları çıkarmakta hala iktidar ve muhalefet birleşemiyorlar? Dünyanın birçok ülkesi gençler için internette bazı ulaşım, erişim yasakları koymuşlarken, bizde hâlâ muhalefet engeli var neden? Düşünün çok genç yaşta bir çocuk eline silah alıp onlarca yaşıtını öldürebiliyor! Buna sebep eğitimdeki seviyesizlik, kalitesizlik, tamamen materyalist, maddeyi ön plana çıkaran, manayı inkâr eden taklitçi eğitim ve gençlerimiz için kurulan internet tuzakları değil mi? Bu çocuklar milli ve manevi yönden tam olarak bir eğitim almış olsaydı böyle üzücü eylemler yaparlar mıydı? Yıllarca biz çocuklarımızı Milli Eğitimin idaresindeki okullara, öğretmenlere teslim etmedik mi? Bu okullarda minik beyinlere neler aşılandı? Kendi kültürümüz mü? Örfümüz, adetimiz, ahlakımız, milli ve manevi değerlerimiz mi? Yoksa körü körüne ezbercilik ve taklitçilik mi? Hepimiz aynı okullarda okumadık mı? Daha yakın geçmişte medyada yer alan, gazetelerde boy boy resimleri çıkan bir sayın öğretmenin çocukları toplayıp bir resme doğru secde ettirmedi mi? Sayın Milli Eğitimi Bakanımız Ramazan-ı Şerif ayında Ramazan şenliklerini okullara kadar taşıdığı için Avrupa hayranları, din düşmanları, laikler, dönmeler kıyamet kopartmadılar mı? Bize anlatılanlar sadece Osmanlı düşmanlığı, her şeyin cumhuriyetle başladığı, cumhuriyetten önce ülkede hiçbir şeyin olmadığı, ülkede okur yazarların dahi olmadığı ve akıl almaz şekilde bizlere batı hayranlığını aşılamak değil miydi? Bakınız Ustad Necip Fazıl Kısakürek arzu ettiği gençlik için neler söylüyor: “Bugün komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, çıkartma kâğıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı, fuhş albümü gazetesi, şaşkına dönmüş ailesi ve daha nesi ve nesi, hâsılı, güya kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli tesiri üzerinden silkip atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine, telkin ve memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, tek başına onlara karşı durabilecek destanlık bir meydan savaşı içinde ve çetinler çetini bu işin destanlık savaşını kazanabilecek bir gençlik. Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa, gelmiş ve geçmiş bütün eski nesillerden hiçbirini beğenmeyen, onlara "Siz güneşi ceketinizin astarı içinde kaybetmiş marka Müslümanlarısınız! Gerçek Müslüman olsaydınız bu hallerden hiçbiri başınıza gelmezdi!" diyecek ve gerçek Müslümanlığın "ne idüğü"nü ve "nasıl"ını gösterecek bir gençlik... Tek cümleyle, Allah'ın, kâinatı yüzü suyu hürmetine yarattığı Sevgilisinin alemleri manto gibi bürüyen eteğine tutunacak, O'ndan başka hiçbir tutamak, dayanak, sığınak, sarınak tanımayacak ve O'nun düşmanlarını ancak kubur farelerine denk muameleye lâyık görecek bir gençlik...”


Bilhassa çocuklarımıza insanlara, bütün canlılara ve kamuya zarar vermemelerini iyice anlatmalıyız. Ne dinimizde ne de örfümüzde herhangi bir insana zarar vermenin veya hakkına el uzatmanın yeri olmadığını telkin etmeliyiz. Şunu da hiçbir zaman unutmamalıyız ki, her şeyi sadece madde ile ölçüp değerlendirmeye kalkar ve çocuklarımızın manevi cephesini ihmal edersek büyük bir hata etmiş oluruz. Çocuklarımızın maddi istikballerini düşündüğümüz kadar, manevi cephelerini de düşünmeliyiz. Daha açık bir ifade ile çocuklarımızın midelerini düşündüğümüz kadar, onların ruhlarını da mutlaka düşünmeliyiz. Unutmayalım ki her şeyimizi bugün çocuk dediğimiz o insanlara bırakarak bu alemden göçeceğiz. Onların iyi bir şekilde eğitim görmesi iyi bir şekilde yetiştirilmesi ülkemizin ve dünyanın daha huzurlu yarınlara kavuşması demektir. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.


Sayın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve İstanbul Mezarlıklar Müdürlüğüne:


Kısa bir süre önce kardeşimi, Karacaahmet mezarlığına, yine bir yakınımızın akrabasını da Zincirlikuyu mezarlığına defnettik. Her iki mezarlığın ara yolları gerçekten çok pis. Müdürlüğünüze ve İstanbul'umuza yakışmıyor. Zincirlikuyu’da aşağı kısımda bayrak dikili, lütfen gidiniz o bayrağın etrafındaki mezarlara ve ara yollara bir bakınız. Durumun vahametini bizzat yerinde görmüş olacaksınız. Makamınızdan dileğimiz en kısa zamanda İstanbul’daki mezarlarımızın baştan sona temizlenmesidir. İlginizi bekler, saygılar sunarım.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23