--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Yorum”u kötülerken de yorum yapmak!

Ali Osman Aydın
Ali Osman Aydın
12

Yorum”u kötülerken de yorum yapmak!

ALİ OSMAN AYDIN

İlahiyatçı Mustafa Öztürk, gazeteci Enver Aysever’in programında Kur’an yorumuna dair görüşlerini açıklamış. Videonun altında Öztürk’ün sözlerini göklere çıkaran yığınla yorum okudum. Dinleyiciler Öztürk’ün söylemini çok beğendiklerini ifade ediyorlardı. Konuşulanları olabildiği kadar anlaşılır şekilde metne dönüştürmeye çalıştım. Şimdi metni gözden geçirelim ve sonrasında kritik edelim. 

Şöyle söylüyor Öztürk: 

“Kitap suskun insan onu konuşturuyor. (Kur’an-ı Kerim’i kastediyor) 

Bugün insanın ihtiyacı, insiyakı, arzusu ihtirası, menfaati; bu çok iyi niyetli de olabilir çok art niyetli de olabilir… İnsan dediğimiz varlığın bütün potansiyelleri iyi kötü ne varsa bütün yetileri kitabın üzerinde manipülatif olarak kendini göstermiştir. 

Çünkü o bir söz (Kur’an-ı Kerim), orada mumyalanmış bir söz. Orhan Veli'nin “Anlatamıyorum” şiirini al, 40 tane öğrenciye sor, bu şiirden çıkardığınız anlam boyutlarını, duyduklarını, hissiyatlarını paylaşsınlar bakalım. Üç satır şeyden kaç çeşit yorum çıkıyor! 

Kur'an-ı Kerim'de böyle. Bir de ona kutsallık affettiğinizde çıkardığınız anlamı da bir bakıma Kur'an'ın ambalajıyla sardığınızda, bu artık tehlikeli de bir hale geliyor. İşte o zaman bir dinileşme ve artık onun üzerinden kimlikler, restleşmeler, tekbirler, dışlamalar ötekileştirmeler yaşanıyor. 

Kitabın bize metin olarak gelmesi ve şu rafta durmasının hiçbir anlamı yok. Bayrak gibi bir anlamı var. Ama hayatımıza intikal ederken kitap konuşmuyor, Enver Aysever konuşuyor, Mustafa Öztürk konuşuyor. Mustafa Öztürk kitabını nasıl görmek istiyorsa öyle görüyor öyle gösteriyor ortaya da bunlar çıkıyor… Böyle bir yol yordamla hayat kurulamaz, toplumsal barış sağlanamaz; o çoğulcu, hayalini kurduğumuz huzurlu bir toplum, Medinetü’l Fazıla kurulamaz.  

Kitabın dışında, gelenekte, tarihsel süreç içerisinde, toplumda oluşturduğu olumsuz- olumlu nitelikler korunmak kaydıyla insanlığın bugünkü gidişatında keşfettiği; Magna Carta’sından, İngiltere'nin keşfettiği değerlerden tutun İnsan Hakları Bildirgesi’nden çıkın… Zerdüşt’ün metninden bakın, Sokrates'in mahkemedeki duruşundan alın… İnsanlığın ortak paydasından Marks’a… Hiçbir çiçek ayırt etmeden, bir arı misali konarak; birliğimizi, dirliğimizi ve fikrimizi geliştirecek, içinde yaşayıp rahat nefes alabileceğimiz bir sosyolojiyi, bir düşünceyi, bir felsefeyi kendi aklımızın erginliği ve yetkinliği ile bulmak zorundayız. 

Hazır metinler üzerinden, hazır buyruklar üzerinden, kalıplar üzerinden ortaya çıkan tecrübeler böyle oldu (Bugünkü kötü durumu meydana getirdi demek istiyor). Yani eş zamanlı şurada Taliban referans Kur’an diyor, aşağıda selefiler biliyorsunuz referans Kur’an diyor, burada İsmailağa referans Kur’an diyor… Kaç çeşit oldu?  Birbirlerine benziyorlar mı?  

Yani Yaşar Nuri hocam da Kur'an diye yatıp kalkıyordu Taliban da Kur’an diye yatıp kalkıyor… Bir kitap bu kadar farklı şey nasıl temsil edebilir?

Kitaptan (Kuran'dan) hayat çıkmaz. 

Bir sosyoloji olarak, bir tarihi tecrübe olarak bir buçuk milyarın üstündeki bir inanan kitlenin Müslümanlığa bakış açıları doğru mu eğri mi, sizinle paylaşabilirim, bunlar benim görüşlerim...”

 Kitap Konuşmaz mı? 

Kuşkusuz her kitap-metin yorumlanır. Yorumlanmak zorundadır. Bu Kur’an’a özgü bir durum değildir. Yorumdan, “konuşan kitaplar değil, insanlardır; o halde kitabı referans almayı bırakmalıyız” sonucunu çıkarmak “aşırı yorum”dur.  

1400 yıllık devasa bir usul geleneği, düşünsel ve kültürel birikimi olan Kur’an’ı Kerim’i Orhan Veli şiirinin yorum çeşitliliği ile aynı kefeye koymak, mantık dışı bir sululuktur.  

Öztürk, “hazır metinlerden hayat çıkmaz” diyerek Kur’an’ın günlük hayatın sorunlarında başvurulacak bir mercii olamayacağını savunuyor!  

O hâlde İnsan Hakları Bildirgesi nasıl oluyor? “Sokrates’in Savunması” neden oluyor? Neden anayasa metinleri yazıyoruz, neden yasalar var? Günlük hayatımızı o yasalara göre tanzim etmiyor muyuz? Onlar da “hazır metin” değil mi, yoksa Öztürk’e göre sadece Kur’an mı hazır metin oluyor? 

Eğer "hazır metinlerden hayat çıkmıyor”sa o zaman ne felsefe kalır elimizde, ne yasalar, ne ahlak, ne de hukuk. Çünkü insanlığın entelektüel tecrübesine dair bugün elimizde mevcut bulunan şeylerin tamamı “hazır metin” halinde bize intikal etti.  

“Kur’an’dan hayat çıkmaz” dedikten hemen sonra “ama Sokrates, ama İnsan Hakları Bildirgesi, ama İngiltere’nin keşfettiği değerler ve Marks” demek, çelişkinin daniskasıdır. Kur’an’a imanla değil de akılla bakan biri bile böyle bir argüman zincirinin çöktüğünü görebilir.

Ama Öztürk bu gerçeği görmezden gelerek büyük oranda din dışı metinleri hayatın merkezine koyup, Kur’an’ı susturmaya çalışarak ilim adamı ciddiyeti ile bağdaşmayacak bir çifte standart uyguluyor. 

Yorumların çokluğunu ve metne sadakatten kopmuş aşırı yorumları gerekçe göstererek metni itibarsızlaştırmaya çalışıyor. Peki aynı şey neden Magna Carta, Marksizm, İnsan Hakları Bildirgesi, Zerdüşt’ün Avesta’sı için geçerli olmuyor da hepsini “arı” gibi dolaşmamız gerekiyor? 

Bu metinlerin hiçbiri tek bir yorumla sınırlı kalmış metinler değil. Magna Carta’yı bile, pazarlanan anlamının tamamen dışında, tepeden tırnağa sınıfsal bir metin olarak yorumlayan ekoller var. 

Marks’ın “Kapitali” yüzlerce yıldır onlarca farklı okul tarafından, farklı ülkelerde birbirinden hayli farklı şekillerde yorumlandı örneğin... 

Aynı şeyler Zedüşt’ün Avesta’sı için de geçerli.  

Öztürk’ün Sokrates’in mahkemedeki asil duruşu dediği şey, Platon’un metinlerinden bize gelmedi mi? Sokrates’in savunmasını, “hazır metin” olduğu halde alınması gereken bir “değer” olarak ifade etmek; ama Kur’an’ı, Taliban’ın yorumunu göstererek susturmaya çalışmak bana sadece kötü niyet değil büyük bir tutarsızlık olarak da görünüyor. 

Mustafa Öztürk, “kişi kitabını nasıl görmek istiyorsa öyle görüyor, öyle gösteriyor, ortaya da bunlar çıkıyor”, diyor. Peki nasıl görmek istiyorsa öyle gören birinin “gördüklerinden” neden metin sorumlu olsun ki? Böyle bakan birinin istismarından, yani amacı dışında yorumlanmaktan hangi metin kurtulabilir?   

Farklı yorumlara açık olmak, Kur’an’ın “yol gösterici” olma vasfını ortadan kaldırmaz. Bir metnin yorumu doğal olarak bağlamına, dile, tarihsel koşullara ve okuyan özneye göre de değişkenlik gösterecektir. Dolayısıyla metinden çok onu nasıl ve hangi niyetle okuduğunuz belirleyicidir. 

Farklı şekillerde yorumlanıyorlar diye metinleri değerlendirme dışına aldığınızda elinizde hiçbir metin kalmaz! 

Öztürk “bu kadar farklı şey bir metinden nasıl çıkar” diyerek Kur’an’ı referans alarak hakikat zemini kurmayı, dinleyicileri için imkânsız hale getirmeye çalışıyor. 

Öztürk’ün, “yorumu” yorum yaparak itibarsızlaştıran konuşması baştan aşağı çelişkilerle dolu. İslam dünyasında Kur’an’ın anlaşılma biçimleri ile ilgili konuşulacak çok şey var elbette. Ama bunlar için önce asgari bir ciddiyet gerekiyor.  

Yorumlar

(12)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Süleyman Sırrı Dinçer

19 Nisan 2025 21:26

Bu sapkın mahluklar iyice azıttılar.Siyonist lobiden beslendiklerinden şüpheleniyorum.

Abdullah in yorumunu sil yada

19 Nisan 2025 19:21

O sözleri ile kâfir olduğunu söylediğim yorumumu yayınla

yüzyılın özeti: müslüman topluluğun arasına kolayca sızan ebucehiller

19 Nisan 2025 13:33

dinsiz imansız, “ben dinsizim, imansızım” demez; “ben mustafa öztürkçüyüm” der; yorumlara bak imansız yüzdesini anla

Hüseyin

19 Nisan 2025 12:49

Kur'an güneş gibidir ışığı(nur'u) gül e vurur coşturur gülistan (HALİS AYDEMIR) olur. Leş e vurur çürütür leş kokar (MUSTAFA ÖZTÜRK) olur.

Abudllah

19 Nisan 2025 14:56

Kuranı anlayarak okuyanlar nasıl çelişkiler yumağı olduğunu rahatça görüyor, o yüzden islamcılar Türkçe Kurana karşılar. Bir dediği bir dediğini tutmayan, bilimle çelişen onlarca ayeti olan Kuranın gerçek yüzü internet sayesinde ortaya çıktı.

Abdullah kafirine

19 Nisan 2025 18:29

Çünkü yorumundaki bariz zahir sözleri küfür... müslüman olan hristiyanlar ve Yahudilerden hepsinin ortak özelliği Kuran'da çelişki bulmak için yola çıkıp çelişkiyi bırakın mucizelere rast gelip müslüman olanlarla dolu.mesala bebeğin anne karnındaki aşamalar i anlatan ayetleri daha ultrasyon ve benzeri teknik ve teknolojik gelişmeler yokken ayetlerde anlatılan in mucize olduğu söyleyip müslüman olan Doktorlar proflar..veya bir papazın Tebbet süresinde geçen ve Ebu lehebin ve eşinin cehennemde odun taşıyıcısı olarak cehennemlik olduklarını bildirdikten tam 8 sene daha yaşadıkları halde kazaen veya inadına müslüman olduklarını ilan edip ölseler neler olurdu neler deyip bunun Kur'an mucizesi olduğu nu söyleyip İslam düşmanı bir papazın müslüman olması 

Nedim

19 Nisan 2025 12:15

Bende internette gezinirken rastladım.Biraz baktım.Daha önceki yazıları söyleyişilerini bildiğimden ve ilahiyatçı olmamdan dolayı meseleyi yani anlatmak istediğini anladım.Tamamina bakmadım.Ve bu yazıyı okurken de elhamdülillah doğru anlamışım dedim kendi kendime..O video da," bu dediklerimi işin uzmanları da bilir ama kimse dile getirmez ve ben köyün delisiyim"anlamlarına gelecek bir cümlesi dikkatimi çekmişti.Gercekten kimsenin cesaret edemediği konulara girmiş Öztürk..Kendi içinde samimi ama şeytani lane nin onu saptirdini düşünüyorum.Normalde Kur'an sünnet hatta icma gibi kaynakların objektif metinler olması hasebiyle bu metinlerin sahih anlaşılıp yaşanilmasi hatta sahih inanilmasi meselesi çok çok önemlidir gerçekten.. Öztürk ün anlatmak istediği ni ünlü fıkıh profesörü olan Hayrettin Karaman hoca da derslerinde Kur'an'ın sınırlı olduğunu sünnetin sınırı olduğunu söyleyerek yani içinde ki anlatılan meselelerin sınırlı olduğunu ama kıyamete kadar ki hayatın içinde karşılaşılacak meselelerin ise sınırsız olduğu sansosyonel bir cümle kurduğu bilinir.Ve daha sonra açıklamalarla ne anlatmak istediğini anlattığı bilinir.Demek istediği tam da muaz b cebel ra 'i Yemen'e vali atarken Resulullah sav in ey muaz bir mesele çıktığında nasıl hükmedeceksin nasıl çozeceksin sorusuna ya Resulullah! Allah'ın kitabına bakarak.Peki o mesele direk Kuran'da yoksa sorusuna muaz ra Sünnetine.. peki sünnette de bulamazsan sorusuna muaz ra Re'yime içtihadıma başvuracam cevabıni verince Resulullah sav Allah'a hamd ettiği rivayetinde bu konuyu anlatır rabbanî âlimler.Şoyleki bir mesele çıkar ve o mesele direk Kuran'da sünnette icma da olmayabilir.İşte tam da mezhepler meselesi bu konuyla alakalı ve Resulullah sav in muaz ra cevabı üzerinden Allah'a hamd ettiği bir durum gibi Allah cc bu ümmete rahmet ederek dört mezhep imamları ni ve onlar gibi alimleri özel yaratarak ümmetin meselelerine Kur'an dan sünnetten ve icmadan çözüm üretsinler istedi.Nereden mi biliyoruz Kuran'da geçen,"bilmediklerinizi zikr (Kur'an vahiy) ehlinden (bilgilerinden) sorunuz" ayeti ile Nisa 115 te hidayeti doğru yolu kaybetmemek için peygamber e sünnetine yuzcevirmeyin ve müslümanların sahabenin yolundan itikadından ayrılmayın aksi taktirde CEHENNEME girersiniz "anlamında ki ayettten ve Tevbe 100.ayetinde Allah'ın razı oldukları muhacir ensar sahabe ve onlara güzel uyanlar tâbi olanlar buyruğu dan öğreniyoruz.Muaz b cebel valilik kadılık yapacak şekilde kriminal hukuki konuları bilen müctehid ve Resulullah sav in özel eğitimci tebligci yetiştirdiği ehlisuffasindan olduğu nu hatirlatir âlimler.Kuran ve sünnette hukuki uzmanlık gerektiren meseleleri o işte yetkin ve etkin olanların alanları ile çobanların âlimlerin eşit oldukları iman İslam inanç konuları ise farklı.birbirine karıştırılmamalıdır.Velhasil Öztürk ün ve onun gibilerin saptigi konular ve haklı olduğu konular da vardır.Kurani sünneti ancak Allah cc tarafından akredite olan onlardan razı olduğunu buyirdugu (tevbe 100 ve nisa 115) SAHABENİN anladığı yaşadığı inandığı gibi olmak şartlarını yerine getirmeyen felsefeciler Şiiler Vahdeti vucudcu sufiler hariciler vb BİDAT EHLİ insanların yaptığı yanlışlar manasında Öztürk ün serzenişi haklı.Ama kendisi sahabeleri ve alimleri kabul etmediği için de saptigi bilinir.Yazarin Kur'an'ın dışındaki kitaplara mesala nutuk vb kitapları farklı farklı anlayanlar a neden bir sözü yok diye sorması da yerinde

Kültür Farklılıkların Temelleri Derinde

19 Nisan 2025 10:21

Hz. Muhammed'e vahi gelmeden farklı toplumlar farklı kültür, gelenek, göreneklerde yaşamıyorlar mıydı? İslamiyeti benimseyen toplumların eski kültürü bir günde ortadan mı kalktı ? Dolayısı ile kendi kültürleri ile tebliğ edileni -yeni dini-harmanlayarak yeni bir anlayış oluştururlar. Ondandır ki Türk İslâm Medeniyeti ile Peşinden İslâm Medeniyeti farklıdır. Kuran'ı benimsemek ,Arap'ın tarihten gelen gelenek, görenek ve törenlerini ya da Türk'ün töresini en kısa sürede ortadan kaldırması mümkün olmadığından islami anlayışları da farklılık göstermesi normaldir. Arap'ın töresini din zanmak, cahilin Arabistanda üretilen peçetenin üstündeki Arapça yazıyı görünce peçeteyi öpüp kutsayıp yüksek yere kaldırmasınayla aynı dır. Müslümanlara has değildir bu. Hıristiyan toplumları arasında da anlayış fatklılıkları vardır ki mezheplerin ortaya çıkmasının sebepleri de burda yatmaktadır.

ata

19 Nisan 2025 08:56

elbette onlar kurana düşman olacaklar, ama kelimesine zarar gelmeyecek... ibret alınası zamanlar, olaylar... bizdeki düşmanlık zaten herkesçe malum olan, ama artık kabak tadı veren bağdat caddesi zihniyeti... oralara da fazla haksızlık etmemek lazım ayrıca, neyse....

Muhammed

19 Nisan 2025 11:27

Buhari hadisi diyor ki recm ayeti de vardı ama keçi yedi. Bu sahih bir hadis, yani gerçekliği tartışılamaz. Keçiden bile koruymamışlar ayeti. Cevap ver bakalım.

Adı Muhammed olan Fakat gönlü...

19 Nisan 2025 12:46

Bakara, 106. Ayet: Biz herhangi bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah'ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin? Zannedersem bu yorumcu gibi anlamayanlar in düştüğü hatalar..Recm ayeti aynen sizden öncekilere farz olduğu gibi oruç sizede farz kılındı.Recm Allah cc evli olarak zina edenlere ki cezası hem Tevrat ta hem de Kuran'da geciyorken hikmetini bilemediğimiz ama yukarıdaki ayette anlatılan durum olmuş Kuran'da n unuttrulup mutavatir hadislerde yürürlüğe konmuştur.Bekar ile evli ayırımı çok adeletli olduğu kabul edilir.bekara yüz sopa ayetle sabitken evliler e ise ölüm cezası öngörülmesi sünnetle sabit olmuştur.Zaten Kuran'da kiyame süresinde Kur'an'ın açıklaması bize aittir buyruğu ile namaz oruç zekat zina vb ahkamin ayrıntıları İslamın diğer kaynağı olan ve Kuran'da hikmeti indirdik,verdik, açıklamasi bize aittir geçtiği hâlde Kuran'da açıklaması olmaması ama sünnette olması İslamın ikinci kaynağı sünnetin olduğu da bilinir.tahrim 3 te peygamber sav eşine verdiği sırrı eşi açıkladığı anlatılan bölümde eşi bunu kim haber verdi sorusuna Rabbim cevabı üzerinden Kuran'da eşin şu an sırrını başkasına anlattı diye bir ayet olmadığına göre geriye bu haberin Resulullah a Kur'an dışında sünnetle VAHİYLE haber verildiği kalır

Ş mutlu

19 Nisan 2025 05:12

Ali kardeş m Öztürk Yaşar Nuri gibi çağdaş belamlardan ciddiyet beklenmez Taptıkları ve tapılmasını istedikleri heykelkeri yıkmalı Buzağı heykelcilerini hiç ciddiye almıyorum

Ali Osman Aydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle