• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Osman Aydın
Ali Osman Aydın
TÜM YAZILARI

Düzeltelim, Eğitimliler “Hayır”, Kültürlüler “Evet” Dedi!

25 Nisan 2017
A


Ali Osman Aydın İletişim: [email protected]

Sözcü gazetesinin başını çektiği bir kısım medya, bazı sosyolojik olgulardan yola çıkarak “Evet” oyu kullananları küçümsemenin bilimsel bir kılıfını bulmaya çalışıyor referandumdan beri.

Resim sergisi gezmediği,

Konsere gitmediği,

Tiyatro izlemediği,

Tatilini yurt dışında geçirmediği için,

Evet oyu kullanan insanları, en hafifinden eğitimsizlikle suçluyorlar.

“Hayır” oyları bazı büyükşehirlerde öne geçti ve “Evet” oyları düşük gelirli Anadolu şehirlerinde toplandı diye sosyolojiyi kırbaç gibi kullanmaya çalışıyorlar.

Aynı büyükşehirlerde AK Parti ana muhalefete açık ara fark attığında sindikleri köşeden çıkıyor ve diyorlar ki,

Eğitim seviyesi yükseldikçe

Halk modern hayatı içselleştirdikçe,

“Hayır”lar yükseliyor,

“Evet”ler  düşüyor…

Açıktan söyleyemiyorlar elbette ama kitleleri, Kemalizm’in temsil ettiği ilerlemeye, suni modernleşmeye adapte olmadıkları için ağız birliğiyle aşağılıyorlar.

Bu olguyu, Halkevleri ve Köy Enstitülerini kuran, din derslerini 30’lardan itibaren yasaklayan siyasal tezlerinin sağlaması olarak ortaya koyuyorlar.

İktidara destek verenleri tahkir etmek için bu verileri sürekli dillendiriyorlar.

Batının çoktan yüzgeri döndüğü sorunlu aydınlanmacılığı dayatarak dünya görüşlerini meşrulaştırmaya çalışıyorlar.

Hakaret ettikçe rahatlıyor, elmalarla armutları toplayarak yaptıkları hesaplarla, üstünlük vehimlerini körüklüyorlar.

“Eğitim”li olmayı, içinde tuhaf bir sanatseverliği barındıran, kentleşme ve modernleşme üzerinden değerlendiriyorlar.

İnsani değerlerin kıstası bunlardır ve ‘Evet’çiler söz konusu değerlere sahip değildir önermeleriyle konuşuyorlar.  

Modern yaşam tarzını benimsemiş sokaktaki vatandaşa “Eğitimli”, geri kalanına da terbiyesizce “köylü veya koyun” demelerinin nedeni bu…

Çin, Rusya ve Fransız köylü hareketlerini bilmedikleri için daha önce hiçbir seçimde yapmadıkları ölçüde kenti kutsayıp kırsal kültürü yerin dibine batırmaya çalışıyorlar…

İzmir, Adana, Antalya deyince gözlerinin içi gülüyor ancak Bayburt, Trabzon, Erzurum isimleri onlarda yıkıcı bir öfkeye neden oluyor. 

Sanıyorlar ki memleketi, monotonluğun girdabında boğulmuş, antidepresanla beslenen kent kökenli kitleler kurtaracak…

Bu yüzden “En çok üniversitelilerden hayır oyu alındı.” diyorlar gerine gerine.

Yetmiyor “Sadece üniversiteliler oy kullansa CHP iktidar olur.” diyerek halka seçme fırsatı verdikleri için duydukları pişmanlığı izhar ediyorlar. 

Bütün bunları 90 yıldır sopa gibi kullandıkları eğitim meselesini merkeze alarak yapıyorlar. Acaba gerçekler söyledikleri gibi mi? bir bakalım…

Bütün uygarlıklar, tekniğin, ilerlemenin yani eğitimin bir sonucudur. Bu anlamda uygarlık, manevi değil sadece teknik gelişmenin bir uzantısıdır.

Üreten, gelişen, disiplinli toplumlar, uygar toplumlardır. Ancak bencil, tekdüze ve ruhi buhranların girdabında kıvranan toplumlarda yine ekseriyetle uygarlaşmış toplumlardır.

Roma, kültürsüz yüksek bir uygarlığı temsil ediyordu ama Mayaların kültürü bunun tam tersi idi.

Kültür ise bir bakıma uygarlığın anti tezidir. Şiir, folklor, halk bilgeliği, felsefe, toplumsal ahlak, şahsiyet ve hürriyet meselesi tümden Kültür’den neşet etmiştir. Uygarlığın böyle bir gündemi olamaz. Batı’da da Doğu’da da Kültür’ün menşei ahlak yani dindir…  

Uygarlık insanı hiçe sayan “Kural”lar, kültür ise “Ahlak” yasaları vazeder.

Bu nedenle eğitim okuldan alınmak durumundadır ancak Kültür, okulla kaim değildir.

O daha çok, aile ocağındaki ilk terbiyeyle, türkülere sinmiş bilgelikle ve köklü geleneğin kılavuzluğunda öğrenilir.

Sıcak komşuluk ilişkilerimiz, yakın akrabalık bağlarımız, misafirperverliğimiz, küçüklere sevgimiz, büyüklere hürmetimiz, diğerini kendimize tercih etmemiz kültürümüzün mayasıdır adeta.

Bugün bu değerler yozlaşmış büyük kentlerde değil Anadolu’ da yaşamaktadır.

Yaşlılar, çocuklar ve zayıflar nerde saygı ve himaye görüyor, komşuluk, akrabalık, yardımlaşma, vatanseverlik, cömertlik nerede tereddütsüz yaşıyorsa, orası uygarlığa o kadar uzak, Kültür’e de o ölçüde yakındır…

Anadolu kırsalının dillere destan duyarlılığına karşın büyükşehirlerimizin insani değerlere kayıtsızlığı ortadadır.

Sözcü’nün ısrarla vurguladığı “Eğitim” meselesi öteden beri ne milli ne de ilmi olabilen, köksüz bir müfredatın tatbikinden öte bir amaca hizmet etmemiştir ne yazık…

Cumhuriyetin medar-ı iftiharı olan Halkevleri ilhamını, Sovyetler Birliğindeki sosyalist Narodni Dom’dan ve  Almanya’daki nasyonal sosyalist Yugend teşkilatından almıştır mesela.

Zaten amaçları da, vatandaşı kültürel kodlarından kopararak seküler değerler doğrultusunda eğitmek, toplumda yeni rejimi sağlamlaştıracak bir siyasi kültür meydana getirmek ve elbette halkı modern bir zihniyete! kavuşturmaktır.

Bu gayenin, bugün ilkokuldan yüksek öğretime kadar kökleştiğini görmek zor değil. Sözgelimi yıl sonunda batı tipi Balo’nun yapılmadığı bir ilkokula rasgelmek  mümkün mü? Din’i müfredat dışı bırakarak geleneksel kültüre mesafeli seküler gençlik yetiştirme ideali  artık tamamen gerçekleşmiştir.

ANCAK ŞUNLARI BİR KEZ DAHA DÜŞÜNMEKTE FAYDA VAR

Siyasal görüşü ne olursa olsun Şehit Ömer Halis Demir Çanakkale’yi, Kut’ul Ammareyi vücuda getiren Anadolu Kültürünün damarlarından beslenmiş değil midir?

Acaba Şehit Fethi Sekin, F.N.Çamlıbel’in “Babasından önce onun adını, Öğretiyor oğluna Türk kadını,” şiirindeki  “Türk kadın’ı tarafından mı yetiştirilmiştir ?

Batıyı adetleriyle taklide hevesli köşe yazarlarımıza soralım, bu mümtaz insanlar, resim-heykel sergisi gezmiş, yurt dışında tatil yapmış bir Kültür’ün çocukları olabilirler mi?

15 Temmuz’da Boğaziçi köprüsünde asilce silahlara karşı duran o insanları düşünün…

Marangozlar, tezgahtarlar, taksiciler, inşaatçılar, esnaflar ve şoförlerden oluşan Anadolu mayasıyla karılmış o topluluk acaba, ülkenin gelir seviyesi yüksek, laik batı değerleriyle bütünleşmiş “Eğitimli” sınıflarını mı temsil ediyorlardı?

15 Temmuz’da gösterdi ki, zamanı geldiğinde memleketi, eğitim sisteminizle yetişen seküler eğitimli uygarlar değil mektepsiz kültürün sıralarında büyüyen yiğitler müdafaa ediyor yine herzeciler. Aklınızı başınıza alıp sövmeyi bırakında, kıymet bilin azıcık…

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23