• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Evet; Ekrem İmamoğlu bir proje. Çünkü..

17 Haziran 2026
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Evet; Ekrem İmamoğlu bir proje. Çünkü..

ALİ KARAHASANOĞLU 

Zaman zaman “Ekrem İmamoğlu bir proje. Çok öncelerden derin yapılar tarafından hazırlık yapılmış” deniliyor.

Hatta kimi zaman, bu proje çalışmasının, Ekrem İmamoğlu üniversite imtihanında 380 puan alarak başarılı olamadığı halde, paraşütle 480 puanlık fakülteye kayıt ettirilmesi tarihine kadar geriye götürenler de var..

Geriye dönük tarihsel süreçte, proje iddialarını önemli bulmakla birlikte. 

Bence çok daha önemlisi, şu an İBB yolsuzluk davasında, çok profesyonel bir şekilde savunma taktikleri geliştirmeleri, bunların fonlanmış  medyada yer almasını sağlamaları, açısından, Ekrem İmamoğlu’nun kesin bir proje olduğu kanaatindeyim..

Nasıl oluyor da, “kesin” diyorum.


Açıklayayım..

Somut örnekler üzerinden gideyim..

İki gün önce, Kades çağrısı yapan bir bayana yardımcı olmak için olay mahalline giden emniyet görevlilerinden polisimiz, uzman çavuş eş tarafından şehid edildi..

Uzman çavuş da intihara kalkışmış. 


Eğer uzman çavuş iyileşir ve mahkemede savunma yapar hale gelirse..

Kendisine, “cinayeti siz mi işlediniz? Niye işlediniz? Eşinizi niye vurdunuz? Sizin gibi güvenlik görevlisi olan polise niye kurşun sıktınız? Anlatır mısınız” diye sorulacak..

Ekrem İmamoğlu taktiği hayata geçirilirse.. Uzman çavuş cevaplayacak:


“Ben bir hafta boyunca hastanede kaldım. Hastanede kaldığım müddetçe doktorlar benimle ilgilenmedi. Hastanede bir hastabakıcı, bana yapılan haksızlığa dayanamayıp, geceyarıları ilaç getirdi. Ben öyle hayatta kaldım.” 

Devamında..

“Doktorların kendi aralarında, ‘Bu adamı niye tedavi ediyoruz ki.. Bırakalım ölsün’ dediklerini duydum. Ben bu ülkenin hukukuna, doktorlarına nasıl güvenebilirim” diye savunma yapıyormuş gibi görünüp, ama cinayetle uzaktan yakından asla ilgisi olmayan hikayeler anlatmaya devam edecek..


“Hatta bir yakınım, başhekime çıkmış, yaralı benim yakınım olur. Tedavisi ne durumda diye sormuş. Başhekim bazı şeyleri gizledikleri için, ‘size bilgi veremem’ demiş, yakınımı geri çevirmiş” cümleleri ile savunmasını toparlayıp..

“İyi günler geliyor. Hepimizi kucaklayacak o güzel günlere selam verelim. Dünya güzelliklere doğru yol alıyor” türünden filozofca konuşmalarla savunmasını tamamlayacak.

Bu durumda, diyeceğimiz iki şey var: Ya, “Bu adam kafayı yemiş” deriz.

Ya da, “Bu adam çok ciddi bir profesyonel destek ile kendisinin suçlanacağı konuya hiç girmeden, savunma yapıyormuş gibi hareket ederek, mahkemeyi oyalıyor” deriz..

Şunu söyleyebilirsiniz.

Sanık böyle bir tiyatro oynarsa, mahkeme heyeti buna aldanır mı?


Cevabım net: “Tabii ki aldanmaz..”

Ama izleyiciler arasında, bu savunma gibi görünen açıklamaları medyada okuyan insanlar, eşini ve bir polisi şehid eden bu katil hakkındaki tüm olumsuz düşüncelerini, bir kenara iterek, “Acaba bu işte bir yanlışlık mı var. Acaba yanlış kişiyi mi yargılıyorlar. Bu adam niye ölüme terkedilmiş ki” diye tereddüte kapılacaklardır..

İşte Ekrem İmamoğlu’nun yaptığı da bu..

Ekrem İmamoğlu suç örgütünün sanıklarının da, profesyonelce yaptığı bu..

Dünkü duruşmada yapılan savunmadan somut örnek veriyorum.

Bir yılı aşkın süredir tutuklu olan ve kendisini savunarak cezaevinden çıkabilecek olan İBB’de Kültürel Etkinlikler Müdürü, ardından Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı yapan, malvarlığını yakınlarının annelerinin üzerine yaparak, takipten kaçmayı planlayan Taner Çetin konuşuyor:

“Tutuklandıktan sonra Silivri’ye gönderildim. Ancak daha sonra İzmir’e nakledildim. Sevkim sürecinde ne aileme ne avukatlarıma haber vermeme izin verildi. Gizlilik var dendi ama ben daha yola çıkmadan bazı basın organlarında nakledildiğim haberleri yer aldı.”

Arkadaş..


Tutuklandıktan sonra ne olduğu, ayrı bir konu. Eğer yanlış bir uygulamaya muhatap edildiğini anlatacak isen, onu suç duyurusu ile yapacaksın.. Ama yine de bu mahkemede  anlatmana da karşı çıkmam ama.. Lütfen yani.. Önce bir cinayeti anlatsan. Önce sana isnat edilen suç ile ilgili bir şeyler söylesen. sonra diğer konulara gelsen..

İddianamedeki suça, asla gelmiyorlar..

Adama soruluyor: “İlişkin olan kadının annesi üzerine, rüşvet paraları ile villa almışsın?”

Bu muhterem, dünkü duruşmada durumu şöyle savunuyor: “Ben buraya yalnızca bir ceza soruşturmasının muhatabı olarak değil, özel hayatımla ilgili haberlerle hedef gösterilmiş bir insan olarak çıktım.”

Rüşveti alıyor. 

Kendi üzerine villa alırsa, anlaşılacak..

O da, ilişkide olduğu bayanın üzerine de değil. Onun annesinin üzerine villayı alıyor.

Şimdi mahkemede de, “Benim özel hayatım haber yapıldı” diyor.

Haber yapılan senin özel hayatın değil, Taner bey

Rüşvet aldığın haber yapılıyor.

Rüşvetin belgesi olarak da, özel hayatındaki bağlantılı olduğun bayanın annesine bu villayı tapuda kaydettirdiğin anlatılıyor..

Ama sen, ihalede yolsuzluk olup olmadığını hiç anlatmıyorsun.


Villayı ne ile aldığını anlatmıyorsun.

Aklın sıra, kelime oyunları ile savunma yapıyorsun:

“12 ihaleden sorumluyum deniliyor ama, her ihale komisyonu beş kişiden oluşuyor. Toplamda 60 komisyon üyesi var. 58 kişi nerede? Doğru olan da zaten burada bulunmamaları.”

Ne oldu yani şimdi?

Yandaşa kıyak ihaleyi verdin. Karşılığında topladığın paralarla villayı aldın..

Vilanın hangi kazançla edinildiğini açıklayamıyorsun..

İhaledeki kıyağı açıklayamıyorsun.

“Suç var ise, 60 kişi birden niye yargılanmıyor” diyerek, kendini temize mi çıkaracaksın?

Yazımın başında verdiğim örnek ile karşılaştırırsak..

Cinayet anlatılmıyor..

Cinayeti niçin işlediği, nasıl işlediği, varsa yardım edenlerin kimler olduğu anlatılmıyor..

Ne anlatılıyor?

Cinayeti işledikten sonra cezaevinden nakil sırasında ne olmuş?

Sorgulanan ihalede başka kimler şüpheli olabilirmiş?


Sayıştay niye suçu tespit edememiş..

Ve benzeri şekilde, olayı masallaştıran anlatımlar..

Daha öncesinde de, Pınar Türker, “Çıplak aramaya muhatap oldum” diyerek..

Bir başkası, “Oğlum, bana dedi ki. Baba kimseye iftira etme’. Ben de oğluma sözümü tutacağım” mavalları ile..

Bir başkası, “Savcı bana itirafçı ol dedi” hikayesi ile..

Bir başkası, “Savcı daha ciddi şeyler anlatmalısın dedi..” diye..

Hikayeler uydurarak..

Olayın özünden kaçarak, dosyayı magazinleştirmeye çalışıyorlar..

İşte hemen hemen tüm sanıkların sergilediği bu birbirinin kopyası tavır, dosyadaki savunmaların profesyonel bir el tarafından oluşturulduğunu, medya organlarında benzer şekilde haberleştirterek kamuoyunda algı oluşturmanın amaçlandığını bize gösteriyor.

Ekrem İmamoğlu, bu açıdan bir projedir.

Savunma sadedinde bu uydurulan anlatımlar da onun proje olduğunu ispatlamaktadır..

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23