Yazıklar olsun: Darbeci FETÖ’cüleri İmam-ı Azam’a da benzettiler!
Yazıklar olsun: Darbeci FETÖ’cüleri İmam-ı Azam’a da benzettiler!
ALİ KARAHASANOĞLU
Soru şu:
“Teheccüd namazına kalkacak kadar nefsine zor gelen ibadetleri yapabilen bir Müslüman, başörtüyü yasaklatmak isteyen birisine oy verir mi?”
Siyaset yapmıyorum..
Hiçbir siyasi partiye üye değilim..
Sadece ve sadece.. Kendim de dahil olmak üzere, tüm insanların temel hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmaması amacını taşıyan bir Müslüman olarak soruyorum.
Teheccüd namazı Hanefi mezhebinde farz olmadığı halde....
İnsana, gece uykusunun yarısında kalkıp namaz kılmanın ne kadar ağır geldiğinin bilincinde olarak.
Bu vazifeyi, farz olmadığı halde yapan insanlara, bunu sürekli ifa edenlere gıpta ile baktığımı belirterek...
Soruyorum..
Farz olan ibadeti; Cuma namazını bile memurlara yasaklatan bir zihniyeti, farz olan başörtüyü bile yasaklatan bir zihniyeti yönetime seçerek, gece kalkılan teheccüd namazını engelleyebilecek bir gücü olursa, onu da engelleyecek bir siyasi yapıya, bir Müslüman nasıl oy verebilir?
Kimse bana, “kendinizi Müslüman, başkalarını da kafir mi ilan ediyorsunuz” demesin..
Sabahtan akşama kadar, “okulda namaz”, “okulda din dersi”, “okulda türban” ithamları ile tepemizde boza pişirenlerin, kimse bize güzellemesini yapmasın.
Kimseye cuma namazı kılması dayatması yapmadık, yapmıyoruz.
Ama kimse de bize, “cuma namazına gidemezsin” diyemez..
Kimseye beş vakit namaz kılma dayatması yapmıyoruz.
Ama kimse de, bize “okulda namaz kılamazsınız.” diyemez..
Nerden çıktı bu muhabbet, diyeceksiniz..
Seçim dönemlerinde bu konulara girmek, biraz yanlış anlaşılıyor.
Sanki bir siyasi tercihimizi, dini kavramları istismar ederek insanlara aktarıyormuşuz gibi, algı oluşturuluyor.
Ama önümüzde, en azında bir-iki yıllık sürecin öncesinde seçim yok iken.
Rahat rahat, dini kavramların istismarı gibi bir suçlamaya muhatap olmadan, tamamen mantıki argümanlarla konuyu tartışalım..
Sonrasında herkes, bildiği gibi hareket etsin.
Nihai hesabı ahirette vereceğini de şimdiden düşünsün..
Konuyu teheccüd namazı üzerinden bugünkü gündeme taşıyan ben değilim..
Karar gazetesinde Ahmet Taşgetiren, dünkü yazısında bu konuya eğilmiş..
İlgili cümlesi şöyle:
“Ben ‘Cemaatler, İslâmî sivil toplum kuruluşları siyasileşmesin’ dedim hep. Hatırlıyorum, Gülen grubunun tepe kadrosu, bir ara iktidarla boğuşmaya girdi, kendi tabanını da boğuşmaya soktu, insanlar gece teheccüde kalktı, sabah iktidara öfke saçan tweetler attı… Çılgınlık darbe teşebbüsüne kadar uzandı.”
Anlatım o kadar masum ki..
Dersiniz ki, iki Müslüman, “yarın sabah camiye giderken, sağ taraftaki yolu mu kullanalım. Yoksa sol taraftaki yolu mu kullanalım” demişler. Bir ihtilaf yaşamışlar.
Hepsi hepsi bu.
Kimseye iftira atılmamış.
İnsanların üzerine bombalar yağdırılmamış.
İnsanlar öldürülmemiş..
Dini boğmak isteyenlerle ittifaklar kurulmamış..
“Öyle de olur, böyle de olur” kabilinden ayrıntıda bir ihtilaf üzerinden, “Canım bu sorunu çılgınlığa niye döküyoruz. Niye darbeye götürüyoruz” modunda, o darbede 252 insan öldürülmemiş gibi..
Adı darbe ama, kendisi küçük bir sözlü tartışma gibi bir anlatımla, Taşgetiren ağabeyimiz sunum yapmış..
Ve devamında esas bomba cümleleri getirmiş:
“Sonra Gülen grubu hedefe kondu, bu defa yine dini terimlerle devlet operasyonuna girişildi. Sanki suç işleyen insanlarla değil, tüm bir ‘din dışı’ toplulukla mücadele ediliyordu. Oysa o insanların önemli bir kısmı hâlâ teheccüde kalkıyor, ne bileyim, cezaevlerinde Kur’an okuyup namaz kılıyorlardı.”
252 insanı darbede öldüreceksiniz..
‘Hâlâ teheccüde kalkıyorlar. Kur’an okuyorlar” diyerek, o insanları masumlaştırmaya kalkacaksınız.
Şunu söyleyebilirsiniz, ben de size katılırım:
“Siz ahmak mısınız. Bir insanı öldüren, bütün insanları öldürmüş gibidir. Siz neyin uğruna 252 insanı öldürdünüz. Kendinize gelin. Pişmanlığınızı yüksek sesle haykırın. Allah’tan af dileyin. Öldürdüğünüz insanlardan af dileyin. Yoksa kıldığınız teheccüd namazları da, farz namazlar da, sizi kurtaramaz.”
Evet, bunu söylersiniz..
Ben de, “Hata yapanlar için tevbe nasihatinde bulunuluyor. Allah affeder, afetmez bilemeyiz. Ama en azından zarar verilen insanlardan helallik isteğinde bulunmaları da, bir olumlu adımdır” der, bu çağrıya sıcak yaklaşırım..
Ama biraz önce verdiğimiz örnekteki gibi, sanki hiçbir günah işlenmemiş, hiçbir suç işlenmemiş, sadece küçük bir sözlü tartışma ortada varmış gibi..
Bir de ifadelerine şunu eklerseniz:
“Kimin dini yaklaşımı makbuldü? Bunu dünyevi hangi güç belirleyecekti?”
Ben size ne diyebilirim?
Tam da 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde, FETÖ’cü bir subayın, suyu içerken “Sünntettir. Oturarak içeyim” deyip. Ardından da sivil kadınların da içinde bulunduğu topluluğa kurşun sıkılması emri vermesindeki absürtlüğü de içerecek şekilde..
Ahmet Taşgetiren, teheccüd namazı kılanların, darbeye kalkışmasını masumlaştırma operasyonuna imza atıyor..
Şunu demek istiyor:
“Darbe yaparak, 252 insanı öldürürek iktidara gelmek de dini yaşayan insanların savunabileceği bir bakış açısı.. Bunun karşısında, böyle bir eyleme kalkışanları diskalifiye etmek de, dini yaşayan insanların sergileyebilecekleri farklı bir bakış açısı. Ama hangisi doğru dini anlayış. Bunu belirleyecek bir otorite yok. Sonuçta da, ikisi de kendine göre haklı olabilir!”
Bu mudur yani..
Geldiğiniz nokta, 70 yaşınızda geldiğiniz nokta bu mudur? İslam dininden anladığınız bu mudur?
Felsefi izahatları kenara bırakalım.Uşak’ta yaşıyorsunuz farzedelim, Ahmet Taşgetiren.
Özkan Yalım aday.
Sizin metres tutan bir belediye başkan adayına oy verme hakkınız, dini bir bakış açısında mümkün müdür yani, öyle mi diyorsunuz..
“Verebiliriz. Ona mı oy vermek yoksa AK Parti’nin, ya da SP’nin adayına mı oy vermek, burda doğrusunu kim belirleyecek ki?” diyerek, parasını belediyeye ödettirdiği otel odasında metresi ile basılan belediye başkanına oy vermeyi, “ne var ki burda” diye meşrulaştırabilir misiniz?
Veya..
“Metresine saat hediye eden Antalya Belediye Başkanı’na oy verilmesi, normal bir tercihdir. Teheccüd namazına kalkarım. Sabah vakti de gider, zina yapan birisine oy verebilirim. Bunda hiçbir sakınca yoktur” mu diyorsunuz?
Veya Bursa Belediye Başkanı özelinde soracak olursak: “Başka ilin belediye başkanı arkadaşı teklif etmiş. ‘Evli bir bayan var. Sizin belediyede işe alın’ demiş. O bayanı, Mustafa Bozbey işe almış. Sonra onunla zina yapmış, sonra iki taraf da eşlerinden ayrılmış. Ve evlenmişler. Biz gece teheccüde kalkar, sabahleyin bu arkadaşa büyük bir gururla oy veririz. Bunda ne var ki” mi diyorsunuz.
Dürüst olalım..
Teheccüd namazı kılan kardeşlerimize, “Kıldığınıız namazdan gafil olmayınız” diye uyarıda bulunalım.
Hele hele, şu tilkiliğe hiç soyunmayalım:
“Geçmiş ulemâ korkmuş keskin yargılamalardan sanki. Onun bir gün mezhep imamlarını bile zindana atmaya kadar varabileceğine tanık olmuşlar çünkü.”
Ne demek bu?
Benim Sülün Osman dediğim Ekrem İmamoğlu, aslında İmam-ı Azam Ebu Hanife.. Çünkü bugün cezaevine konuldu..
Fetullah Gülen taraftarları, hakeza, adeta birer İmam-ı Azam..
Onu cezaevine koyan AK Parti iktidarı da..
Abbasi halifesi Mansur..
Bırakın bu tilkiliği..
Bırakın bu hokkabazlığı.