Suriye-Fransa işbirliği
Suriye-Fransa işbirliği
AHMET VAROL
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, temmuz ayı başında Suriye’nin başkenti Şam’a giderek hem Suriye hem de Fransa yönetimi tarafından oldukça önemsenen bir ziyaret gerçekleştirdi. Böylece Macron, hem 2009’dan bu yana Suriye topraklarına adım atan ilk Fransız devlet başkanı hem de Esed rejiminin devrilmesinin ardından ülkeyi ziyaret eden ilk Avrupalı lider unvanını kazanmış oldu.
Şam Uluslararası Havalimanı’nda Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani tarafından karşılanan Macron, paylaşımlarında Fransa’nın egemen, birleşik ve komşularıyla barış içinde bir Suriye vizyonuna destek verdiğini dile getirdi.
Macron’a ziyaret boyunca yalnız devlet yetkilileri değil, geniş bir iş dünyası heyeti de eşlik etti. Enerji devi TotalEnergies ile konteyner taşımacılığı alanında faaliyet gösteren CMA CGM gibi büyük Fransız şirketlerinin üst düzey yöneticileri, heyette yer alan isimler arasındaydı. Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile gerçekleştirilen görüşmelerin ardından iki lider; yatırım, altyapı, ulaşım, sağlık, bankacılık ve kurumsal kalkınma gibi alanları kapsayan bir dizi işbirliği belgesine imza attı. Ayrıca devrik Esed ailesine ait, Fransız bankalarında dondurulmuş yaklaşık 51 milyon avroluk varlığın Suriye’ye iade edilmesi süreci başlatıldı ve daha önce Fransa’ya götürülmüş 23 tarihi eserin geri verildiği açıklandı.
Buna karşılık bazı konular ise ilke düzeyinde kabul edilmekle birlikte ayrıntıları sonraya bırakıldı. İki ülke arasında büyükelçi atamalarının karşılıklı olarak yapılacağı duyuruldu, ancak bu sürecin somut takvimi netleştirilmedi. Benzer şekilde Suriyeli mültecilerin ülkelerine güvenli dönüşünü sağlayacak ortamın oluşturulması gerektiği vurgulandı, fakat bunun hangi mekanizmalarla hayata geçirileceği ileriki görüşmelere bırakıldı.
Fransa’nın Suriye’yle bu denli yakından ilgilenmesinin arkasında birkaç neden bulunuyor. Öncelikle Şam yönetiminin ülkeyi yeniden inşa planı, Fransız şirketleri için enerji, ulaşım ve altyapı alanlarında büyük bir pazar potansiyeli taşıyor. Çünkü iç savaş döneminde Esed rejiminin ve ona destek veren güçlerin gerçekleştirdiği saldırılar ülkenin birçok şehrini harabeye çevirdi. Buna ben de şahsen Esed rejiminin devrilmesinin hemen ardından Türkiye’deki İslâmî camianın ileri gelenlerinden birçok kişinin yer aldığı heyetle birlikte Suriye’ye yaptığım ziyarette bizzat şahit olmuştum.
Ayrıca Paris, Avrupa ile Orta Doğu arasındaki tedarik hatlarının çeşitlendirilmesine katkı sağlamayı ve bölgedeki istikrarın Avrupa’ya yönelik göç baskısını azaltmasını hedefliyor.
Ziyaretin, Ankara’da düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’yle aynı döneme denk gelmesi ise tesadüf değildi. Macron, zirve öncesinde Şam’a uğrayarak hem Suriye’yle ikili ilişkilerini pekiştirmiş hem de NATO müttefikleriyle bir araya gelmeden önce bölgesel gündeme dair temas kurma fırsatı bulmuş oldu.
Suriye tarafı ise bu işbirliğinden, uzun süredir devam eden ambargoların gölgesinde kalan ekonomisine nefes aldıracak yatırım ve kalkınma desteği bekliyor. Şam yönetimi, Fransa gibi büyük bir Avrupa ülkesiyle kurulacak yakın ilişkinin, uluslararası meşruiyetini pekiştireceğini de düşünüyor.
Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, NATO Zirvesi kapsamında ABD Başkanı Donald Trump da Şara ile bir araya geldi ve Suriye’yi “teröre destek veren ülkeler” listesinden çıkaracağını açıkladı. Trump, bu yöndeki kararını Kongre’ye ilettiğini belirtti. Sürecin 45 günlük bir inceleme aşamasının ardından tamamlanması bekleniyor. Bu adım, Macron’un ziyaretiyle aynı haftaya denk gelerek Suriye’nin uluslararası arenada normalleşme sürecinin hızlandığını, hem Avrupa hem de ABD cephesinden gelen desteklerin Şam yönetiminin ekonomik toparlanma çabalarını güçlendirdiğini gösteriyor.
Bu durum belki bazılarının Suriye’yle ilgili komplo teorilerine malzeme yapılabilir. Ama mevcut şartlarda uluslararası mekanizmada konumunu sağlamlaştırma ihtiyacından hiçbir ülkenin müstağni olmadığını da gözden uzak tutmamak gerekir.