Yalova’yı geçtin, Bursa’yı geçtin, Balıkesir’e nasıl geldin İnce?
CHP adına cumhurbaşkanlığı koltuğuna aday gösterilen Muharrem İnce’nin açıklama sonrasındaki ilk konuşmasındaki bir bölüm dikkatimi çekti..
“Tayyip Erdoğan’ı çıldırtacak diye, bula bula bu adamı mı buldular” dedim kendi kendime..
Neydi o bölüm?
Hani insan böyle bir gaflete düşse bile..
Bir de anlatmayacağı türden vahim bir gaflet..
Genel başkanının, yürüyen merdivene tersten binmesinden daha vahim bir gaflet..
Aktarayım, sonrasında esas konumuza geçelim..
4 Mayıs günlü, Muharrem İnce’nin konuşmasından:
“Burada baktığımda her bir Genel Başkanımla bir anım var. Sayın Karayalçın’ın Genel Başkan olduğunda feribot iskelesinde onu karşılayıp Yalova’yı da unutup Balıkesir’e geldiğimi fark etmeden geri döndüğüm günleri hatırlıyorum.”
İki gündür düşünüyorum..
“Muharrem İnce bunu nasıl başarmıştır?” diye..
Yalova nire?
Balıkesir nire?
Arada bir de Bursa var..
1993’te, öğretmenlik yaparken, bir siyasi partinin etkinliğine katılmayı bir kenara bırakalım.. (Benim iddiam değil, kendi itiraf ediyor.)
Ama Yalova’da karşıladığınız bir politikacıyı, büyük ihtimalle şehirde bazı etkinliklere beraber gideceksiniz diye..
Peşine takılırken..
Kendinizi kaybedip..
Veya kim bilir?
Belki de meşhur İnce beyefendinin elinde sık sık görünen biralar fazla kaçırıldığından...
Artık deniz yolundan mı.. Kara yolundan mı gitmiştir..
Bilemiyorum..
Hızını alamadan..
Taa Balıkesir’e kadar giden bir adam..
Şimdi Cumhurbaşkanlığı koltuğuna aday gösteriliyorsa..
Vah haline Türkiye’nin..
Vah haline CHP’nin..
Tayyip beyi bilmiyorum ama..
Ben çıldırıyorum işte..
Ülke kimlere kalmış..
¥
Öğretmenlik yaparken, siyasete burnunu sokacak kadar özgürlüklere aşık(!) ve sistemin yasaklarına muhalif olan bu arkadaş..
Sonraki hayatında da, antidemokratik baskılara karşı çıkmış olsa..
“İlkeli bir siyasetçi.. Varsın, yasak olduğu tarihte de, siyaset yapsın.. Hakkıdır” diyeceğim..
Ama “Hep bana.. Hep bana” türünden, kuralları işine geldiği gibi yontar..
Başkasının özgürlüğüne sıra gelince..
Darbeci kafa ile hareket ederse..
Ona da, “Hooop arkadaş” demek..
Hakkımız olsa gerek.
Neyi kastediyorum?
Demokrat söylemle, CHP’nin de ötesinde bir kimlikle kendisini tanıtmak isteyen Muharrem İnce’nin, 27 Nisan 2007’deki, darbe tehdidi içeren muhtıradaki tavrı..
Ne yapmış, Muharrem İnce, o darbe tehdidi sonrasında?
TBMM Genel Kurulu’nda, bir konuşma yapmış..
Tarih 9 Mayıs 2007..
Oturumu, Başkan vekili Nevzat Pakdil yönetiyor..
CHP adına söz alan Muharrem İnce, giriş faslından sonra..
Sözü getiriyor, o tarihten 12 gün önce Genelkurmay Başkanlığı tarafından cumhurbaşkanlığı seçimi için yapılan tehdit dolu açıklamaya..
İfadeler TBMM tutanaklarından alınmıştır:
“Bakın, değerli arkadaşlarım, yıl 2003, 7 Eylül; 7 Eylül 2003 günü, Hükûmet, YÖK Yasasını gündeme getiriyor. 14 Eylül 2003 günü Genelkurmay açıklama yapıyor. Bu, son muhtıra, 27 Nisan muhtırası değil, Millî Eğitimle ilgili üç tane muhtıra var. 14 Eylül 2003 günü açıklama yapıyor, deniyor ki: ‘Türk Silahlı Kuvvetleri, Anayasa’mızın 42’nci maddesinde de açık ifade edildiği gibi, Türkiye’de ‘Eğitim ve öğretim, Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, devletin gözetim ve denetimi altında yapılır.’ temel ilkesini yürekten benimsemektedir.’ Ben, o gün TRT-2’de konuşma yapmaya gidiyorum, Genelkurmay bildiri yayımladı, on beş dakika sonra Hükûmet tasarıyı geri çekti; muhtıra 1.”
Demokrat Muharrem, 27 Nisan muhtırasını anlatırken, adeta Balyoz-Ergenekon iddianamelerindeki darbe girişimi suçlamalarını doğrulayan bir açıklama ile, taa 14 Eylül 2003 tarihine işi götürüyor..
27 Nisan ilk değil, daha onun birincisi var diyor..
Devam ediyor:
“Muhtıra 2: 6 Mayıs 2004, açıklıyor: 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nun 32’nci maddesi…”
AK Partili milletvekilleri itiraz ediyorlar, “Destekliyor musun” türünden araya girmeler oluyor..
Muharrem uyanık..
“Oraya da geleceğim.” diyor..
Devam ediyor:
“Bakınız, 6 Mayıs 2004 tarihli bildiri: ‘1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nun 32’nci maddesi ve 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun 4’üncü maddesiyle tesis edilen sistemin dışına çıkacak uygulamaların, söz konusu maddelerin amaçladığı öğrenim birliği ve laik eğitim ilkelerini zedeleyeceği açıktır.’ Şimdi, gelelim 27 Nisan tarihli açıklamaya: ‘Okullarda kutlanacak etkinlikler Millî Eğitim Bakanlığı’nın ilgili yönergelerinde belirtilmiştir. Ancak, bu tür kutlamaların yönerge dışı talimatlarla yerine getirildiği tespit edilmiş ve Genelkurmay Başkanlığı’nca yetkili kurumlar bilgilendirilmesine rağmen, herhangi bir önleyici tedbir alınmadığı gözlenmiştir.’ Takdirlerini size bırakıyorum.”
27 Nisan darbe tehditli muhtırasına karşı AK Partili yetkililer aslanlar gibi karşı açıklamalar yaparken..
Bakın Muharrem İnce, nasıl inceden inceye, darbeci açıklamaya destek vermiş..
“Açıklaman demokrasiye aykırı” uyarısına, “Ona da geleceğim” demiş..
Ama..
Geldiğinde şunu demiş:
“Sayın Bakan, üç kez bu konuda uyarı alıyorsunuz; takdirlerini size bırakıyorum, halkımıza bırakıyorum. Tabii ki, bunları alacağınıza bizi dinleseydiniz, bu uyarıların hiçbirisi olmazdı. Biz, onlardan önce, Genelkurmay’ın açıklamalarından önce sizi bu kürsüden uyardık zaten.”
Ne demek şimdi bu?
“Biz uyardık, dinlemediniz, TSK da 3 defa uyardı” demek, ne demek?
“Darbecilerle kol kolayım” demek değil mi?
Belki benim stilimden hoşlanmaz Muharrem bey.. Genel başkanının söylemi ile kendisine hitap edelim:
“Gel buraya bakayım Muharrem.. Açıkla da öğrenelim, ne demek bunlar!”