• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Sahip çıktığın garibanların duası ile mekanın cennet olsun, Atilla Abi!

28 Ağustos 2021


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Atilla Abi, gazetemizin ilk kuruluşundan bu yana beraber olduğumuz bir büyüğümüzdü..

Dün sabaha karşı emaneti sahibine teslim etti..

Allah rahmet eylesin.

Sahip çıktığı gariplerin duaları ile..

Hakkını aradığı mazlumların niyazları ile..

Mekanı cennet olur, inşaallah.

Atilla Abi, askeriyeden emekli olsa da..

Disiplinli hayat ile esnekliği bir arada tutmayı biliyordu..

Mütevazı idi.. İtikadı sağlam idi..

Değme ekonomistlere taş çıkartan, parametreleri birbiri ile öylesine irtibatlandıran bir mantık hakimiyeti vardı ki, bazen yazısını iki-üç defa okumak zorunda kalıyordunuz.. Kurguyu anlamak için..

Yazısında, bir bakmışsınız..

Asgari ücretlinin maaşına yapılan zammı alır.. Hiç tahmin etmediğiniz bir noktadan, o zammın işverene neler kazandırabileceğini delilleri ile izah ederdi.

Markete gidip, sadece alışveriş yapmaz..

Yazısında kullanılmak üzere, ambalajların gramajından, üretim yerine varıncaya kadar her ayrıntıyı didik didik ederdi.

Zaman zaman, biraz argoya kaçan ifadeler kullandığında.. Gazetenin sorumlu yazıişleri müdürü olmam hasebi ile.. “Ali, sen bir bak, hakaret olarak kabul edilecek bir şey olmasın” derdi.

Ama argo olarak kabul edilecek ifadeleri bile, öyle yerli yerinde kullanırdı ki, kimse “Burda hakaret var” diyemezdi.

Hayatın içinden bir abimizdi.

Otobüse binip, metroya binip, her gün o toplu ulaşım araçlarını kullananların hayatını görüp, yazılarına aksettirirdi. Sırça köşklerde oturup, kalem oyanatanlardan değildi.

Kimseye eyvallahı yoktu.

Zaman zaman, gazetedeki genel kanaate biraz espri ile, biraz ciddi olarak, eleştiri getirirdi. Kırmadan, dökmeden, düşüncelerini okuyucusu ile buluştururdu.

Atilla Abi’nin vefatı vesilesi ile..

Cezaevine giren 28 Şubat darbecileri üzerinden, bir anımı da paylaşmak isterim.

28 Şubat’ın en cafcaflı günleri..

1995 seçimleri yapılmış..

Refah Partisi birinci olarak sandıktan çıkmış..

Ancak Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’nın telefon talimatı üzerine, kurulma aşamasına gelin Refah Partisi-Anavatan koalisyonu kurulmamış.. Kurulamamış..

Yerine zıt kardeşler konumundaki Anavatan ile DYP koalisyonu kurulmuş.

Ancak kamuoyunda sürekli bir hava estiriliyor.

28 Şubat sürecinin hazırlığı olmak üzere..

Dindar insanlara yönelik, sürekli baskılar gündeme geliyor.

ANAP-DYP koalisyonu bozulsa bile.. 

Erbakan’lı bir hükümetin, kimsenin aklına gelmemesi için, çarklar organize şekilde işliyor.

Tam o tarihlerde, Jandarma Genel komutanı Teoman Koman’ın, askeriyede “namaz genelgesi” diye bilinen yazısı gündeme geliyor..

Kışladaki mescitlerin durumunu düzenleyen, belli saatlerde mescide gidişi engelleyen genelgede, ayrıca birçok askeri alandaki bir pratik uygulama da sonlandırılmak isteniyor.

Varilleri üst üste koyup, kaynakla birbirine tutturarak, adeta bir minare yapılması ve orada mescit olduğu işareti verilmesi uygulamasına son verilmesi isteniyor.

Akit gazetesi, manşetinden bu genelgeyi o tarihte eleştiriyor.

TSK’nın peygamber ocağı olduğunu, namaz kılma konusunda askere zorluk değil, kolaylık gösterilmesi gerektiğini belirtiyor.

Varilleri üst üste koyarak kaynaklayıp minareye benzetmenin yasaklanmasını, bunların imha edilmesi isteğini de, yanlış bulduğunu haberlerinde yazıyor.

Atilla Abi, hiç sektirmeksizin, Akit’in yazarı olsa da..

Konuya bir başka açıdan bakıyor.

“Düğüm” başlıklı bir yazı kaleme alıyor.. Tarih 27 Mart 1996..

Yazıdaki ifadeler şöyle:

“Askeriyenin namaz yasağı emrinin yerinde olduğunu söylemek isteriz” diye başlıyor..

“Üst üste kaynatılan bidonlardan yapılmış minareler yıkılacak. Askeri maksada tahsis edilen ses yayın cihazlarıyla ezan okunmayacak. vs. vs.” şeklinde devam ile..

Teoman Koman’ın talimatını aktarıp, kendi kanaatinin de, “Bidonları üst üste koyup, kaynatarak minare yapılmasının estetik olmadığı”nı söyleyerek, “Doğru yapmış” diyor.. Bidonların, hurdaya da gidecek olsa, amaç dışı kullanımına karşı çıkıyor.

Hani derinlemesine bakacak olsanız..

Gerçekten de.. Cami yapacaksanız, o amaçla ayrılan, bağışlanan para ile yapmanız gerekir. Usulsüz para aktarımları ile cami yapılması, gerçekten de doğru değildir.

Bu bakış açısı ile, bir de estetik gerekçelerle, Atilla Abi, birbirine kaynatılan varillerin minare amaçlı kullanımına gerçekten karşı çıkıyor. Gazetedeki genel kanaat farklı da olsa.. O kendi bakış açısını, köşesinde ifade ediyor.

Yazı yayınlandıktan sonra, Teoman Koman’ın şikayeti ile, soruşturma açılıyor.

Soruşturmadan haberdar olan Atilla Abi, o tarihte gazetenin avukatlığını da ben yaptığım için, “Savcılığa ne zaman gideceğiz” diye sabah akşam soruyor..

“Atilla Abi, boşver. Hemen savcıya ifade vererek, kazanacağımız bir şey yok. Biraz bekle, üzerinden zaman geçsin. Ortalık biraz yatışsın, bakarız” desem de..

Atilla abi, “Bu yazıda ne var ki? Ben komutana destek bile verdim. Gidip ifademizi veririz, takipsizlik kararını alırız” diyor.

Atilla Abi’ye, “Ülkede hukuk yok. Ne ifadesi, ne kanunu? Bunlar sana ceza verirler” desem de.. Dinletemiyorum.

Atilla Abi’nin baskıları sonunda, savcıya ifademizi veriyoruz.. Ve tahminim üzere, iddianameyi kapımızda buluyoruz..

Atilla Abi, yine iyi niyetli: “Ne var canım, ilk duruşmada beraat ederiz. Burada ne suç var ki?”

Ben yine birkaç duruşma erteleterek, olayı zamana yaymak istesem de..

Atilla Abi, asker emeklisi.. Disiplinli bir insan.. Hemen gidecek, mahkemeye ifadesini verecek..

Nitekim gitti, ifadeyi verdi..

Ve mahkumiyet kararını aldı.

28 Şubatçıların zihniyetini belgelemek üzere, o mahkeme kararından ilgili bölümü aktarayım.

“Biz ne yaptık ki? Askerin günlük hayata ne baskısı oldu ki?” diyen 28 Şubat’çılara da, bir hatırlatma olsun.

Darbeci generallerin baskısı altındaki hakim, 25 Mayıs 1998’de verdiği kararda, bakın ne diyor:

“Konuya yüzeysel bakmamak gerekir. Akit gazetesi, kapatılan Refah Partisi’nin sözcüsü durumundaki gazetelerin en başında gelmektedir. Bu gazetenin, gazetede çalışan herhangi birinin namaz genelgesini desteklemek şöyle dursun, onu hoşgörüyle karşılaması bile düşünülemez. Yazı, namaz genelgesine karşı tavır koymak için yazılmıştır. Yazı içeriği ve yazıda kullanılan noktalama işaretleri, bunun böyle olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.” 

Yaaa.. İşte böyle.. “Olaylara yüzeysel bakmamak lazım” diye başlanıyor..

“Bir kere, o minareler estetik değil” diyen yazara.. 

“Yazıdaki noktalama işaretleri” gerekçe gösterilerek.. Ceza basılıyor..

Kararın her satırı fecaat ama..

Bu kadarı bir fikir vermiştir sanırım..

Atilla Abi’mize, tekrar Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

şuayıp

Dünyadan cümlemize dualarla anılabilip göçmeyi nasip etsin amin
  • Yanıtla

Süleyman Sırrı Dinçer

Mekanı cennet olur inşaAllah.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23