Müftü çocuğu ile İlahiyat Prof’u çocuğundan ateistlere taktikler!
Müftü çocuğu ile İlahiyat Prof’unun çocuğundan ateistlere taktikler!
ALİ KARAHASANOĞLU
Müftü çocuğu dediğimiz, Ahmet Hakan..
Allah rahmet eylesin; Silivri Müftülüğü yapan Hamdi Çoşkun’un oğludur, kendileri.
İlahiyat profesörünün çocuğu dediğimiz ise, Akif Beki.
Allah selamet versin, Üsküdar Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Niyazi Beki’nin oğlu olur, kendileri..
Dün ikisi de, aktüel bir konu olan Laiklik Bildirisi’ne değinmişler.
Birisi iktidar yanlısı gazeteler arasında sıralanan Hürriyet’te, hem de Tayyip Erdoğan’ın uçağına bindiği bir dönemde ‘Laiklik tartışması başladığında şunların olması kaçınılmaz” diyerek, ateistlere, marksistlere özellikle Sol Parti adı altında teşkilatlananlara tavsiyelerde bulunuyor..
İkincisi de, CHP’nin televizyon kanalı Halk TV’de program yaparken, Ahmet Davutoğlu’nun yayın organı Karar gazetesinde “Ramazanda laiklik kavgasını kim ister?” başlıklı yazısı ile, girdiği seçimlerde halktan % 0.14 oyu ancak alabilen Sol Parti mensuplarına nasihatlerde bulunuyor..
Her ikisinin de ortak kanaati, “Laiklik bildirisi, özellikle ramazan ayında ters teper.. Bu bildiri büyük bir taktiksel hatadır. Aman ha aman.. Marksistler, bu bildiriyi uzun süre gündemde tutmasınlar.."
Önce Ahmet Hakan’dan aktaralım:
“AK Parti’den azıcık uzaklaşmış küskünler, ‘Abi biz en iyisi yeniden AK Parti’ye koşalım, yoksa ramazanımız berbat olacak’ demeye başlar.”
Ahmet Hakan'ın Laiklik bildirisine yorumu bu şekilde..
Bu durumda, soralım müftü çocuğuna, “Hayrola.. Rahatsız mı oldun? Uçağına bindiğin Tayip Erdoğan’ın partisine, küskünlerin geri dönmesi, seni rahatsız mı ediyor?”
Akif Beki’den devam edelim:
“Laikliği yanlış yerden savunmanın iktidara can suyu verdiğini 25 yılda öğrenemeyen karşıtlarına ne demeli?”
Akif Beki de, laiklik bildirisinden ve özellikle de zamanlamasından şikayetçi.
Bu durumda, İlahiyat Profesörünün çocuğuna da soralım, “Hayrola, laiklik savunucularının sergiledikleri karşıtlığın, aslında AK Parti’ye yaraması, seni çok mu üzdü?”
Ahmet Hakan diyor ki, “Cami cemaati, ‘Ramazan şenliklerine bile tahammül edemiyor bunlar’ falan diyerek, yeniden Cumhur İttifakı’na yönelir.”
Eeee, A. Hakan?
Öyle olunca ne olur?
Ramazan günü su-i zanda bulunmayayım ama, Aydın Doğan ile çıktığın tekne turlarına, şimdi çok daha farklı isimlerle çıkmaktan geri kalacaksın.. Üzüntün bundan mı?
Akif Beki’nin devamındaki sözlerini aktaralım:
“Tarihten İmam-ı Azam’ı zindanda çürüten Emevi, Abbasi halifeleriyle yakın dönem Türkiye’sinden The Cemaat örneklerini verseler..”
Hani sorsam Akif Beki’ye, “Sen, Emevi sultanlarının hayatına mı, yoksa İmam-ı Azam’ın hayatına mı daha yakınsın” diye..
Bugünlerde İmam-ı Azam'ları cezaevine atmak için çırpınanların taklit ettikleri Emevi saltanatçılarına, kendisinin hayatı daha yakındır ama..
Allah’ın farzlarını yerine getirme hassasiyeti ile bildiğimiz İmam-ı Azam’ı gösterirken..
Diğer taraftan ise; Allah’ın farzları için, “Nas mı. O da ne? Nerede yaşıyoruz, arkadaş.” diyen..
Bir villa da yetmiyor ki, iki villayı birden; bulunduğu makamı kullanarak sahiplenen Emevi taklitcilerine desteğini gizleyip, bize şov yapan Akif Beki'den..
Ahmet Hakan’a dönelim tekrar:
“Ortadoğu’nun gerici bataklığı türü söylemlerden fena halde ürken dindar Kürtler, her şeyi unutup AK Parti’ye doğru gider.”
Yani Ahmet Hakan..
Samimi dindar Kürtler, AK Parti’ye gitmesin de, eşcinsel destekçisi Sol Parti'ye mi oy versin?
Kürtlerin en tabii haklarını, siyasi iktidarı döneminde hayata geçiren AK Parti’ye oy vermesinler de, faili meçhul cinayetlerin zirve yaptığı dönemin koalisyon ortağı CHP’ye mi oy versinler?
Alnı secdeli Kürtler, marksistlere mi oy versinler?
Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana hep ezilen, hep ezilen Kürtler; ellerinden tutan AK Parti’ye değil de, kendilerine pislik yediren faşistlerle ittifak kuran DEM'e mi oy versinler?
Ne istiyorsun Ahmet Hakan, açık açık söylesene..
Akif Beki’den devam edelim:
“Kaba yobaz ve ham softalara gün doğdu. E bu siyasi, ekonomik sıkışmışlıkta iktidara yaramaz mı?”
Hani sorsak bu arkadaşa, “Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile çok yakın mesai yaptığın uzun yıllar oldu.. O sarfettiğin sıfatlarla asla yanyana gelmeyen bir samimiyete, ihlasa sahip olduğunu çok yakından bildiğin insana yaptığın saygısızlığın farkında değil misin?”
Bilmiyorum, her ikisine de, bir yerden mi gitmiştir, “Laiklik bildirisi, ekonomik tartışmaları gölgelediği ana teması üzerinden bir yazı kaleme alınız.. Laiklik bildirisine itiraz ediniz ki.. Halk sizi dini hassasiyetlere sahip zannetmeye devam etsin.. Bu iş önemli.. Bu iş, Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluğuna sessiz kalmaya benzemez. Hapı hepten yutarız. Lakilik bildirisini eleştirin, konuyu sulandırın.. Ekonomiyi tartışmayı gölgelediğini savunun” talimatı?
Gerçekten de.
Akif Beki “Ekonomik sıkışmışlıkta, iktidara yaramaz mı..” diye sorarken..
Ahmet Hakan da yazısını, şöyle bitiriyor:
“Gerilim doğacağı için, ekonomik sıkıntılar, hayat pahalılığı falan anında karantinaya alınır.”
Her ikisine de hatırlatalım:
Sizin elinizden tutan mı var?
Ekonomide ne sıkıntı var ise, buyrun yazın.
Merkez Bankası rezervi 211 milyar dolara çıkmış, yazın, bu bir cumhuriyet tarihi rekoru..
Çok seversiniz, CDS primini..
Yazın da öğrenelim, 750’lere çıkınca, o ülkenin iflası anlamına gelen CDS primi, bugünlerde üçte birine inmiş mi, inmemiş mi?
Daha devam edeceğim ama..
Her şey de güllük gülistanlık gibi bir algı oluşmasın..
Dişi ile tırnağı ile çalışan, laikçilerin tüm hoyratlıklarına rağmen ülkeyi savunma sanayiinde, yeraltı zenginliklerinin keşfinde, temel hak ve özgürlüklerde çağ atlatacak adımlar atmaya azmetmiş bir liderin varlığına..
Takoz olmaya çalışan, solcular, ateistler var..
Ben olaya, böyle bakıyorum..
Ve bu mücadelede, her şeye eyvallah da..
Bizim mahalleden çıkan bu iki arkadaşın; kendilerini de, düne kadar Tayyip Erdoğan ile birlikte anıp.. (A. Hakan için, tekrar Erdoğan’dan yana dümen kıvırdığı için, bugün dahi andıklarında..)
“Gerici, yobaz” diye yaftalayan solcuların, marksistlerin akıl hocalığına soyunmalarının arkasında, sadece eziklik mi yatıyor, yoksa bu arkadaşların başka sıkıntıları da mı var?
Hani utanmasalar, solcuların bizim gibi yumuşak yumuşak cevap vereceğinden emin olsalar..
“Bu sol parti var ya, bu sol parti.. Aslında Tayyip Erdoğan’ın kurdurduğu bir partidir.. Bakmayın siz onların, Laiklik bildirisi imzaladıklarına.. Bunlar, Tayyip Erdoğan’ın işine yarasın diye, bu bildiriyi imzaladılar” bile diyebilirler..
Ama kimi inandırabilirler?
İmzacılar arasında yer alan, Cumhuriyet gazetesindeki Ataol Behramoğlu, her gün AK Parti’ye saldırırken..
Alper Taş’lar, Müjde Ar’lar.. Şenal Sarıhan’lar, Zeynep Altıok Akatlı’lar.. Melike Demirağ’lar.. Sabahat Akkiraz’lar, her gün dindarları tahkir ederlerken..
Kendi nefretleri yetmemiş, kendi kinleri yetmemiş, söylemlerindeki hakaretler yetmemiş..
Bu ateist, marksist, solculara A. Hakan ile Akif Beki taktik veriyor:
“Siz Ramazan ayında Laiklik bildirisi yayınlarsanız, bu AK Parti’ye yarar..”
Affedersiniz beyler, muhataplarınız dindara nefrette aciz mi kalıyor ki, sizler de onlara taktiksel nasihatlerde bulunuyorsunuz?
Onlar takiyyede, içi ile dışının farklı olması riyakarlığında iyi rol kesemiyorlar mı ki, onlara takiyyeyi nasıl yapacaklarını, riyakarlığı nasıl sergileyeceklerini öğretmeye çalışıyorsunuz?