--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Koronavirüs Türkiye’ye, Babacan’ın partisi ile geldi!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
129

Yaklaşık iki aydır, Çin’deki koronavirüs ile yatıp kalkıyoruz..

“Şuraya sıçradı, buraya sıçradı” derken..

Bizi atlayıp İtalya’ya, hatta Almanya’ya bile, ABD’ye bile gitmiş iken..

Tam da “Bizi teğet geçti” diye sevinecek iken..

Bir yıldır pusuda bekleyen Ali Babacan’ın partisi ile birlikte, koronavirüs de Türkiye’de görünür oldu..

Bilmiyorum; “Uğursuzluk işareti” mi demeliyiz?

Yoksa, “Nankörlük yaptıklarının delili” mi demeliyiz?

Belki de, “Bereketsizliklerinin göstergesi” diyebiliriz..

Koronavirüsün, Babacan’ın partisini tanıttığı gün itibari ile ilk defa Türkiye’de tespit edilmesi ile kalınmış olsa idi...

“Çin’de var.. İran’da var.. İsrail’de var.. Almanya, Fransa, İtalya, ABD’de var.. KKTC’de bile var.. Türkiye’de de görünmesi çok sorun değil” diyecektim ama..

Tek bir koronovirüs vakasına rağmen, bazı illerimizde vatandaşların panik yaparak marketlere yığılması, bana biraz garip geldi...

Batılı ülkelere göre Türk halkının daha tevekkül sahibi olduğunu, eski olaylarda gözlemlemiş iken..

Babacan’ın partisinin bereketsizlik işaretinden kaynaklı olsa gerek, Avrupa’dan daha kötü bir sınav verildi ve marketlerde bir çok günlük ihtiyaç malzemesinin kalmadığına yönelik haberleri, ajanslardan okuduk..

Partinin ismi “DEVA” ama..

Kendisi “dert” ile birlikte geldi..

Bir işaret midir, bir tesadüf müdür, önümüzdeki süreçte, yaşayarak görürüz..

Kuruluş gününün, böylesi bir güne denk gelmiş olması bir yana..

Hani partinin tanıtımında, yüreğimize küçük bir ümit serpiştirseler..

“Değdi ama” diyeceğim..

Ali Babacan’ın dünkü konuşmasını, dikkatle okudum..

Bana sorarsanız, özetleyecek olan cümle şu idi:

“Gençlerimiz korkmadan Tweet atabilecek, like’layabilecek.”

Bu cümle, her şeyi ifade ediyor..

Kendisini genç yaşta bakanlık koltuğuna oturtan Tayyip Erdoğan’a yönelik bu ihanet hareketinin sebebinin de..

Hedefinin de..

Halk nezdinde bir karşılığının da olmadığını, bu cümle çok net olarak ispatlıyor..

Lütfen söyler misiniz?

Suriye’de çakallar sofrasında mücadele eden Türkiye’nin yalnız bırakılmak istendiği bir konjonktürde..

Yeni göçmen dalgalarını önlemek için, verdiğimiz mücadelede 36 şehidimizin tartışıldığı günlerde..

Batı’ya, kafasına dank ettirecek bir rest ile “Sınırlarımızı göçmenlerin geçişi için açıyoruz” çıkışı yapıldığı bir gündemde..

ABD’nin kafayı çıkarıp, ikide bir, “Beni unutma” dediği bir ortamda..

Büyük hedeflerle kurulduğu iddia edilen bir partinin vaatleri arasında, “Gençlerimiz korkmadan Tweet atabilecek, like’layabilecek” cümlesini görürseniz, ne düşünürsünüz?

“Beyler, siz nerede yaşıyorsunuz?” demez misiniz?

Gençler korkmadan tweet atabileceklermiş..

Korkmadan tweetleri beğenebileceklermiş..

Tek sorunumuz bu imiş, sanki..

İsterseniz önce, “Böyle bir sorun var mı?” diye başlayalım..

Türkiye’de gerçeği ile, dandiği ile 10 milyona yakın Twitter hesabı var..

Bu işin merkezi olan 320 milyonluk ABD’de 50 milyon..

80 milyonluk Türkiye’de 10 milyon..

Oran, nerede ise birbirine çok yakın..

O mecrada yayılan yalanlara, iftiralara, çakallıklara baksanız..

Aklınız durur..

Hesapların sahiplerine ulaşılamaması.. Kişilerin haberi olmadan, onlar adına, haberi olmadan hesap açılmasına kadar..

Bin türlü hokkabazlık, o mecrada..

Bırakın bir başkasının hoşunuza giden paylaşımına “Beğendim” demeyi..

Her türlü alçak saldırıların yapıldığı bir alanda..

“Daha fazlasını yapabilirsiniz” vaadi ile ortaya çıkan Ali Babacan..

Ülke ekonomisine ne kazandırır?

Kalkınmamıza ne katkı sunar?

Enflasyonu mu indirir, yoksa cari fazlayı mı, ikiye katlar?

Merkez Bankası stoklarını bir çırpıda iki misli mi yapar?

Dövizi düşürür, borsayı zirveye mi taşır?

Ne yapar, Twitter’da iftira atma özgürlüğü, hakaret etme, sövgüde bulunma serbestliği?

Ki, yeni parti, bu vaatle yola çıkıyor?

Hani toplum nezdinde, bunun bir karşılığı olsa..

“Ama gençler de, böyle bir şey istiyorlar” diyeceğim..

Ben genç sayılmam ama..

Etrafımızdaki gençlerin, çocukların, “Hangi tweete like atalım? Hangisine atmayalım? Hangisine atarsak, başımıza ne gelir?” diye düşündüğüne hiç şahit olmadım..

Bir tane iki tane düşünen varsa da..

Bu düşünmenin ülke ekonomisi için, ülkenin vazgeçilmezleri için bir sorun olduğunu söylemek mümkün değil..

Ama büyük umutlarla partisini kuran Ali Babacan, bunu kendisine sorun etmiş..

Gençlerin tek derdinin bu olduğunu düşünüyor!

Oysa yakın tarihimize bir baksaydı..

ODTÜ’lü gençlerin, Cumhurbaşkanı’na yakışıksız bir pankartla yaptığı hakaretin serüveninin bir incelese idi..

Mahkemede ne dediklerini..

Erdoğan’ın sıcak yaklaşımı sonrasında, yüksek sesle olmasa bile, yaptıklarının yanlış olduğunu kabullenmelerini..

Benzer başka olaylarda da..

Tayyip Erdoğan’ın, kendisine saygısızlık yapan gençleri hep kazandığını..

Şöyle bir analiz etseydi..

Türkiye’de, sadece aldatılmış gençlerin, böyle bir sorun varmış gibi hareket ettiklerini de görürdü..

Bakın bugün, bir gencin, 21 yaşında vurulan Burakcan’ın ölüm yıldönümü..

Dün de, Berkin Elvan’ın ölüm yıldönümü idi..

Bakın gazetelere..

Test edin..

Kendisine, ailesine kusur yükleyebileceğimiz Berkin’in ölümü için kaç haber çıktı?

Ölümü dolayısı ile, kendisine, ailesine küçücük bir kusur yükleyemeyeceğimiz Burakcan için, bugün kaç haber çıkacak?

Dünyaya Berkin penceresinden bakarsanız..

“Gençliği okuyorum” dersiniz ama..

Doğruyu söylemiş olmazsınız..

Gençlerin sorunlarını görebilmek için, hem Berkin’in penceresinden, hem Burakcan’ın penceresinden bakabilmek gerekir.

Daha ötesi, Berkin’in kusurunu da anlayarak.. Burakcan’ın kusuru olmamasına rağmen, bir avuç azgın azınlığın şiddeti ile aramızdan ayrıldığını da görmemiz gerekir..

  Berkin’i sokağa çıkaranların, onun ölümünün rantını nasıl devşirdiklerini görüp..

Berkin’in cenazesinde bile, bir başka genci nasıl öldürebildiklerini..

Sonra da hiçbir şey olmamış gibi, Burakcan’ı görmezden gelip, her yıl “Berkin, Berkin” diye, nasıl algı oluşturduklarını anlamamız lazım..

Onun için diyorum, “Ali Babacan, uğursuz geldi.. Dert ile geldi.. Halkın gündeminde olmayan vaatlerle geldi.. Riyakarlıklarla geldi.. Nankörlükle geldi.. Panikle geldi.. Koronavirüs ile geldi..”

 

Yorumlar

(129)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Tuğba

30 Mart 2020 15:35

Rabbim sizin gibi gerçekten ülkesini düşünen , ülkesi için çalışan insanları başımızdan eksik etmesin.

Ismail usluer

14 Mart 2020 21:08

Ali bey gerçekten bu yazıyı inanarak mi yazdınız yoksa ne yazsak millete yutturuyoruz diye imi yazdınız. Hani birisinin soyledigi gibi "Uzaya cift gidis gelisli yol yaptik desek inaniyorlar" gibi. Lutfen basinin gorevi halki aydinlatmaktir. Ben 70 yaşındayım. 50 yıldan fazladır siyaseti izleyen biriyim boyle saçmaliklar duymadim.

Bilge

14 Mart 2020 13:31

Adam şiir gibi yazı yazmış. Üslupta incelik, feraset ve ikaz dolu. İktidarın böyle güçlü bir tabanı ve yüksek bir potansiyeli olduğu müddetçe ak parti ve reisin vizyonu ile 2071 kadar devam. 

İlhan

13 Mart 2020 21:28

Bu nasıl bir yorum, nasıl bir düşünce hürriyeti anlamadım. Bu tarz yorumları ancak bit yavruları yapar yahu. Kininizde boğulursunuz inşallah.

kenan

13 Mart 2020 14:25

Allah akıl fikir versin. Cehalet ve bağnaz tarafgirlik dolu bir yazımsı.

Ziyaretçi

13 Mart 2020 12:04

Yahu,sen nasıl müslümansın..? hiç mi utanma yok sende

Kamil

13 Mart 2020 02:03

Yazik cok yazik hem müslümanim diyeceksin hem de böyle yorum.ALLAH dan kork.

Fatma Balcı

13 Mart 2020 01:26

Halktan kopuk mağrur bir insan halka deva olabilir. Bir ironi. Cahil saydıkları insanlar irfan sahibi. Kimin ne olduğunu kime uşaklık yaptığını herkes görüyor, biliyor. İlk seçimde tokadı yer otururlar Perde arkasındaki Abdullah Gül Çankaya'ya cumhurbaşkanlığı makam arabasıyla giderken CHP'li laik kesimin neler söylediğini unuttu. Bizler onu dindar diye nitelendirip sözcümüz olacak diye sevinmiştik. İngiltere kraliçesi ayağına gelince gördük gerçekleri. Onu destekleyecek sayın başkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı arkadan bıçaklayan bu insan milletini de menfaati için satmaktan çekinmez. Bir zamanlar kendine düşman CHP ye göz kırpması... Hanımının üniversiteye kaydında yaşatılanlar. Ne üzülmüştüm başörtüsü mağduru olarak. Meğerse oyundan ibaretmiş müslümanları kandırmak için. Şapka düştü kel göründü. Allah zeval vermesin Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a. İcraatlar ortada.

O.U.

13 Mart 2020 00:40

Kaleminize yüreğinize sağlık Alibey ,bakıyorumda sayfanıza o kadar çok abuk sabuk adamlar türemiş ve o kadar salak salak ve hainlik kokan feto yorumları yapıyorlarki işte bende o sebeple Ali bey doğru yolda devam durmak yok bu salak herifler bizdenmis gibi görüküp güya bizdenmis gibi yorumlar yapıp vatan hainlerini İslam düşmanlarını gazeteci zannedip veya öyle yutturmaya çalışıp gazeteciler içeri atılıyor salaklığından bahsediyorlar be salaklar can Dündar gazetecimi yoksa gavur köpeği bir hainmi elbetki bir hain ve sizin gibi sütü bozuk fetocu yorumcular böyle adamları gazeteci kisvesine büründürme gayretindeler be salaklar siz bizleri müslüman vatanseverleri bu kadar aptalmı zannediyorsunuz ne b.....k. işiniz var bu sayfada.

Zıplayan tilki

13 Mart 2020 00:14

Yazı çok bilimsel olmuş

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle