--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Modernizmin esaretinden kurtulalım artık!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
12

Modernizmin esaretinden kurtulalım artık!

YAŞAR DEĞİRMENCİ

Vahye ve sünnete dayalı bir hayatı, insanları bir bütün olarak ele alıp, ölçülü ve dengeli bir yaşayışı önceleyen Müslümanların heva ve hevese dayalı bir zihniyetle, refahtan şımarması, menfaat ağırlıklı bir hayatı tercih etmesi, dünyayı da yaşanmaz hale getirmektedir.


Dünyayı, hayatlarının ve hedeflerinin merkezine koydular. Bu durumda olan insan, Allah ile bağını kopardı ve hafıza kaybına uğradı. Bencil, kendisinden başka kimseyi düşünmeyen, özgürlük adı altında her arzu ve isteğini yerine getirmeye çalışan bir yapı meydana geldi. Bu anlayışta sabır-kanaat-şükür-bereket diye bir kavrama yer yoktu. Kendisi için biçilen, şekillendirilen hayat tarzı; lüks, israf ve gösteriş üzerine kuruldu. Zaruri olmayan ihtiyaçları temin etmek için her türlü değeri yok sayabilecek hale getirildi. Çağdaşlık ve modernleşme adına. Modernleşme; dinini yaşamaya çalışan insanımızı, dış dünyanın çekiciliği ile iç dünyasının hakikatleri arasında sıkıştırıp bıraktı. Her işe Besmele ile başladığını, manasıyla beraber unutturdu. 


Modernizm öyle bir şey ki; önce insanı kendi toprağından, kendi özünden utandırıyor.

Modernizm, insanı özgürleştirdiğini söylerken, aslında en büyük esarete itiyor. Kendi fıtratından uzaklaşma esaretine. Modernizmin esaretinden kurtulalım.

Modernizm, kökünden utanmayı “ilerleme”, yabancılaşmayı “özgürlük” sanıyor.


Dünyanın sorunlarını iyi okuyabilmemiz; bizim yanlışlarımızı görebilmemiz, kendimizi kıyasıya eleştirebilmemiz, sahici, samimi, zihin ve ufuk açıcı eleştirileri bir saldırı değil bir lütuf olarak görebilmemiz, “yalaka insan müsveddeleri”ne asla itibar etmememiz, bunun için de zaaflarımızı değil erdemlerimizi büyütmemiz, dünyayla ve kendimizle yüzleşebilecek bilgeliğe ve derinliğe erişebilmemiz şart. Müslüman toplumlar Kur’an’ın ve Peygamber’in rehberliğinde kapsamlı dindarlığı İslam tarihinde asırlarca yaşamışlardır. Bizlerin yapması gereken; yeniden doğrulmak, yeniden dürüst, yeniden samimi, yeniden örnek olabilmektir. 


Dinin ibadetlerle ilgili kısmı azdır; ama iç dünyamızı zenginleştirmeye yönelik buyruklarının sonu yoktur. Mütevazı olacaksın, sabırlı, itidalli, dengeli olacaksın. Bütün bunlar insanın imarıyla ilgilidir. İnsanı imar ederseniz o insan, kendisi mamur olduğu için bir umran (uygarlık) üreten varlık olur artık. İnsanı mamur etmek konusunda modernleşmeyi benimsedik. Batı’nın zulmünü “uygarlık” adıyla yanlış bir yola girdik ve bu yanlış, kendi medeniyetimizin yerini aldı. Medeniyetimizin yok edilmesinin eylemleri “kutsal günler” olarak kutlandı. Sadece “Harf inkılabı ve hilafetin kaldırılması” kültürümüzün katliamı olarak yeter! Diğer yapılanları düşündüğünüzde sahte kahramanlar yığınıyla karşılaşırsınız. 


Müslümanların imtihanı temelde üç ana eksende kendisini gösteriyor. Birincisi makam-mevki tutkusu, ikincisi mal/mülk ve servet tutkusu, üçüncüsü karşı cinsle ilişkilerde sınırları aşma tutkusu. Bu modernleşmenin sonucundaki esaretlik; Müslümanların, aklını ve kalbini paramparça etti. ‘Üsve-i hasene’ iyi modellerle, örnek hayatlarla dolu bir toplum oluşturulamadı. Tüketime yönelik kâr, marka ve moda gibi kavramlar, dinin ticarileştirilmesini de beraberinde getirdi. Tüketim kültürünü ve alışkanlıklarını meşrulaştırıcı bir anlayış oluştu. Sınıf atlayan yeni bir Müslüman kesim türedi. Bu sosyal değişimle, inandığı gibi yaşayan değil, yaşadığı gibi inanan bir Müslüman tipi ortaya çıktı. Helal ve haram duyarlılıkları oldukça zayıfladı. Muhafazakâr denilen ailelerde bile çözülmeleri beraberinde getirdi. Henüz dini hassasiyetlerini kaybetmeyenler, dinini yaşama mücadelesi verip imanını kurtarma derdine düştü. Tıpkı hadiste zikredilen ‘imanı muhafaza, elde kor (ateş) taşımak gibi olacak’ hali üzere mücadele devam ediyor.


Kur’an, Sünnet ve Hadisten uzak hayat, ‘önce bazı alanlarda uygulama bakımından İslam’ı terk etme, sonra bunu bir şekilde meşrulaştırma’ meydana getirdi. Müslümanlar, her türlü olumsuzluğa rağmen mazeretlere sığınmadan her hal ve şartta yaşanan bir dini olduğunu unutmadan ‘örnek Müslüman’ hali içinde hareket etmeliler. Sünnetin, Kur’an’ın hayata açılımından başka bir şey olmadığını düşünerek… Biz İslâm medeniyetinin çocukları olarak yeni bir model üretmek zorundayız. O model, Peygamberimizin oluşturduğu modeldir. Yeni bir çağ açan, zulüm çağını kapayan model!  O model de Sünnettir.


Sünnet; asrımızdaki İslam toplumlarının karşılaştığı problemlerde yol gösterme, kılavuz/rehber olmasıdır. Sünnet şuuruna varmak, sadece Peygamberimizin giyim-kuşam gibi davranışlarını taklid değil, sünnetten ilham alarak Müslümanın bir dünya görüşüne sahip olduğu Rabbimizin razı ve memnun hayat tarzını ortaya koymaktır. Sünnet, Müslüman toplumun kimliğini korumak, onların beraber yaşadığı Müslüman olmayan toplumların içerisinde erimesine, kişilik zaafına düşmesine, kendi dışındakileri taklit ederek kimlik ve kişiliğini kaybettirmemektir. 


Sünnet; Rasulullah’ın Kur’an’ı esas alarak hayatın her alanında; inanç, ibadet, eğitim, hukuk, ekonomi vs. gibi konuları kapsayacak şekilde ortaya koyduğu bir model ve dünya görüşüdür. Diğer bir ifade ile Allah Resulünün İslam’ı anlama ve hayatın her alanına tatbik etmede teorik ve pratik (sözlü veya uygulamalı) olarak ortaya koyduğu bir düşünce ve hayat tarzıdır. Peygamber hayatı, bir kalıp, bir şablon değil, bir numune, emsal, örnek, model olarak ele alınıp değerlendirilmelidir.


Sünnet, Müslüman toplumun kimliğini korumak, onların beraber yaşadığı Müslüman olmayan toplumların içerisinde erimesine, kişilik zaafına düşmesine, kendi dışındakileri taklit ederek kişiliksizleşmesine karşı koymaktır. Evrensel dinin (İslâm’ın) ölümsüz değerlerini insanlığa sunmamız gerekiyor.

Yorumlar

(12)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

İbrahim Atalay

5 Aralık 2025 21:51

Değerli Hocam, bir Müslüman için tabi yol Kuran ve sünnettir. Bu toplumda uzun yıllar kul ve vatandaş arasında bireyin hangisini seçmesine mani olunarak kulluktan uzaklaştırma politikası izlendi. Halbuki her insanın kul olduğunu unutturma soldan çarklı enteller çok çaba sarfetti. Hala birçok yasa maddesi var ki toplumun modernizm adına Dinden çıkmasını empoze ediyor. Hangi Müslüman ülkede Anaya Mahkemesi ZİNANIN suç olmadığına dair karar alır? Aileye karşı 6284 175 yasalarını kabullenir mi? İslam toplu halde yaşanır. Yasaların temizlenerek toplumun rahat ve huzura kavuşması şarttır.

Merhaba

5 Aralık 2025 19:28

Allah râzı olsun.

Ahmet

5 Aralık 2025 16:20

Ne kadar güzel bir yazı olmuş.Sayın hocam çok güzel anlatmışsınız.Ama şok oldum.Bu yazıya muhalefet eden müslüman kardeşlerimiz var.Bu yzıyı beğenmiyorlar.Sayın yazar açık açık anlatıyor.Bu kardeşler daha nasıl anlatılsın istiyorlar.Ben anlamadım.

Kanber

5 Aralık 2025 15:20

Selamlar. Allah razı olsun hocam. Çok irtifa kaybetmişiz. Yiğit düştüğü yerden kalkar derler ya, inşAllah düştüğümüz yerden kalkarız.

İbrahim

5 Aralık 2025 14:13

Mesela dinciler Mercedes i bırakıp deveye binsinler referandum yap yüzde 60 cepte

kemal

5 Aralık 2025 13:25

Allah ceddinize rahmet eylesin, ömrünüze de hayırlı ve bereketli kılsın İnşaallah. Çok güzel bir analiz. Keşke erişebilinse de her dertli müslüman bu yazıyı okusa. Tam emri bil maruf. Allah razı olsun

Fako

5 Aralık 2025 12:11

Sayın yazar islam dünyasının bugünkü acıklı halinin sebeplerinden en önemli nedenlerinden ikisi uydurma hadisler ile senin sünnet olarak bahsettiğin orygamberimizin o günkü Arap gelenekleri ve adetlerine göre güzel ahlakı temel alan uygulamalarıdır müslümanlar bugün giyimini kuşamını daha doğrusu şekilcilikten öte geçmeyen ritüelleri sünnet zannediyor modernizm dediğiniz insanların günlük ihtiyaçlarını karşılamak için aklın ve emeğin ürünü olan araç gereçler ve bunun gereği olan bireysel özgürlüğü temel alan dünyevi yaşayışıdır isteyen Yaşar isteyen yaşamaz siyasal islamcılar değişimin bir gerçeklik olduğunu kabul edemiyor Araplar gibi giyinmeyi yaşamayı dinin gereği zannediyorlar birde halifeliği ve Arap harflerini dinin temeli zannediyor

Abdullah

5 Aralık 2025 08:43

 Mağara devrine geri dönerdik 1 sene içinde.

Modernizm

5 Aralık 2025 08:35

Mal,mülk Allah'ın. Biz sadece emanetçiyiz

Adalet

5 Aralık 2025 07:53

Magarada mi yaşayalım. Yahu siz kafayı yemiş siniz.

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle