• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
  • VAV TV CANLI YAYIN
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI
22 Nisan 2021

İhale baronları, karanlık sitelerle işbirliğinde!

Öncelikle belirteyim..

Ruhsar Pekcan ile tanışıklığım yok.

Hayatımda hiç karşılaşmadım.

Bugüne kadar hiç telefonla dahi görüşmedim.

Yazacaklarımı, bu çerçevede bir hakkaniyet değerlendirmesi olarak görün..

Buradaki iftiraya sessiz kalırsak..

Yarın 128 milyar dolar üzerinden atılan iftiralara da, hep birlikte karşı çıkamayız..

Piyasa, ihale baronlarına kalır..

Mafya babalarına kalır..

Yüksek fiyatla mal satamadığı için, gazetecilerle ortak çalışıp, ihaleleri kapatmak isteyenlere kalır..

Bu vesile ile şunu da hatırlatayım..

Tam da, Ticaret Bakanı hakkında iddiaların yayınlanması sonrasına denk gelen bakan değişikliği, sanki haberlerle bağlantılı imiş gibi gösterilmeye çalışılıyor..

Bence haberlerle, bakan değişikliğinin uzaktan yakından ilgisi yok..

Belki şu olabilir, bakanın değiştirileceğini haber alan derindekiler..

Buradan siyasi bir getirisi kazanacaklarını düşünerek, bu iddiayı ortaya atıp, “sanki bir yolsuzluk varmış da, onun sonrasında mecburi olarak görev değişikliği yapılmış” gibi algı oluşturmaya çalışmış olabilir. 

Birileri ne kadar derin hesaplar yaparsa yapsın..

Biz olayı net olarak ortaya koymaya çalışalım.. 

İddia şu idi:

“Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın eşi Hasan Pekcan’ın ortağı olduğu Nanoksia Biyoteknoloji ve Karon Mühendislik firmaları, bakanlık bünyesindeki kurumlara toplam 9 milyon TL’lik dezenfektan sattı.”

Haberin tek kelimesine dokunmadım.

Daha birkaç ay önce, askeriye içindeki hainlerin bilgi sızdırıp, Libya’daki askeri varlığımızı sorgulattırdığı bir karanlık site, şimdi de ihale baronlarının sızdırdığı haberle karşımıza çıkmış oldu.

Ticaret Bakanlığı cevap verdi..

Cevap şöyle:

“27 Şubat-23 Aralık 2020 tarihleri arasında, Karon Mühendislik ve Nanoksia Biyoteknoloji şirketlerinden Bakanlığımızca 1,5 milyon TL ile 9 milyon TL arasında dezenfektan alımı yapılarak fatura kesildiği yönündeki gerçekle hiçbir alakası olmayan iddialar kamuoyunu yanıltacak şekilde asılsız ve çarpıtılmış olarak yansıtılmaktadır.”

Bakanlık burdaki ifadeleri, biraz dolambaçlı aktarmış.

Devamı biraz daha net:

“Bakanlığımızca KDV hariç toplam 6.556.816,78 TL tutarında salgınla mücadeleye ilişkin maske, alkol bazlı dezenfektan, siperlik, eldiven gibi ürün tedariki yapılmışken, KDV Hariç 507.880 TL’lik dezenfektan Nanoksia Biyoteknoloji firmasından ilgili mevzuatın emredici hükümleri çerçevesinde gerekli tüm ürün/fiyat araştırmaları yapılarak, piyasa fiyatlarından oldukça aşağıda, usulüne uygun bir biçimde gerçekleştirilmiştir.”

Yani tablo şu:

Bakanlığın pandemi döneminde 9 milyonluk dezenfektan alımını, bakanın eşinin şirketinden yaptığı iddia edilirken..

Bakanlık diyor ki, “Dezenfektan dahil, tüm pandemi bağlantılı alımımız, 6,5 milyon..”

Diyeceksiniz ki, “Ha 6,5 milyon. Ha 9 milyon..”

Peki, açıklamaya devam edelim o zaman.

Bakanlık şöyle diyor devamında:

“Üretici Nanoksia Biyoteknoloji firmasından yapılan 507.880 TL’lik dezenfektan tedariği..”

Demek ki ne imiş?

Bakanın eşinin şirketinden alınan dezenfektanın toplam miktarı da, 9 milyon değil, 6,5 milyon değil, sadece 507 bin TL imiş.

Yine itiraz edeceksiniz..

“507 bin TL’lik de olsa, tartışmalı bir alım yapmasaydı, kardeşim” diyeceksiniz.

Şimdi sıkı durun.

İhale mafyasının gerçek yüzü şimdi ortaya çıkacak..

İhale baronlarının, karanlık odaları nasıl kullandığının fotoğrafı şimdi çekilecek..

Siyasetin, ihale mafyası tarafından nasıl şekillendiği şimdi ispatlanacak..

Halkın nasıl kandırılmak istendiği, “yetimin hakkını koruyoruz” algısı oluşturmaya soyunulmuş iken, yetimin hakkını yemek için nasıl kolların sıvandığı şimdi gösterilecek..

Bakanlığın açıklamasının devamındaki kritik cümle şu:

“Direkt üretici firma yerine en iyi fiyat veren ikinci firma tarafından temini gerçekleşseydi 853.600 TL’ye tekabül edecektir.”

Bakanlık kısaca şunu diyor..

“Ben ihale açtım..

İhaleye gelen birinci teklif 507 bin TL.

İkinci teklif ise 853 bin TL.

Arada 350 bin TL fark var..

Ben şunu mu yapmalı idim: En ucuz teklif, bakanın eşinin ortak olduğu üretici firmanın teklifi. Biz bu teklifi, etik olmadığı için çöpe atalım. Bakanın eşinin ortak olduğu fabrikadan malı alıp, üzerine 350 bin TL bir çırpıda kâr koyup, devlete acımadan fatura edecek olan ikinci teklif sahibinden bu malı alalım.. Devletin kasasından 350 bin TL fazla çıksın.. Ama olsun.. Bakanın eşi de para kazanmış olsun, bakanın eşinin fabrikasından malı alıp, 350 bin TL kâr ile devlete kakalayan da para kazansın. Karanlık odacılar da, Bakan’ı hedef tahtasına koyamasın.”

Bu mudur, olması gereken?

Eğer bir mal, aynı kalitede,e aynı evsafta, hatta ürünün markasına kadar her şey aynı olduğu halde..

Biri diğerinden daha yüksek fiyatla karşımıza geldiği halde..

Ucuz teklif yerine, pahalısı alınacak ise..

İşte o zaman, devlet bitmiştir..

Etik de kalmamıştır, ahlak da kalmamıştır..

Ticaret Bakanı’nı suçlayan internet sitesi..

Bakanı suçlayan siyasetçiler..

Teklifler arasındaki nerede ise iki misline yakın farkı niye sorgulamıyorlar..

Eğer, bu fiyat farkında, başka bir oyun var ise, onu dillendirsinler..

O yönden suçlama yapsınlar..

Ama..

“Bakan’ın eşinden mal alınmasın. Bakanın eşinin üreteceği malı, % 80 kâr ile satacak olan diğer firmadan mal alınsın” derseniz..

Milletin parasını korumuş olmazsınız.

Milletin parasını, ihale baronlarına yedirmiş olursunuz. 

Ve maalesef ki maalesef..

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da..

Ya siyaset hırsından dolayı..

Ya da..

İhale işlerinde, dürüstlük adı altında ne numaralar döndüğünü bilmediğinden..

Biraz da, zaten yapılması planlanan bakanlık değişimini istismar ederek..

Dün Ticaret Bakanlığı’ndaki görev değişimi üzerine diyor ki:

 “İstifa etmesi güzel, görevden alınması güzel ama yeterli değil, gereğinin de ayrıca yapılması lazım. Bu ülkede tüyü bitmemiş yetimin hakkını kimseye yedirmeyiz. Eğer görevden ayrıldıysa biliyoruz hangi gerekçeyle ayrıldığını, istifa ettiğini ya da alındığını. Ama devletin uğradığı kaybın mutlaka telafi edilmesi lazım!”

Bakanlık açıkladı.

2. teklif kabul edilse, bakanlığın kaybı 350 bin TL.

Buna rağmen, etik olmasa bile, “İlk teklif kabul edildiği için, devletin zararı karşılansın” deniyorsa..

Kemal Bey, izah etsin, bu zarar, hangi zarar?

İhale baronlarının zararı mı?

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Okur

Maalesef ki maalesef.
  • Yanıtla

nurettın

ey iman edenler fasıkların getirdiği haberleri araştırmadan inanmayın yoksa ziyana girenlerden olursunuz bu düstura hiç ama hiç dikkate almadan yaşıyoruz
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23