“Eline sağlık” yumrukta da suçtur, katliamda da!
“Eline sağlık” yumrukta da suçtur, katliamda da!
Ali Karahasanoğlu
Okullarda cinayetler işleniyor..
Cinayet ne kelime, katliam yapılıyor..
Şaşırıyoruz, hayret ediyoruz.
Oysa “şiddet”e en başından, en küçük şiddet gösterisinde bile şaşırmamız, hayret etmemiz gerekiyor.
Herhangi bir kişi, diğerine yumruk attığında şaşırmamız, hayret etmemiz, kınamamız gerekir ki..
Sonrasındaki şiddet gösterilerinde de, şaşırmayalım, hayretler içinde kalmayalım.. .
İnsanları öldürücü nitelikte, yaralayıcı nitelikte şiddet gösterileri olduğunda da kınamaya hakkımız olsun..
Kendimiz şiddete başvurduğumuzda, hemen bir bahane bulup, zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalışanlarımız var..
Hele hele bunlar, gazeteci sıfatlı kişiler olursa.
Hukukçu sıfatlı kişiler olursa.
Başkalarından ne bekleyebilirsiniz ki..
Şiddet gösterilerine bahane bulmaya çalışmak. Gerekçe hazırlığına girişmek..
Aslında suçu övme niteliğinde, ayrı bir suçtur..
Ama ne yazık ki, toplumda karşılaşılan bazı şiddet olaylarında, belki de planlı olarak, yalan bilgiler de verilerek, cezasızlık algısı oluşturuluyor..
Sonrasında da, ver elini; okul içinde 10’a yakın öğrenci ve öğretmenin öldürüldüğü olaylar..
Somut örnek vereceğim..
Dünkü Cumhuriyet gazetesinden..
Cumhuriyet’teki haberde, bir vatandaşa atılan yumruk sonrasında yaşanılanlar özetleniyor
Ancak öyle bir dil kullanılıyor ki, adeta insanlarımızı cinayete kadar götüren olaylara, resmen tahrik niteliğinde ifadeler kullanılıyor..
Cumhuriyet’ten aktarayım:
“İstanbul’da düzenlenen Filistin’e destek mitinginde elinde ‘tevhit’ bayrağı taşıyan İsmail Aydemir’e yumruk attığı gerekçesiyle yargılanan Ege Akersoy, ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik’ suçundan beraat etti.”
Atatürkçü geçinen Cumhuriyet gazetesi, yalancılığı kendisine sermaye edinmiş..
Verdiği bilgi, eksik. Eksiklik öyle bir seviyedeki, resmen yalan haber yapmış..
Verdiğim paragrafı okuyan herkes, yumruk atan kişi hakkında açılan davanın tümü ile beraatla sonuçlandığını, sanığa hiçbir ceza verilmediğini sanır..
Doğru mu?
Hayır.
Sanığa, yaralama suçundan dava açılmış, ilaveten belki eylem bir ikinci ceza kanunu maddesini de ihlal etmiş olabilir düşüncesi ile, “Halkı kin ve nefrete tahrik” iddiası ile de cezalandırma istenmiş.
Sonuçta, halkı kin ve nefrete tahrik suçundan beraat verilmiş.
Bu kısmını Cumhuriyet gazetesi kullanmış..
Ama sanığa adam yaralamadan verilen cezadan hiç bahsedilmemiş. Böylece haberde sahtekarlık yapılmış..
Yumruk atan kişi, sanki tümü ile beraat etmiş, yumruk atmak bu ülkede suç değilmiş gibi algı üretilmiş..
“Buradan, okul cinayetlerine kadar nereden gittin, Ali bey” diyeceksiniz..
“Bir de hukukçu geçiniyorsun” diye ilave edeceksiniz..
Anlatayım..
Cumhuriyet gazetesinin bu olayı aktarmasının sebebi, yumrukçu kişinin saldırısına “Eline sağlık” diyerek destek veren, bu hali ile halkı kin ve nefrete tahrik veya suçu övme suçunu işlemiş olması gündeme gelen Fatih Altaylı hakkında da dava açılması sonrasında, bir avukatın, “Suçu çok işleyelim. Çok kişiye ceza vermekte çekinirler” mantığı ile, Fatih Altaylı lehine bir paylaşım yapması ve ona da dava açılmasından kaynaklanıyor..
Bir saldırgan, bir vatandaşa yumruk atıyor.
Fatih Altaylı “eline sağlık” diyor.
Bir avukat ta, Fatih Altaylı’ya destek veriyor..
Cumhuriyet bu olayı, “Yumrukçu beraat etti. O zaman avukat da beraat etmeli” mantığı ile verip, tüm suçları cezasız bırakmak amacı ile, gerçekleri çarpıtarak haberleştiriyor..
Avukatın da bu işte rolü mutlaka var..
Bile bile yalan söyleyerek, yumruğun atılması eyleminin, “cezaya gerek yoktur” kararı ile sonuçlanmışcasına algı yapıyor..
Avukatın beyanını, Cumhuriyet’ten aktarayım:
“Bu şahıs Ege’ye (yumruk atan kişi) ‘İstediğim bayrağı, istediğim yerde sallıyorum’ diye cevap verdiğinde, Ege de şahsa tokat atıyor. Hukuka aykırılık ortadan kaldıran sebepler kanunda açıktır, bunlardan bir tanesi de üstün kamu yararı bulunmasıdır. Bir nevi terör örgütü bayrağının açılması suretiyle nefret suçu işleyerek anayasal düzenin ortadan kaldırılması için eylemde bulunan kişiye gösterilen tepki.”
Avukat Kerim Bahadır Şeker, bir vatandaşa yumruk atan kişinin şiddet eylemini, böyle savunuyor, güzelleme yapıyor, suç değilmiş gibi tanıtmaya kalkıyor.
Yaptığı suç olduğu için de, kendisine dava açılıyor..
Ve şu skandal cümle ile kendisini savunuyor:
“Bırakınız paylaşımım bir yana, tweetimde geçen olayda tokat atan Ege Akersoy dahi halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçundan beraat etmiştir.”
Yani?
Yani sen de yumruk atılmasını haklı gibi gösterdiğin cümlelerinden beraat mi etmelisin, avukat kardeş..
O zaman.
Kahramanmaraş’taki saldırıyı düzenleyen çocuk hayatta kalsa idi.
Veya saldırısı sonrasında hayatta olan Ümraniye’de öğretmenin katili öğrenci, senin yumruğa getirdiğin bahaneler gibi, kendince bahaneler üretirse, o da beraat mi etmesi gerekecek?
“Hukuka uygunluk sebepleri araştırılmalı” diyerek..
Fiziki şiddet gösterilen olayların savunması yapılır mı, avukat kardeş?
Cumhuriyet gazetesinin sahip çıktığı genç avukatın, sanki saldırılan kişi terör örgütü bayrağı taşıyormuşcasına yaptığı algı, tek başına “halkı kin ve nefrete tahrik suçu”nun unsurlarını taşıyıcı özellikler barındırdığı, Yargıtay’ın müstakar içtihadlarında da belirtiliyor.
Yani siz, yalanlar eşliğinde, birisine/topluluğa nefret duyulmasını arzu ederseniz..
Bu suçtur..
Siz bir inancın sembolü olan Kelime-i Tevhid’i, “bir terör örgütünün bayrağı” diyerek, kötülemeye kalkarsanız.
“Hangi terör örgütü” diye sorulacak olursa, yüzünüzün kızarıklığı domateslerin kırmızılığını geçecek hale gelecek ise..
İşkembeden sallamayacaksınız..
Yumruk atılan insanlara gösterilen şiddeti meşrulaştırmaya kalkmayacaksınız.
Bunu hukukçu kimliğinizle, asla yapmayacaksınız.
Siz hukukçu olarak yapmayacaksınız, yandaşlarınız da gazeteci sıfatı ile, size alkış tutmayacak..
“Yumruk atan beraat etti” diyerek yalan söylemeyeceksiniz ki..
“Ben de katliam yaparım, ben de beraat ederim” diye, kimse kendisine cesaret vermesin.
Ki, ancak böyle okullara varıncaya kadar yaşanan katliamlar da önlenebilsin..
Böylece, “şiddetin her türlüsüne, her zaman karşıyız” bilinci topluma yerleşsin.
“Şiddetin azına da, çoğuna da, tüm toplumumuz karşı” anlayışı, tüm halkımıza hakim olsun..
Genç avukata da tavsiyemdir..
Şiddette hukuka uygunluk sebebi uydurmaya kalkarsanız, yarın sizin o yalanınızı gerekçe göstererek, bir başkası da size (Yapılmasını önermiyorum) tokat atmaya kalkarsa, bir meslektaşınız da onun avukatlığını yaparken “Av. Kerim Bahadır Şeker, yalan söylemiştir. Terör örgütü bayrağı taşınıyormuş gibi algı yapmıştır. Bu sebeple saldırıda hukuka uygunluk sebebi vardır.” derse..
Memnun olur musunuz?