Dün vefa sırası Hasan abinin okuyucusunda idi
Hasan abi sert yazıyormuş..
Çok ağır ifadeler kullanıyormuş..
Hasan abi ne yapmalıydı?
Şahsi menfaati için mi, sert yazıyordu..
Cukka için mi, ağır yazıyordu..
Kendisine selam vermedi diye.. Veya önünde ceket iliklemedi diye mi, karşıtlarını yerin dibine sokuyordu.
Hayır..
Hasan abi.. Kendisi için değil.
Mazlumların dertlerini dinleyip.. O mazlumiyetleri içinde hissettiği için, öyle lav gibi köpürüyordu..
“Lay lay lay” yazıları yazsaydı.. Kimse onu hedef tahtasına koymazdı.. Belki kaleminin gücü, o tür yazılarda çok daha övgü alırdı.
Ama o..
Önce ağlayan kızları dinleyip.. Gözyaşlarını hissedip.. Sonra kalemi eline alıyordu..
Dünyanın en rezil uygulaması olan katsayı zulmünün mağduru İmam Hatiplileri dinleyip..
“Çocuğuma Kur’an’ı 15 yaşında mı öğreteceğim.. Ne yapalım, biz de mi silaha sarılalım.. Bir şeyler yapın lütfen” diyen anne-babaları dinleyip..
Sonra yazısına başlıyordu..
Ne yapabilirdi, böyle bir mazlumiyet karşısında, Hasan abi..
“Lay lay lom..” mu demeliydi?
•
Hasan abi, kalemini çok güzel kullanan bir gazeteciydi...
Buna rağmen..
Biraz da mütevazılığından..
“Ali abi, sen tek başına bir şey değilsin. Benim tek başıma neye gücüm yeter? Diğer arkadaşlarımız çok iyiler, çok güzeller ama, tek tek ne yapabilirler? Biz hepimiz birlikte, bir ekip olarak çalıştığımızda başarılı oluyoruz..” diyordu..
Darbecilere kök söktürmenin..
Burnundan kıl aldırmayan yöneticilere başkaldırmanın sırrı, gerçekten de burdaydı..
Düşünsenize..
Arkasında hiçbir holding olmayan..
Okulu, dershanesi, televizyonları, yan kuruluşları olmayan bir gazete...
Tek başına, darbecilere meydan okuyordu..
Nasıl mı?
28 Şubat zulmünün zirve yaptığı günler..
Bir general, Mehmet Akif Ersoy’a dil uzatıyor..
Yetinmiyor.. Dindarları hedef alıp, “Biz bunları belliyoruz” diyor..
Hasan abinin “birlik içinde hareket ettiğimiz için güçlüyüz” dediği ekip ne cevap veriyordu, o hakarete?..
Tam onların anladıkları dilden..
“Bellendiniz paşam!”
Tevafuka bakın.. Hasan abiyi dün, Mehmed Akif Ersoy’un kabrinin yakınına defnettik..
•
28 Şubat rüzgarlarının en sert estiği günlerde..
Bir generale “Bellendiniz Paşam” diyebilen bu gazete.. ..
Himmet toplamıyordu.
Holdingleri yoktu..
Okulları, dershaneleri yoktu.
Poliste kadrolaşmamıştı..
Tek başına bir gazete..
Buna rağmen, darbecileri-yasakçıları tir tir titretiyordu..
Hasan abinin dediği gibi, aslında bu; bir ekip başarısı idi.
Hasan abi yazılması gerekeni yazıyor..
Sonrasında biliyordu ki..
Gazetesi de, yazarları da, hukukçusu da..
Ölümüne onun arkasında olacak...
“Hakkımızı helal etmiyoruz” manşeti attığımızda..
28 Şubat’ın rakıcı generali için, hakkettiğini yazdığımızda..
Hasan abinine evine..
Abdurrahman Dilipak’ın evine... Hacizler gelmişti..
Oysa haczedilen evler, onların tek evleri idi..
İkisinin evi satılsa, ödenmesi gereken tazminatı ancak karşılıyordu..
Hasan abi de.. Abdurrahman abi de..
Hiç tınlamadılar bile..
Ne yazdıklarından yan çizdiler...
Ne yazacaklarından taviz verdiler..
“Acaba bir dava daha gelir mi? Nasıl yaparız” diye hiç endişe etmediler.
Birbirine güvenen, birbirine vefalı bir ekip..
O badirelerin de hepsinin üstesinden geldi..
Alnımızın akı ile, hiçbir “ayı”ya “dayı” demeden, köprüleri geçtik..
•
O ekip ruhunun başarısının, toplumda ne kadar derinlere inen karşılığı olduğunu, dünkü cenazede birebir gördüm.
Devletin zirvesinden katılımları haberlerimizde okuyorsunuz.
Hani nerede ise..
Bakanlar Kurulu toplantısı yapılacak kadar bir katılım vardı.. Bakanlar orda idi.. Milletvekilleri orda idi.. Belediye başkanları, bürokratlar orda idi...
Ben, cenazenin fotoğraf karelerinde, arka planlarda görünen, isimlerini tanımadıklarınızı anlatayım..
Kulağıma eğilip, “Ben Urfa’dan geldim, Hasan abim için geldim” diyen..
“Konya’dan geldim” diyen..
Balıkesir’den.. Samsun’dan, Trabzon’dan gelen..
Hasan abinin memleketi Manisa’dan gelen..
Tekirdağ’dan gelen. Almanya’dan gelen..
“Babam 88 yaşında.. Hasan abiyi okumadan edemez.. Sağlığı yerinde olsaydı, o da gelecekti.. Bana görev verdi... Görevi tam ifa için, birlikte resim çektirmemiz lazım” diyen..
Türkiye’nin değişik illerinden binlerce okuyucusu, Hasan abisi için dün Fatih’de idi..
Hasan abi, “tertemiz hayatı” ile “tevazusu” ile “güçlüden değil, haklıdan yana yazıları” ile okuyucusuna vefasını göstermiş, onlara çizgisini hiç bozmamış ve sevenlerine ihanet etmemişti.
Akçalı hiçbir işe girmemiş, hiçbir tartışmalı olayda ismi geçmemiş, tertemiz bir biyografi vermişti..
Okuyucusu da..
Hasan abisine vefasını göstermiş..
Onu son yolculuğunda, yalnız bırakmamıştı.