• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI
20 Haziran 2020

Avukatlar artık hortumculardan, tecavüzcülerden para kazanamayacak mı?

Barolar ne istiyorlar?

Daha doğrusu, baroları avucuna alan bir avuç vesayetçi ne istiyor?

Kimse kızmasın.. 50 bin üyesi olan İstanbul Baro Başkanı, arkasında 30 kişi ile yola çıkıp, “yaptırmayacağız, değiştirtmeyeceğiz” diyorsa..

“Siz kimsiniz de neyi yaptırmayacaksınız” deme hakkımız doğar..

Sorsan, muhteremlerde afra tafra o biçim.

Sanırsınız ki, bütün avukatlar, onlar gibi düşünüyor.

Sanırsınız ki, bundan sonra baro yönetimlerini, avukatların oyları ile değil, kabzımalların oyları ile belirleyeceğiz..

Niye panik oluyorsunuz ki?

Niye heyecanlanıyorsunuz ki?

Altı üstü yeni değişiklikle yaşanılacak olan şu: Ya yönetim kuruluna, aldıkları oy oranına göre değişik görüşlerden de birkaç avukat seçilmiş olacak.

Ya da.. Çoklu baro sistemi kabul edilecek olursa, 50 bin üyeli İstanbul Barosu yerine, 5 bin üyeli 10 tane baro kurulacak..

10 tane baro kurulunca.

İstanbul Baro Başkanı Mehmet Durakoğlu, 8 bin oyla, 50 bin üyeli İstanbul Barosu’nu yöneteceğine..

İstanbul’daki beş bin üyeli 10 barodan birisinin başkanlığını yapmaya başlayacak..

Böyle olunca, avukatlar temel haklarından mahrum mu kalacaklar?

Değişiklik olunca avukatlar, artık savunma görevini yerine getiremeyecek, siyasi iktidarın emrine mi girecekler?

İktidar neyi emrederse onu yapacaklar, sabah-akşam Adalet Bakanlığı’na gidip, emir tekrarı mı yapacaklar?

Yooo.. Bunların hiçbirisi olmayacak..

Yine onların da yönettiği barolar olacak..

Avukat olarak, baro yönetimi olarak, bugünkü hakları ne ise, onların hepsine sahip olacaklar.. Ama 8 bin oy alıp, 50 bin üyeye de hükmedemeyecekler..

5 bin üyeli iki baroda yönetimi alacaklar.. Diğer baroları da, 40 bin üyenin seçtiği yöneticiler idare edecek..

Böylece..

50 bin üyesi olan İstanbul Barosu’nda..  8 bin oy alan Mehmet Durakoğlu bir akşam yatıp, ertesi sabah kalktığında..

“Biz başörtülü avukat istemiyoruz” diye bir yasak koymaya kalkamayacak..

Nihai noktada Danıştay o tür yasakları iptal eder ama.

Zalimliklerini birkaç ayla sınırlı da olsa..

Sadece 5 bin üyeye dayatabilecek..

Laiklik histerisi azdığında, “Sakallı avukat istemiyorum. Dindar olmayanlar bize önceden sakallarının dini gerekçeli olmadığını yazılı olarak bildirsin, biz onlara göz yumacağız. Ama dini amaçlı sakala izin vermeyiz” gibisinden bir uygulama yapmaya kalktığında..

Bu dayatmasını, kendisine oy vermeyen 42 bin avukata yöneltemeyecek...

Bu zulme boyun eğmek istemeyen avukatlar, başka bir baro kuracaklar, ona üye olma hakları tanınmış olacak.

Şu an böyle bir imkan nasıl var?

İstanbul’da avukatlık yapıyorsanız, İstanbul Barosu başörtü yasağı uygulamak istediğinde.. Büronuzu Kocaeli’ne taşıyorsunuz, o baro çatısı altında avukatlık yapıyorsunuz..

Veya büronuzu Kırklareli’ne taşıyorsunuz..

Ama o zaman da.. “Avukatlık faaliyetini İstanbul’da icra ederken, başka ilde büro açmak yasak” engellemesi ile karşılaşıyorlar..

Kaldı ki.. Bugünkü düzenlemede, İstanbul gibi, Kocaeli’de de aynı yasak kafalı yönetimle karşı karşıya kalma ihtimali var.

İşte bu çıkmazı aşmak için..

Daha demokratik, daha fazla temsile saygılı bir baro yönetimi oluşturulması için kanun değişikliği yapılmak istendiğinde..

“İstemeyüz” diye yola çıkan mevcut baro yönetimleri..

Değişikliği protesto amacı ile “80 ilden Ankara’ya yürüyoruz” diye açıklama yaptılar..

“80 ilden” dediler ama.. Dün baktım, bir elin parmak sayısını geçmeyen baro yönetimi bu yürüyüşü fiilen başlatmış..

Büyük çoğunluğunda sessizlik hakim..

Yürüyüşe soyunan baro yönetimlerinin de arkalarında, barolarına üye olan avukat sayısının ben diyeyim on binde birisinin, siz deyin binde birinin ancak desteğini görebiliyoruz..

Düşünsenize.. 

50 bin üyesi olan İstanbul Barosu’nun başlattığı yürüyüşte, alanda ben diyeyim 15, siz deyin 20 kişi ya vardı, ya yoktu.. 

Ama daha önemlisi.. Yeni düzenleme ile bu yürüyüş düzenleyicilerinin hangi haklarının kısıtlanacağını açıklayamamaları.

“Biat etmeyeceğiz” diyorlar.. “Teslim olmayacağız, temsil edeceğiz” diyorlar..

İyi de “istemezükçü” beyler-bayanlar..

Size kim “biat edin” diyor ki?

Size kim “teslim olun” diyor ki?

Ne olacak yani, yeni teklif şu veya bu şekilde kanunlaştığında.

Sizin avukatlık hakkınız elinizden mi alınacak?

Gaylerin, homoseksüellerin avukatlığını yapmak istediğinizde, size engel çıkaran mı olacak?

Somut olarak söyleyelim..

Şu an eşcinsellere avukatlık hizmeti vermek için açtığınız birimler, yeni sistemde kapanacak mı sanki?

Veya.. Yeni sistemde de banka hortumcularının avukatlığını yapmak istediğinizde, “Hırsızların avukatlığını yapmak, artık yasak” mı denilecek?

Somut olarak söyleyelim, İstanbul Barosu’nun yıllarca başkanlığını yapan Turgut Kazan, İktisat Bankası’nı hortumlayan Erol Aksoy’un avukatlığını üstlenmişti.. Yeni kanun çıktığında, Turgut Kazan’a, “Artık banka hortumcularının avukatlığını yapmak yok” mu denilecek?

Eli kanlı teröristlerin cezalarını azalttırmak için vekalet aldığınızda, “Artık güvenlik güçlerimizin katillerinin avukatlığını kimse yapamayacak” denilip, vekaletler geçersiz mi sayılacak?

Somut olarak söyleyelim, 

Şu baroda, bu baroda yönetimde bulunan avukatlar, PKK’lıların, vekaletini alıp, cezadan kurtarmak için yırtınıyorlar.. Yeni kanunda, bunun engelleneceğini kim söyleyebilir ki?

Darbecilerin bugüne kadar yaptığınız avukatlıklarını artık bugünden sonra yapamayacağınızı mı söylüyorsunuz?

Somut olarak söyleyelim, 28 Şubat hain darbe girişiminin, 15 Temmuz hain darbe girişiminin sanıklarının avukatlığını, İstanbul Barosu’nun yönetiminde yıllarca bulunmuş isimler yapmadı mı?

Dindar insanlara iftira edilerek cinsel istismar suçlusu yapılmaya kalkıldığında, “Vurun, öldürün” açıklamaları yapıp, ertesi günü solcu bir ırz düşmanı gerçekten küçük çocuğun ırzına geçtiğinde, yüksek miktarlı vekalet ücretleri ile o sapıkları savunmak istediğinizde, “Hayır, bundan sonra, sapıklara mahkemede kimse avukatlık yapamaz” mı denilecek?

Somut olarak söyleyelim, yıllarca İstanbul Baro Başkanlığı yapan Ümit Kocasakal, Adnan Oktar çetesinin cinsel istismar suçlarının avukatlığını yapıyor.. Kanun değişirse, artık yapamayacağını iddia eden mi var? 

Özetleyelim..

Ben şahsen anlamadım. Anlayamıyorum.. Kanun değiştiğinde, ne olacak ki, bu baro yöneticileri, böylesine heyecanlı şekilde zıplıyorlar? Ellerinden ne gidecek? 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

ali

barolardaki ağalik duzeni benzeri yoneyim tiyatrosu bitmeli. o kadar siyasi arka bahce olmus ki "protesto yontemLeri bile CHP İLE AYNI!"... adil olmayan adaleti haketmez. hukuk diplomasi adaletli ve tarafsiz olmanin garantisi degildir.!!!!"
  • Yanıtla

GokTurk

Somut olarak soyleyelim ne fark ederki!Biadcilara baro haki baska birsey yok somut olarak
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı