Almanya’da “Okullar olmasa Maarif’i ne güzel idare ederim” mantığı!
Osmanlı’nın son dönem Maarif bakanlarından birisine atfedilir.. Aslında şaka için söylendiği, daha baskın rivayettir.. Ama laikçi kesimin Osmanlı düşmanlığı, o sözü ciddi söylenmiş gibi takdim etmiştir. Bugün de günlük hayatımızda, iş yapmaktan kaçanlar için.. İşin zorlukları ile mücadele etme yerine, oturduğu yerden görevini yapıyormuş havası verenler için.. Dört dörtlük bir “özet anlam” içerir..
Cümle şu: “Şu mektepler olmasaydı, Maarif’i ne güzel idare ederdim!”
Mektep olmaksızın, Maarif Bakanlığı düşünülebilinir mi? Mümkün değil.. Maarif’in temeli/esası zaten mektep..
Osmanlı’nın mizah için sarfettiği o cümle, bugün Almanya’da gerçek oluyor.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Almanya’nın Gaggenau kentinde bir salonda konuşma yapacakmış.
Salon kiralanmış.. Müracaatlar yapılmış.. Ama o ne? Yerel yönetim toplantıyı iptal etmiş.. Niye? “Yeterli otoparkı yok” diye..
İyi de, yeterli otoparkı yok ise, o salona niye ruhsat verdiniz?
Veya şöyle soralım: “Sizin oralarda toplantılarda, salonun en fazla dörtte biri doluyor da.. Şimdi AK Parti toplantı düzenlediği için, salonun tamamı dolacak diye korkup, onun için mi ‘Otopark yetersiz’ diyorsunuz?”
Her halükarda.. Maarif Vekaletini üstlenen zatın “Mektepler olmasa, Maarif’i ne güzel idare ederdim”ine benzer bir tablo..
“Şu Türkler olmasa. Hele hele, 15 yıldır hiçbir muhalifine seçim kazandırmayan şu AK Partililer olmasa.. Liderlerine canla başla destek veren, her toplantı salonunu hınca hınç dolduran Tayyip Erdoğan sevdalıları olmasa.. Biz belediyeyi, belediyenin yetki alanındaki salon toplantılarını ne güzel idare ederiz.. Salonların ancak yarısı kadar ihtiyaca cevap verecek otoparklarla, kimseye çaktırmadan, ‘toplantı ve gösteri hakkına saygılı devlet’ etiketini kullanıyorduk.. AK Parti çıkınca.. Bu numaramız falso verdi.. Vah bizim halimize..”
•
Bir salon için, “Otopark yetersiz” demişler.. Sanki Gaggenau’daki salonunun otoparkının yetersiz olmasının sebebi, bizmişiz gibi..
Sanki Gaggenau’nun belediye başkanı, AK Partili Kadir Topbaş!
Bize ne kardeşim, senin ruhsat verdiğin salonun otoparkının küçük olmasından.. Küçük ise.. Çaresini sen bul.. Seyyar otopark alanı mı açacaksın.. Yakındaki kamu alanlarını, o güne mahsus otoparka mı tahsis edeceksin.. Ne yapacaksan yap.. Ama işini yap..
Hiçbir şey yapamıyorsan. Bari o “salona ceza” kes.. Sorumlularına, “Salonu yapmışsın ama.. Yeterli otopark yapmamışsın” de.. Salona izin veren, belediyenin yetkilisine de savunma için davetiyeyi yolla.. “Yetersiz otoparklı salona, niye ruhsat verdin” de..
Ama.. “Mektepler olmasa, Maarif Bakanlığı’nı ne güzel idare ederdim” deme..
•
Bu vesile ile öğrenmiş oluyoruz ki..
Almanya dediğimiz ülke.. Öyle anlatıldığı gibi, herşeyini halletmiş bir ülke değil.. Baksanıza.. Bir salonun tamamen dolması ihtimalinde, gelenler için otopark bile bulunamıyormuş.
FETÖ’cüler duysun.. “Her yer betonlaştı” diyerek AK Partili belediyelere saldırırken.. “Araçlar kaldırımlara park ediyor” diye saldırırken.. Birazcık da gözlerini, sığındıkları Almanya’daki beceriksizliklere açsınlar..
Di mi ama?
•
AK Parti bu.. Gaggenau’daki saonun otoparkının yetersizliği ortaya çıkınca.. Hiç pes eder mi? Etmez..
Nasıl ki 15 yıldır girdiği her seçimi tıkır tıkır kazanıyorsa.. Mücadelesini, toplantı yapacağı salon için de kıran kırana vermiş..
“Gaggenau’daki bir salonun otoparkı yetersiz ise.. Şu diğer salonda toplantımızı gerçekleştirelim” diyerek, müracaatlarını yapmışlar..
Ama o ne?. Almanya’nın “Mektepler olmasa, Maarif’i ne güzel idare ederdim” diyen mantığı.. Bir daha karşımıza çıkmış.
Bu sefer de emniyet birimleri sahneye çıkıp, “Güvenliği sağlayamayız” demişler..
İyi de Alaman amcalar.. Güvenliği sağlamak, benim işim mi? Senin işin! Güvenliği sağlamak; senin görevin. 3 milyon Türkün de yaşadığı Almanya’da, sen güvenliği sağlamak için devletten maaş alıyorsun. Aldığın maaşta, o Türklerin ödediği vergilerin de katkısı var.. Güvenliği sağlamayacaksan, niye maaş alıyorsun ki? “Şu güvenlik işi olmasa, emniyeti öyle güzel idare edeceğiz ki?” mi diyorsun, yoksa!
•
Almanlar için “disiplinli” derler..
Evet, engellemede, özgürlükleri kısıtlamada, çok disiplinliler..
2005’te Akit gazetesini, Almanya’da yasaklarken..
“Temel hak ve özgürlükler kısıtlanıyor” görüntüsü oluşmaması için.. Akit’in yayınlarından dolayı, üzerimize gelmiyorlarmış gibi.. “Bir araştırma amaçlı” diyerek.. Gazetenin Almanya’daki sahibi olan şirketin tüm defterlerini, boş irsaliyelerine varıncaya kadar derdest ettiler..
“Dolu irsaliyeleri aldınız, anladık. Boş irsaliyeleri niye alıyorsunuz ki” itirazımızı hiç dinlemeden, çekip gittiler..
Dedik ya.. Adamlar disiplinli!.. İşi kökten hallediyorlar.. Boş irsaliyeler bile gidince.. Akşam basılacak gazetenin irsaliyesini, nasıl keseceksiniz? Ya irsaliyesiz mal sevki yapacaksın.. O da korkunç cezalar gerektiriyor. (Zaten dağıtım şirketi de, “İrsaliyesiz alamam” demişti.) Ya da.. “Almanya baskımız mafiş” diyeceksiniz..
Maalesef ikincisi oldu..
12 yıl sonra.. Aynı “disiplinli” engelleme, AK Partili bakanlara yapılıyor..
“Yanlış anlamayın, salonun otoparkı yetersiz” diyorlar..
Çok disiplinliler ya.. Toplantıya gelecekler için, otoparkı bile düşünüyorlar.. Ama salon yapılırken değil.. AK Partililer toplantı yapmak istediğinde!
Diğer salona geçince de.. “Ah be.. Şansa bak.. Buranın da güvenliği çok kötü” diyorlar..
Bize de..
“Ah ah.. Şu Türkler olmasa.. Almanlar dünyayı öyle uyutacaklar ki” demek düşüyor!