• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Akşener’in alnına yapıştı bu sözü: “Tansiyonu yükseltip, para pazarlığı yapmak”

01 Temmuz 2022
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

 

Diplomatlarınız hatırlatmadı ki..

Darbeden başka bir şey düşünemeyen emekli generalleriniz hatırlatmadı ki..

Montrö’den başka bir şey bilmeyen, onu da yanlış bilen, altı ayda bir de, “Lozan” diyen emekli amiralleriniz hatırlatmadı ki..

Eski siyasetçileriniz, başbakanlarınız, bakanlarınız, "100 yıllık partiyiz" diyen CHP’nin deneyimli(!) politikacıları hatırlatmadı ki..

"Stratejik Derinlik" kitabının müellifi, uluslararası ilişkiler konusunda burnundan kıl aldırtmayan Ahmet Davutoğlu hatırlatmadı ki..

“1990 yılında Fulbright bursunu kazanıp, ABD’ye gittim, Batı’yı çok iyi bilirim” diyen Ali Babacan hatırlatmadı ki..

Bu ülkede, yaz aylarında değil de (şimdi Haziran’da patlıcan 8 TL),  kışın ortasında patlıcan köz yemek isteyip, sonra da “Patlıcan 30 TL 30.. Haberin var mı” diyeninden, Şubat ayında yeşil eriğin fiyatının 650 TL (şimdi 15 TL) olmasından şikayet edenine..

Ülke insanı yollarda sefil olmasın, gününün 5 saatini yollarda geçirmesin diye Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü hayata geçirdiği halde, “Bu Erdoğan var ya, Erdoğan. Kendisine yakın müteahhitleri zengin etmek için köprü yaptırıyor” diyenlerden..

Müteahhitlerinden birisi CHP eski milletvekili çıktığı halde, “Çanakkale Köprüsü'nün yapımı yandaş müteahhite verildi” diyenine kadar..

İstemezükçü takımının binbir çeşidi ile uğraşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve ekibi.

Bir yandan tüm dünyayı esir almış "salgın"dan, diğer batılı ülkelere göre can kaybı açısından daha az zarar ile çıkmış bu ülkenin, büyük maddi kayıplara uğrayan ekonomisini toparlarken..

Bir yandan da Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı sebebi ile tüm dünyayı etkileyen ve bu  arada ülkemizde de oluşan sıkıntıları çözmek için kafa yorarken..

Asgari ücrete, 50 yıldır söz verilip, vergi dışı tutulamadığı Türkiye’de, o devrimi gerçekleştirdiği halde, dünya genelindeki enflasyonun etkilemesi ile, yeniden asgari ücreti gözden geçirmek gerektiği ortaya çıkınca, 6. ayında tekrar asgari ücrete zam yapmayı planlarken..

Bir yandan da, PKK’lı teröristlere, FETÖ’cü teröristlere kucak açan “Batılı ülkeleri, nasıl hizaya getiririz”i düşünürken..

Ayağımıza gelen topun farkına varan, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan (ve ekibi) oldu..

İsveç ve Finlandiya, çantada keklik gibi gördükleri NATO üyeliği için, sanki ertesi günü girebileceklermiş gibi, “Müracaatımızı yapıyoruz” dediklerinde..

Türkiye’den bir ses yükseldi..

O ses..

Binbir sorun ile uğraşan Erdoğan’ın ayağına çelme takmak için sabah akşam tilkilik düşünen Kemal Kılıçdaroğlu’ndan gelmedi..

Milliyetçilik rolüne yatan Meral Akşener’den gelmedi..

Haftanın yedi günü, nerede ise 18 saat çalışan Tayyip Erdoğan ve ekibinden geldi..

“Hooop. NATO üyesi olarak, bizim size onay vermemiz gerekiyor ki, sizin üyeliğiniz gerçekleşsin” dedi..

Devam etti:

“PKK’ya ve FETÖ’ye desteğiniz sürdüğü müddetçe, NATO üyeliğini rüyanızda görürsünüz.”

NATO’su da batsın..

ABD’si de batsın..

AB’ı da batsın, İsveç’i de, Finlandiyası da, PKK’sı ile FETÖ’sü ile birlikte batsın..

Ama..

Madem onlar bu oyunları kurgulamışlar..

İşlerine gelince “Sizi AB’a alalım” deyip.

İşlerine gelince, “Aaaa sizin bazı hukuki, ekonomik ve dahi başka konularda sorunlarınız varmış” deyip, kapıda bekletirken..

Kıbrıs Rum Kesimi’nin, tam olarak devlet olup olmadığı, hangi topraklar üzerinde kurulu olduğu, komşusu KKTC ile hukuki ilişkisinin ne olduğu belirsiz iken..

Onları AB’a cumburlop alan çakallara.. 

Onların anladığı dilden konuştuk..

Ve NATO üyeliği için, iki ülkenin başvurusunu veto edeceğimizi deklare ettik..

Bu hakkımızı, ülke gündemine taşıyarak hatırlatmayan emekli diplomatlar, emekli askerler, “Hay Allah Razı olsun. İmam hatipli vatanperver bir cumhurbaşkanı ve ekibi, bizim akıl edemediğimiz bir hakkımızı, kullanmak üzere sesini yükseltti. Tebrik ediyoruz” demeleri gerekir iken..

Tam da içimizdeki İsveçliler gibi. Finlandiyalılar gibi..

Haçlılar gibi..

“Bu ne biçim çıkış. Diplomaside, taleplerin dile getiriliş şekli var. Usul var, yordam var. En üst konumdaki insanlar, bu işleri böyle yüksek perdeden açıklamaz. Bütün kartlar bir anda ortaya konmaz. Devlet ciddiyeti beş paralık oldu.. Bundan sonra, veto hakkımızı kullanma ile ilgili yapabileceğimiz bir şeyler olsa bile, yapamayız” dediler..

Hele hele milliyetçi geçinen Meral Akşener’in sözleri, hepimizi yaraladı: “Amacın, tansiyonu yükseltip yine bir para pazarlığına oturmak ve elini yüksekten açmaksa; işte orada sana ‘dur’ demek bizim boynumuzun borcudur.”

Evet, yanlış okumuyorsunuz..

Bu sözlerin sahibi, bu ülkede başbakan olma hülyası ile yatıp kalkan, milliyetçi olduğunu iddia eden, ülkücü rolleri ile karşımıza çıkan Meral Akşener!.

Tüm bunlardan sonra..

İsveç’e de, Finlandiya’ya da..

1,5 sahifelik A4 kağıda yazılı metinde..

Tam 22 defa..

“İsveç, Finlandiya olarak” içerikli bir imza attırdık..

“PKK mı, FETÖ mü.. Biz onları terörist olarak görmüyoruz ki” diyen çakallara, tam 15 defa “terör” kelimesi geçen bir metni imzalattırdık..

PKK’nın üç defa, PYD, YPG ve FETÖ’nün ise birer defa geçtiği metnin altına, “Atın bakalım imzayı” dedik.. Attırdık..

Tüm bunlardan sonra..

Sanki İsveç ve Finlandiya’nın Nato’ya üyelik talebine veto hakkımızı, bu ülkücü geçinen İyi Partililer bize hatırlatmış gibi.

Onlarla iş tutan emekli generaller, CHP kafalı monşerler hatırlatmışlar gibi..

İyi Parti’nin yöneticiliğinden, şimdi sıradan vekilliğine tenzili rütbe olan Yavuz Ağıralioğlu çıkmış, “Böyle bir fırsat 40 yılda bir gelir, kaçırılmamalıydı!” diyor..

Genel başkanı Meral Akşener’in, ömrü boyunca gölgesi olacak “Para pazarlığı” ahlaksız isnadını unutturmak için, Ağıralioğlu devam ediyor:

“Bu en kuvvetli stratejik kozu, henüz mürekkebi dahi kurumadan tutulmayacak olan kuru sözler karşılığında, bu kadar kolay harcamamalıydık!”

Siz değil misiniz, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırdığı gün, tam bir ABD kuklası gibi sahneye çıkıp, “Derhal S400’ü iade edelim. Akkuyu Nükleer Santrali devletleştirelim” diyen..

O gün ABD kuklası olanlar..

Tayyip Erdoğan, NATO’ya da, Batı’ya da, ABD’ye de, Madrid’de attığı tokat sonrasında, sanki kendileri işbaşında olsa, bugün yapılanın binde birini yapmaya cesaret edebileceklermiş gibi..

“NATO hukukuna uymadıkları hâlde, ABD ve Yunanistan cüretkârlığına karşı, elimize geçmiş bu altın fırsattan neden feragat ettik?” diyorlar..

Kim inanır bunların milliyetçiliğine?

Kim inanır bunların ülkücülüğüne..

Kim inanır, bunların vatanperverliğine?

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

MUSTAFA

Ceplerine ve emir aldıkları yere milliyetçiler

Ali Hoca

Benim en çok tuhafıma giden, Akşener e milliyetçi sıfatının yakıştırılamasidir.Her hareketi ile milletin karşısında olduğunu gösteren, nasıl milliyetçi oluyor? Anlamıyorum...Bu düşüncem Parti'nin diğer yöneticileri için de geçerlidir.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23