• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun.. Sonrasına ‘vah’lar olsun.

31 Ağustos 2026
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun.. Sonrasına ‘vah’lar olsun.

ALİ KARAHASANOĞLU 

Her 30 Ağustos’ta, sosyal medyada bir çağrı rüzgarı estiriyorlar. Hem çağrı, hem de linç..

Buna, bazı gazete köşeleri ile, televizyon programlarında küçük küçük sataşmaları da eklemeye başladılar..

Neymiş, Türkiye Cumhuriyeti’nin dindar vatandaşları, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutlamıyorlarmış..

Benim yazımın da altına, nazire yaparcasına, “Aliciğim Bayramın kutlu olsun..” diye yazanlar olmuş.

“30 Ağustos Zafer Bayramı Atatürk’ün önderliğinde zafer günüdür bugün” diye hatırlatan da olmuş.


“Kurtuluş Savaşı olmadı diyenlerin de 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun.” diye yazan da..

Yanlış anlaşılmasın, dünkü yazım 30 Ağustos ile ilgili değildi.

Yazım “Kur Korumalı Mevduat sıfırlanmış” başlığını taşıyordu..

Ama okurlarımız öyle özgür, öyle cesur, öyle demokrat bir zeminde yorum yapıyorlar ki, eleştirdikleri kişilere ters köşelerden gol atmaya bayılıyorlar..


Attıkları gerçekten gol mü değil mi, biraz sonra bakarız..

Bir yorum daha aktaracağım..

yeniakit.com.tr’den dünkü yazımı ve altındaki yorumları okumamış olanlar, “Gerici-yobaz akit.. Despot totaliterler.. Tek sizin dediğiniz mi doğru” diye söze başlayıp, makineli tüfek gibi her hakareti bize layık görenler, bir de demokrat geçinen Cumhuriyet, Sözcü, Birgün ve Karar gibi gazetelerin yazarlarının altlarına yapılan yorumlardaki tekdüzeliği görsünler, “kim farklı görüşlere saygılı, kim demokrat, kim bağnaz” karar versinler.

Okurlarımızdan, ismini soyadını da vermiş, Özcan Şahin.. Onun yorumu da şöyle:

“30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun. Bugün Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün komutasındaki kahraman ordumuzun Dumlupınar meydan muharebesini kazandığı gündür. Tabii sizin gibi Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları hariç, bayramdır. Bayram; ‘ne mutlu Türk’üm, Atatürkçüyüm, laikim, demokratım’ diyene, efendim.”

Bu vesile ile, biz de Zafer Bayramı vesilesi ile, tebriklerimizi, hiçbir çekince koymadan tüm milletimize ulaştıralım..


Ümmet için sahadaki zafer örnek olsun diyelim.. 

“Sahadaki zafer” diyorum..


Çünkü masada kaybedilenleri, biraz sonra aktaracağım. Dolayısı ile, masadaki kaybedilenler için, sevdiğimiz hiç kimseye bir örneklik olmadığı da aşikar..

Devam edelim..

30 Ağustos 1922, Zafer Bayramı..

Seviniyor muyuz?

Seviniyoruz.

Hiçbir gizli hesap yapmadan, kafamızın arkasında planlar gizli kalmadan..

Net olarak tebriğimizi yapıyoruz..

Haydi bakalım, kendisini demokrat, özgür düşünceli, vatansever, Anadolu insanı olarak tanıtanlar..

Şimdi Zafer Bayramı’nın devamında yaşanılanlarla ilgili de görüşlerini açıklasınlar da, biz de müstefid olalım..

30 Ağustos Zafer Bayramı neyi sembolize eder?

Antalya’yı işgal eden İtalyanların, denize dökülmesini..

Kahramanmaraş’ı işgal eden Fransız’ın o topraklardan sökülüp atılmasını..

İzmir’i işgal eden Yunan’ın, denize dökülmesini..

Tekrar hatırlatalım, bunlar gerçekleştiği için, tüm millet olarak sevindik mi?

Sevindik.. “Bugün, zafer bayramıdır” dedik mi? Dedik..

Yola devam ediyoruz..

Aaaa? O ne?

Tarih 1 Mart 1926.

765 sayılı Türk Ceza Kanunu kabul ediliyor..

Tanıtımını, CHP’nin borazanlarından birinden aktarıyorum:

“İtalya’da başbakanlık da yapmış ve o dönemin Adalet Bakanı olan Giuseppe Zanardelli’nin adını taşıyan 1889 tarihli Zanardelli Yasası, Adalet Bakanı Mahmut Esad Bozkurt öncülüğündeki Eskişehir Komisyonu tarafından Türkçeye çevrildi. Yeni Türk Ceza Kanunu, 29 Ocak 1926’da Başvekil İsmet İnönü imzasıyla meclise gönderildi.”

İşte Türk Ceza Kanunu, bu kanun..

Hani Antalya’yı işgal etmişlerdi ya..

O İtalyanların kanunu..


Hani Antalya’dan denize döktük ya..

İşte o İtalyanların ceza kanununu aldık, bu millete uyguladık.

Yok, Kadir Mısıroğlu’nun (Allah rahmet eylesin) hatasına düşmeyeceğim..

“İtalyan’ları denize dökmeseydik, onlar zaten İtalyan Ceza Kanunu’nu burada uygulayacaklardı. Niye savaştık ki, niye denize döktük ki, niye zafer bayramı diye kutladık ki” demeyeceğim..

Bu sorgulamayı anlamakta zorlanan Kemalistlerin beyinlerinde küçücük de olsa bir metafor oluşturmaya hiç niyetim yok..

Sadece soracağım.

“Topraklarımızdan kovup, denize döktüğümüz için hep birlikte zafer ilan ettiğimiz İtalyan’ların kanununu, niçin aldık?”

Ne diyordu bir Kemalist okurumuz: “Aliciğim bayramın kutlu olsun.”

Kemalist okurlarımızın hepsine gelsin: “Sizin de bayramınız kutlu olsun, denize döktüğümüz adamların kanununu almakta beis görmeyen okurlarım.”

Devam ediyoruz..

Tarih 1 Kasım 1928.

“Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun” 

Kanunun başlığı, “Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun” ama..

Birinci madde, kabul edilenin Türk harfleri olmadığını açık açık ilan ediyor: “Madde 1 – Şimdiye kadar Türkçeyi yazmak için kullanılan Arap harfleri yerine Latin esasından alınan ve merbut cetvelde şekilleri gösterilen harfler (Türk harfleri) unvan ve hukuku ile kabul edilmiştir.”

Demek ki ne imiş?

Latin esasından alınan harfler, Türk harfleri diye bize yutturulmuş..

Bir başka okurumuz da yazımın altına şöyle bir yorum koymuş, bunu yeni gördüm: “Bugün 30 Ağustos. İşgali püskürttüğümüz, düşmanı yendiğimiz, İSTİKBALİMİZİN zafer günü.”

Biz de zafer günümüzü bir daha kutlayalım, ama soralım: “Düşmanı püskürttük sevindik. Fiziki olarak püskürttük. Ama zihinsel olarak düşmanı püskürtememişiz ki, denize döktüğümüz Yunan’a dayalı bir alfabeyi alma ihtiyacı hissetmişiz!”


Devam ediyoruz, sormaya-sorgulamaya..

Tarih 5 Şubat 1937.

Anayasa’nın 2. maddesine, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda topraklarımızdaki işgallerini sonlandırdığımız için övündüğümüz, işgalci Fransa’dan alınan laiklik kavramı ekleniyor..

2. Maddenin yeni şekli şöyle: “TÜRKİYE Cumhuriyeti Cumhuriyetçi, Halkçı, Devletçi, Laik ve İnkılapçıdır” 

Bu maddenin daha önceki hali nasıldı? 

“Türkiye Devletinin dini, Dini İslâmdır. Resmi lisanı Türkçedir.” (Not. Önce İslam kelimesi 1928’de anayasadan çıkarıldı.. Sonra 1937’de laiklik eklendi..) 

Şimdi tekrar yazıma döneyim, okurlarımızdan bize nazire yapanlardan birisinin daha yorumunu size aktarayım:

Okurumuzun ismi “Ali dayı”.

Yorumu da şöyle: “Laf salatası yapacağına, Zafer Bayramı ile ilgili bir yazı yazaydın.”

İşte yazdım, Ali dayı..

Zafer Bayramı’nızı, bayramımızı kutladım..

Ve son noktayı da şöyle koydum:

“Keşke Zafer Bayramı'nı, 1922’den sonra da, 30 Ağustos 1922’ye yakışan şekilde sindirerek içselleştirseydik.. İşgalcilere yanaşmasaydık. Tek dişi kalmış vahşi Batı karşısında eziklik duyarak, işgalcilerin kanunlarını almasaydık..”

Tamam mıyız okurlar..

Şimdi siz söyleyin..

Bayramımız kutlu olsun mu?

İşgalcilerin kanunlarını, elimizin tersi ile reddedecek bilinçle bayramları kutlamamız, şehitlerimize karşı da bir borcumuz değil mi?

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Dertli

Ali Bey 30 ağustosu bayram olarak görüyormuş, demekki yunanlilarla savaşmışiz..
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23