Nitelikli öğretmende bulunması gereken özellikler

18 Temmuz 2019 Perşembe

Eğitimin kalbi, motoru, kaptanı öğretmenlerdir. Gençlerimizin hayata daha donanımlı atılmalarını sağlamak için öğretmenlerimizin nitelikli yetiştirilmesi gerekir. Yeni bir öğretmen yetiştirme sistemine ihtiyaç var. Eğitimin kalitesi, sadece eğitimcilerin nitelikli olmasıyla artar.

Nitelikli bir eğitimcide bulunması gereken özellikleri şöyle sıralayabiliriz:

1. Bilge olmalı, bilgili olmalı, bilgiye önem vermeli. 

İnternet çağında bilgiye ulaşmak kolay, hangi bilginin bize ufuk açacağını, yol göstereceğini, işimizi kolaylaştıracağını bilmek bilgelik ister. Bilgiyi seçip almak, hayata uygulamak bilgelikle ilgilidir.

Eğitimci kendini bilmeli ve Rabbini tanımalı, gönüllere girmeli. 

İlim insanı yüceltir, bize hayatın gayesini öğretir. İlim öğrenmek, eğitim görmek amaç değil araçtır. Eğitimin amacı kâmil insan yetiştirmektir. 

Yunus Emre ilim öğrenmenin amacını şöyle tarif eder:

İlim ilim bilmektir / İlim kendin bilmektir,

Sen kendini bilmezsen / Ya nice okumaktır!

Okumaktan mana ne? / Kişi Hakkı bilmektir,

Çün okudun bilmezsin / Ha bir kuru emektir.

Yunus Emre der hoca: / İstersen var bin hacca,

Hepisinden iyice / Bir gönüle girmektir.

 3. Eğitimci idealist olmalı; öğrencilerinin kendisine faydalı olacak, ülkemizi ve milletimizi yüceltecek şekilde yetiştirmeli. 

Öğrencilerine Arif Nihat Asya gibi seslenmeli:

“Sen de geçebilirsin anadan, yardan, serden

Senin de destanını okuyalım ezberden.

Haberin yok gibidir taşıdığın değerden;

Elde sensin, dilde sen, gönüldesin, baştasın;

Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!”

4. Öğrencilerine hedef göstermeli, gelecek perspektifi kazandırmalı, yeni bir medeniyet kurma azim, ideal ve heyecanı kazandırmalı. 

Arif Nihat gibi hedefler gösterebilmeli:

“Kalk yiğidim yine dağ başını duman almış,

Parçalanmış bir kıtanın toprakları,

Aslan payını aslan olmayanlar almış;

Kalk yiğidim yine dağ başını duman almış!”

5. En Sevilen Öğretmen Peygamberimizi (sav) örnek almalı ve onun eğitim metotlarını takip etmeli.

Peygamberimiz (sav) kendisini öğretmen olarak niteler. “Ben sadece öğretmen olarak gönderildim” buyurur. 

En çok sevilen öğretmen Hz. Muhammed (sav) öğrencileri arasında zeki, daha az zeki, yetenekli, az yetenekli diye ayırım yapmadı. Her birini özel kabul etti, yeteneklerine göre eğitti ve hiçbirinden vazgeçmedi. 

Hz. Ömer gibi üstün yetenekli insanları alıp eğitti, Hz. Ömer’i dünyanın en adaletli sultanı yaptı. 

Hz. Bilal gibi bir köleyi talebe kabul edip eğitti. Onu Peygamber müezzini, özel koruması ve devlet hazinesinin muhafızı yaptı. 

İkisinden aynı şeyleri istemedi, eşitlik olsun diye ikisini aynı sınava sokup aynı sorular sormadı. Eşitliğin olduğu yerde adalet yoksa eşitlikte hayır yoktur. Her öğrenciyi özel kabul edip yeteneklerine göre eğitim vermek gerekir.

6. Öğretmen güvenilir, doğru sözlü, ahlaklı, erdemli ve liyakatli olmalı. 

Mehmet Akif, öğretmende bulunması gereken nitelikleri şöyle sıralar:

“Muallimim diyen olmak gerek imanlı;

Edepli, liyakatli, sonra vicdanlı.”

7. Öğretmen olgun olmalı; kibir, gurur taşımamalı. 

Şairin sıraladığı şu nitelikler her eğitimcide bulunmalı:

“Tevazu olsun tacın / Namaz olsun miracın

Gönlünde yoğurduğun acın, / Dikensiz gül olmalı.”

8. Fedakâr olmalı. Aldığı ücrete önem vermemeli. Geleceğimizi kuracak nesiller inşa ettiğini asla aklından çıkarmamalı. 

9. Şikâyet etmemeli. 

Dr. Nurettin Topçu, şikâyetin olduğu yerde eğitim biter, der.

10. Eğitimci hiçbir zaman mazeretlere sığınmamalı. Mazeret bulan, çözüm aramaz ve üretmez. 

İdeal eğitimci sorunlara değil, çözüme odaklanmalı. Peygamberimizin (sav) gösterdiği yolu takip etmeli, devamlı okumalı, beşikten mezara kadar ilim öğrenmeli, kendini yetiştirmeli.

Öğretmeni nitelikli yetiştirebilirsek öğrencilerimiz kaliteli yetişir. Kabiliyetleri keşfedilmiş ve geliştirilmiş öğrenciler hem kendilerine hem milletimize hem de insanlığa faydalı olur.

Beyin Vitamini: Eğitim ve öğretmen yetiştirme sistemi üzerine zihin yoranlara “Öğretmeni Başarıya Götüren Yol Nitelikli Öğretmen ve En Sevilen Öğretmen Hz. Muhammed (sav) ve Eğitim Metotları isimli kitaplarımı tavsiye ederim. Öğretmen niteliksiz olursa nesilleri heba ederiz. 

Not: Samsun KYK’de eğitimci dostlarla nitelikli eğitim konusunda sohbet ettim. Konferansçı olarak beni davet eden Eğitim Daire Başkanı Oktay Mahşer Bey ve ekibine çok teşekkür ediyor, eğitimin kalite kazanması için gösterdikleri çabaları takdir ve tebrik ediyorum.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Öğretmen24Öğretmen241 ay önce
    1-Kaliteli ürün istiyorsanız bedeli yüksek olur.2-Bangladeş şartlarında yaşadığınız öğretmenden Finlandiya performansı beklerseniz hayal kırıklığı kaçınılmaz olacaktır. 3-"İşler iyi gidiyorsa eğitim bütçesini iki katına çıkartın, kötü gidiyorsa dört katına "sözünü düstur edinen ülkeleri hayran hayran izliyoruz hep beraber.4-Öğretmen ay sonunu getirmek için hesap kitapla uğraşıyorsa,nekendini geliştirebilir ne de öğrencisini.5-Osmanlıyı büyük yapan özellikle kuruluş ve yükseliş devrinde ilime,eğitime verdiği önem, ayırdığı kaynak idi.6- Yalnız İznik Medresesinde müderrise ayırdığı bütçe günlük on osmanlı altını idi. Müthiş bir ücret.Bu ücrete karşılık ne beklerdi o hocadan bilir miyiz? Başka hiçbir şeyle meşgul olmayıp tun zamanında talebe yetiştirmesini isterdi. O hoca ailesiyle birlikte medresede yaşar ve insan yetistirirdi. Hiçbir mazereti olmaz idi.Bakın bakalım ayda 300 altın kazanan o hocanın şartlarının yanından geçiyor mu şimdiki şartlar?7-Bir konuya verilen önem,o konuya ayrılan kaynakla ölçülür. Kabul edelim biz öğretmenlere de eğitime de değer vermedik.Alacağımız ürün de verdiğimiz değerden fazla olmayacaktır...
  • FzkFzk1 ay önce
    Sayın Hocam Şayet özellikle lise öğrencileri öğretmenden eğitim ve öğretim isteseler öğretmenler mecburen kendilerini yetiştirmek zorunda kalırlar. Ama şimdi hoca öğretmeye çalışıtor öğrenci direniyor dersi sabote ediyor.
  • Abdurrezzak sarınAbdurrezzak sarın1 ay önce
    Keşke bu evsaf ile muttasıf olan öğretmenler %10 olmasa da %5 olsa.. Yeriştirilme sorunu var .
  • ENVER ÇOBANENVER ÇOBAN1 ay önce
    Tebrik ediyorum hocam, milletin, ülkenin ve dahi ümmetinin geleceğinin inşaasının nasıl olacağını gayet güzel ifade etmeşsiniz.
  • Osman YavuzOsman Yavuz1 ay önce
    Bir yorumda diyor ki'niteliksiz ücretli öğretmen' ...arkadaş yıllar önce idi.kadrolu öğretmen arasından din dersi boş geçmesin diye nerede ateist hoca var müdür ona verirdi o derse!.. kadrolu fizik dersi hocası zirt pırt rapor alıyor, matematik dersine ücretli giren öğretmen değil de kadrolu bedenci giriyor, oysa matematikçi fiziği de yatkın idi.ücretliler kadrolulardan daha bir idealist çalışıyor be! Öyle zirt pırt rapormus, filan yerde görevlendirmeymiş vd. durumlar da ne mümkün ücretlilerde! ve onların arkasında kapı gibi 657 yok çünkü!.. ikinci konu ücret konusu; ya arkadaş devlette öğretmen olacağız diye 40 takla atıyorlar sonra da kapağı atınca maaşı, çalışma şartlarını beğenmemek ha!.sana zorla mı 'devlette öğretmen ol' dediler?.... özel sektöre gel de çalışma ve çalıştırmayı gör!.. üçüncü konu da eğitimcinin bilgi durumu: bir örnek alanda yapılan sınavda matematikte 50 soruda 14_16 dolaylarında doğru sayısı!... Diğerlerinde de hemen hemen aynı durum.Her bir şeyi de eğitime bağlayıp yan gelip yatmayin bir tuğla da kendinizden koyun! 4.konu da bilgi teknolojisinde akıllı telefonlarda güncelleştirme yapılıyor da kendini güncelleştirmeyen öğretmenlerde sıkıntı oluyor.Her şey Kendi mesleği, dalı olan konular değil öğrenciler şu teknoloji yüzyılında dersine giren öğretmenlerinden de teknolojik bilgi almak istiyorlar.ama ne garip ki iktidara takıntılılar var ki o yüzden akıllı tahtayı bile kullanmıyorlar hemi de 657'e tabi kadrolu bunlar!...
  • 8 9 10 maddeleriniz çok komik8 9 10 maddeleriniz çok komik1 ay önce
    siz de 3 kuruşa çalışın görelim
  • AlperenAlperen1 ay önce
    Çoçuğun ilk öğretmeni anne ve babadır. Özelliklerde anne. Unutmayın arpadan buğday ekmeği yapamazsınız. Tencereyi çay bardağına sığdıramazsın. Hayatı boyunca üç tane kitap okumayan insan eğitim konusunda uzman kesiliyor.Sizce çoçukları öğretmenleri mi örnek alıyor yoksa televizyonda gördüklerini mi??? Tablet ve cep telefonunu susturucu olarak kullananbir ailenin suçu yok demek aptallıkla eşdeğerdir. Dinini çoçuk ailede öğrenir. Aşke 1. derecede sorumludur. On dönüm bostan yan gel yat Osman kafasını terk etmeliyiz. Boş boş konuşmaktan vazgeçerek herkes ben çoçuğum için neler yapabilirim diye düşünmelidir.Öğretmen programı uygular. Uçağı cep telefonunu tableti tankı topu tüfeği öğretmenin içat etmesini bekliyorsunuz. Bu kafa kolaycı bir kafadır. Zaten vatandaş yan gelip yatıyor. Ama her şeyi hükümetten bekliyor. Çalışmadan her ay git maaş al, dul karı, ya maaş, muhtaçı, işverenin çalıştırdığı işçinin maaşını devlet ödesin. ... ne ala memleket. peki trilyonları kazanan şirketlerimiz AR-GE ye ne kadar para ayırıyorlar. 500 büyük şirketimizin yıllık geliri bir ıphone cep telefonun kazancı bile değil.Bu kadar işsiz insan geleceğini ançak okumakta görüyor. Devletimizin bu kadar insana iş bulması mümkün mü? Sorun dünya çapında markalar oluşturmaktan ihracatı artırmaktan geçiyor. Diğer yandan tasarrufyapmak birde bankadan kredi çekip yabancı marka araba telefon tablet beyaz eşya almamaktan geçer. Her alanda vatanını sever insan yetiştireceksin. Yoksa bir Asım ileri gidemezsin. Bunun için aile - okul- çevre güçlü bir işbirliği. Çoçukların ahlakını televizyon değil aileler vermeli.
  • berdanberdan1 ay önce
    Muallim, doğumdan ölüme kadar, bütün bir hayat boyu, hayatı şekillendiren kudsî üstattır. Milletine, kader programında rehberlik yapıp, ahlâk ve karakterini yücelten ve ona ebediyet şuurunu aşılayan, melek soluklarının mihraklaştığı bu üstün varlığa denk yeryüzünde ikinci bir yaratık gösterilemez.Muallimin, ferd üzerinde tesiri, anne, baba ve cemiyetin tesirinden kat kat üstündür. Aslında, anneyi de, babayı da, hatta cemiyeti de yoğuran odur. Onun elinin, içine girmediği her hamur tatsız ve tuzsuz sayılır.O, Allah’ın insanları yükseltip, alçaltmasında kullandığı bir el ve bir dildir. Evet, muallimini bulmuş bedevî bir topluluk, melekler kadar ulvîleşir ve cemaat hâlinde muallimlik payesine yükselir. Ve yine iyi bir muallim sayesinde Makedonya, cihanın büyük Fâtihlerinden birine sahip olur. Anadolu, iyi muallimler sayesinde ümran devrine erer. Çağlarla oynayan Fâtih; büyük disiplin ve nizam insanı Yavuz ve daha yüzlercesi, böyle güzîde birer üstat elinden çıkmış nâdide çıraklardı...Muallimin elinde madenler saflaşır, som altına ve pırıl pırıl gümüşe inkılâp eder. O esrarlı elde en ham ve en değersiz şeyler, bîhemtâ elmaslar hâline gelir. Hiçbir fabrika onun kadar seri ve onun kadar sistematik olarak iş göremez. Karşısına aldığı yüzlerce insana, bir anda bütün duygu tayflarını intikal ettirmek ve onların varlıkları içinde ikinci bir varlık hâline gelmek, muallimden başka kimseye müyesser olmamıştır.O, sırlar âleminin aşılmaz şâhikalarından, sızıp sızıp bize gelen manâların tercümanı ve varlık âlemindeki sezilmez infiâllerin sesi ve sözüdür. Onun sayesinde insan bulutlar gibi yükselir ve rahmet olarak yere iner.Gökler ötesi âlemlerin en emini bir üstat ve bu üstadın getireceği haberlere bağrını açan yüce ruh ise, en büyük bir muallimdi. Muallimlik vazifesinde, ferdin de cemiyetin de medyun olduğu bir muallim... Bugün doğru olarak ne biliyorsak ve ne biliniyorsa hepsi ondan; gerisi kîl u kâlden ibaret...
  • burakburak1 ay önce
    allim, doğumdan ölüme kadar, bütün bir hayat boyu, hayatı şekillendiren kudsî üstaddır. Milletine, kader programında rehberlik yapıp, ahlâk ve karakterini yücelten ve ona ebediyet şuurunu aşılayan, melek soluklarının mihraklaştığı bu üstün varlığa denk yeryüzünde ikinci bir yaratık gösterilemez.Muallimin, ferd üzerinde te'siri, anne, baba ve cemiyyetin te'sirinden kat kat üstündür. Aslında, anneyi de, babayı da, hatta cemiyyeti de yoğuran odur. Onun elinin, içine girmediği her hamur tatsız ve tuzsuz sayılır.O, Allah'ın insanları yükseltip, alçaltmasında kullandığı bir el ve bir dildir. Evet, muallimini bulmuş bedevî bir topluluk, melekler kadar ulvîleşir ve cemaat hâlinde muallimlik payesine yükselir. Ve yine iyi bir muallim sayesinde Makedonya, cihanın büyük Fâtihlerinden birine sahip olur. Anadolu, iyi muallimler sayesinde umran devrine erer. Çağlarla oynayan Fâtih; büyük disiplin ve nizam insanı Yavuz ve daha yüzlercesi, böyle güzîde birer üstat elinden çıkmış nâdide çıraklardı...Muallimin elinde madenler saflaşır, som altına ve pırıl pırıl gümüşe inkılâb eder. O esrarlı elde en ham ve en değersiz şeyler, bîhemtâ elmaslar hâline gelir. Hiçbir fabrika onun kadar seri ve onun kadar sistematik olarak iş göremez. Karşısına aldığı yüzlerce insana, bir anda bütün duygu tayflarını intikal ettirmek ve onların varlıkları içinde ikinci bir varlık hâline gelmek, muallimden başka kimseye müyesser olmamıştır.O, sırlar âleminin aşılmaz şâhikalarından, sızıp sızıp bize gelen manâların tercümanı ve varlık âlemindeki sezilmez infiâllerin sesi ve sözüdür. Onun sayesinde insan bulutlar gibi yükselir ve rahmet olarak yere iner.Gökler ötesi âlemlerin en emini bir üstat ve bu üstadın getireceği haberlere bağrını açan yüce ruh ise, en büyük bir muallimdi. Muallimlik vazifesinde, ferdin de cemiyetin de medyun olduğu bir muallim... Bugün doğru olarak ne biliyorsak ve ne biliniyorsa hepsi ondan; gerisi kîl u kâlden ibaret...Muallim, gâh filozof, gâh zâhid, gâh derviş hâlinde zuhur etmiş ve yaşadığı zamana damgasını vurmuştur. Ne var ki herkesin 'gerçek'den istifadesi nispetinde, her muallimin görünümü de başka başka olmuştur: İlk devirlerin hikmet âşıkları nebilere ait nağmeleri tekrar ediyorlardı. Ortaçağın 'skolastik' mürşit ve muallimleri, ilâhilerine 'pozitivizm' nağmesini de ilave ettiler. Aynı devirde, doğunun muallimleri ise, ellerindeki esrarlı menşurla, insanı keşf ve onu kendine ulaştırma gayreti içinde idiler..Rönesans'dan sonra, her şeyle beraber muallim de değişti. Artık o, körü körüne eşyâ ve hâdiselere dalan, elindeki küçük tezgâhından çarşıdaki atölyesine kadar, her şeyiyle hakk-ı temettu peşinde koşan, keşif ve icat tutkunu toy bir aşıktı. Bu dönemde kitleler üzerinde hükmedenler, hiçbir zaman muallim olamadılar. Evet, bu devirde kitleler aşırı telkin ve teşhirlerle aldatılarak, belli istikametlere sevk edildiler; fakat hiçbir zaman muallim görmediler. Aslında, bu 'yeniden doğuşun' zifaf gecesinde, kalb çoktan mefistoya kaptırılmıştı.Daha sonra ise, topyekün teknik vasıtaları teleskoptan mikroskoba kadar nebülozlara tırmanan merdivenler ve partiküllere sarkıtılan şuâları hâline getirip, her şeyi madde ile izaha kalkışan materyalizmin banal görüşlü muallimleri gelir. Bu devirde, insanı yüceltme adına bir şey yapılamadığı için, muallimden bahsetmek de oldukça zordur. Ancak, bu alabildiğine katı ve karanlık dönem de, uzun sürmemiş, arkadan bir yeni tecessüs ve tefahhüs dönemi başlamıştır.İnsanlığa karşı büyük cürümler işlemiş bir avuç sergerdandan sonra, yakın geçmişini kuşkuyla karşılayan ve yeniden sebep ve neticeleri kurcalama lüzumunu duyan bu dönemin irfan ordusu, hürmet duyduğumuz muallimlik müessesesini bize iade edecek gibidir. Toplumun yüreğini hoplatacak, himmetini bileyecek; zihinlere aydınlık ve kalplere kuvvet kazandıracak muallimliği... Evet, bu muallimlik sayesinde talebenin öteler ötesiyle münasebete geçmesi temin edilecek ve o yüce âlemlerden gelen mesajlarla, talebe, şahsî idrakinin kat kat üstünde ilhamlara mazhar olacaktır. Aslında 'Mutlak' la temasa geçmeye yaramayan ilimle ne yüce terkiplere varılabilir ne de eşyânın yüzüne aydınlık getirilebilir. Böyle bir ilim, çok defa varlıktaki esrarı inkâr ettiren bir ilhad veya kalpleri tereddütlere boğan bir şüpheciliğe götürür. Talebesini bu hâle getiren üstat ise, o da ya bir mülhit veya bir septistdir; ama kat'iyyen ve asla bir muallim değildir.Onun içindir ki, öteden beri en duru, en doğru dersi; hiç aldanmaz ve aldatmaz olan, güzide nebîler topluluğu temsil etmişlerdir. Herkese açık ve her yaşta müdâvimleri bulunan nebîler mektebi, bütün bir hayatı içine alır ve bütün bir hayat boyu da devam eder. Her yer bu mektebin sınıfları ve her ferd de bu irfan ocağının ya muallimi veya talihli bir talebesi olmuştur.Devlet, bu mektebin 'başyüceleri'nin ders verip, ders gördüğü bir akademidir. Her ferde açık bu âli mektepte, devlet ruh ve şuuruna vâkıf en büyük devlet adamları yetişir. Muallimleşen bu devletin, ne Eflatun'un, filozoflarla idare ettirdiği devlete, ne de Budin'in, tamamen aksi görüşteki devlet stiline benzer tarafı yoktur. Bu, nev'i şahsına mahsus bir devlettir. Ve bu devletin en başta gelen vasfı da devlet ricalinin çıraklıktan 'Bâbü's-saâde' ağalığına kadar, yükselişin her merhalesinde, hayat ve hâdiselerden dolgun not ala ala, o seviyeye gelmiş olmalarıdır. Yoksa, belli kademelerden geçmeden ve her girizgahta kâinatla bir kere bütünleşmeden, idareye talip olmak, 'acemioğlanlık' seviyesinde iken, 'başkumandanlık'a gönül koymak gibi garip ve gülünç olacaktır ki, böyle bir durum millet adına en büyük talihsizliktir.Brahman yüce duygularıyla tilmizlerinin gönlünde ebedileşen bir muallimdi. Buda Nirvana'ya giden çetin yolda, temiz duygularıyla örnek ayrı bir muallimdi. Konfiçyus ahlâkın, Hürmüz sonsuzluk sırrının işaretçisi birer muallim idiler. En yüce varlıkta billûrlaşan Ömerler ise, büyük üstatları sayesinde her biri başlı başına bir muallim oluvermişli...Hâlâ bütün canlılığıyla insanlığın gönlünde, en temiz çizgiler hâlinde devam eden bu muallim ve üstatları, zaman aşındıramamış ve içtimâî çalkalanmalar unutturamamıştır. Kim bilir, belki de bir gün gide gide insanlık, yeniden bu kadim çizgiye gidip dayanacaktır.!Bu sırdandır ki, Yahudi, ruh köküne ondan daha yakın bir alternatif zuhur edeceği âna kadar, Mescid-i Aksâ ile beraber, komşuları üzerinde de hâkim bir güç olarak devam edecektir. Bu hâkimiyet, sûrî dahi olsa onun havraya dönmesinde aranmalıdır. Prensipleri aşınmış olmasına rağmen havraya dönmesinde... Kilise de, düne kadar üzerinden atamadığı 'Ortaçağ' zihniyetinden sıyrılarak St. Ogüst'lerin arkasında yeni bir bakışa ulaşacak gibidir.!Kendi muallim ve üstatlarını bulup, yeniden inşâ dönemine geçecek olan bizim insanımızın derlenip toparlanması ise, hepten şaşırtıcı olacağı benzer. Elverir ki, günümüzün ta'lim ve terbiye vazifelisi, feth ve keşfedici bir ruha sahip bulunsun. Mukaddes kanaat ve düşüncelerinin hakkını vererek, büyük terkibcilere yakışır vecibeyi hakkiyle yerine getirsin: Nizamülmülk'le Alpaslan'ı yan yana görsün. Fâtih'le Akşemseddin'i, Zenbilli ile Yavuz'u birbirinden ayırmasın. Gazalî'nin aydın semâsında, Pascal'ı unutmasın. Mevlâna'nın sehhâr ifâdeleriyle semâa kalkarken, laboratuara uğrayıp Pastör'ü selâmlamayı da ihmâl etmesin. Sözün özü, kafa ve kalb bütünlüğünü kendisine şiar edinsin...Neslini yüceltme sancısını çeken muallime binler selâm...
  • UgurUgur1 ay önce
    Ücret önemli değil diyorsunuz ama iyi öğrenciler eğitim fakültesini tercih etmiyor. Zaten.. boldu ögretmenliği üçe. Kadrolu, sözleşmeli ve ücretli diye sonra eğitim niye kötü.Ücretli adı altında bir yıl boyunca 2 yıllık alakasız bölümler bile öğrt. yapabiliyor.
  • Mardinli hocaMardinli hoca1 ay önce
    Sayın Ali bey hocam Allah razı olsun.Hocam eğitimle ilgili öyle güzel anlattın ki.Allah razı olsun güzel örneklerle izah ettiniz buyurdunuz gibi birinci öğretmenimiz hz muhammed SAS dir en büyük rehberimiz peygamberimizdir.Ama maalesef turkiyedeki milli eğitim dedikleri inanın milli eğitim değil.Çünkü bugünün milli eğitimi cahili bir eğitimdir.Kaliteli öğretmen yetiştiremiyor kaliteli öğretmen yetistirmiyince nasıl kaliteli öğrenci yetiştirilecek.Çünkü temel bozuk olunca binada bozuk olur.Mühim olan temeldir eğitimin temeli nitelikli öğretmen yerleştirilmesiyle olur hükümet biran önce milli eğitimi düzeltmesi gerekir yoksa nesil bozuluyor nesil bozulunca toplum bozulur böylece devlet de bozulur en önemli olan ailedir aile bozulursa toplumda bozulur toplum bozulursa devlet gider

Günün Özeti