İSKİ ne ki…
İSKİ ne ki…
ALİ AKBEN
Makalemin başlığı CHP’li bir dostuma ait. Devlet ihmal etmez ama mühlet verir özlü sözünün bir kez daha gerçekleştiğine şahit oluyoruz.
Yedi yılda İstanbul’un nimetlerini yiyip bitiren adama verilen mühlet sonlanıp, hesap sorma vakti gelince malum kesimden zırvalar arşı alaya kadar yükseldi.
Kökü dışarda troll ordusunun başlattığı yaygaralar içerden de taraftar bulup sosyal medya mecraları kirletildikçe kirletildi.
Kirli adam ve avanesinin dolduruşu ile akla mantığa uymayan yalan yanlış ne varsa etrafa saçıldı. Etraf toz duman ve vatandaş şaşkın. Doğru ile yanlış yön değiştirmiş.
Sisli havayı seven aç kurtlar ise avucunu ovuşturuyor. Suçlular güç zehirlenmesinin etkisi ile atıp tutuyor. İş öyle bir yere varıp zülfü yare de dokunmaya başlayınca mühlet veren devlet duruma müdahale ediyor ve tekrir ile uslanmayana hakkını vermek için düğmeye basıyor.
Sen misin basan, kirli adam ne kadar kötü hüneri varsa başlıyor yaygaraya. Her cürüm işleyenin söylediği ilk kelime ile başlıyor yaygara.
Suçsuzum...
Kirli adam bununla kalmadı ve susma hakkını bugüne kadar kullandı ancak trolleri ve satın aldığı gazeteciler vasıtasıyla suç makinası hüneri ile işlediği suçların başına siyasi kelimesi ilave ettirerek daha başta sulandırarak işe koyuldu.
Beslediği müsveddeler ve troller bununla da yetinmediler elbette. Kimi geçmiş dönemden kalma bayatlamış yalanlara sarıldı, kimi hayali yolsuzluklar denizinde boğuldu. Kimi de suç makinasını allayıp pullama yarışına girdi.
Kirli adamın yediği herzeler öyle büyük öyle büyüktü ki, mızrak çuvala sığmadı ve iddianame hazırlamak aylarca sürdü. Süreç içerisinde itiraflar, belgeler ve suç ortaklarının ifşatları ile toplumsal bilinç olgunlaştıkça yalan ipine tutunanlar bir bir kopmaya başladı.
Milenyum gençliği sadece İSKİ lağımı skandalını değil CHP iktidarları döneminde cennet vatanımızda olan bitenlerin canlı şahidi bizim neslin yaşadıklarını elbette bilmez. Çünkü o karanlık günlerde yaşamadılar.
Neler yaşamadık ki, unutanlar için birkaç tanesini aktarmam yeterli.
Nebati yağ dahil marketlerde temel gıda maddesi bulunmazdı.
Tüpgaz benzin ve mazota ulaşmak için günlerce istasyonlarda yatılırdı.
Evlerde İSKİ suyu akmaz akarsa da gece geç saatlerde ve bulanık akardı. Toplu taşıma tam bir facia. Fabrikalar grev nedeni ile kapalı, okullar anarşik olayların merkezi ve birçok okul işgal altında.
Böyle bir dönemde patladı İSKİ lağımı. O gün de ihbar CHP’li genel müdürün eşinden geldi.
Genel müdürün eşi Feray hanımın hırsızlık ihbarı ile gerçekler bir bir ortaya dökülünce o günün şerefli CHP’lileri duruşları ile öyle bir tepki verdi ki o günden günümüze kadar CHP bir daha iktidar yüzü görmedi. Son yerel şeçimlerde büyükşehirlerde elde ettiği iktidarı ise kısa sürede yüzüne gözüne bulaştırdığının delili bugün yaşadıklarımız.
Milenyum gençliği kitaplara konu olan ve o yılların filmlerinde sahnelenen bu gerçeklerden ders almalı ve bu zihniyetin aymazlığına dur demeli.
Demezlerse tarihin tekerrür etmek gibi bir gerçekliği ile karşılabilirler ama iş işten geçtikten sonra ah vah etmenin dövünmenin bir anlamının olmadığını Ukrayna’da Zelenski döneminde yaşanılanlara bakarak anlamalarını umud ederim.
CHP’li dostum, “gördüklerimi araştırdıkça göreceklerim daha da netleşti” diyerek sözlerine devam etti. Sürecin yakın takipçisi olacağını söylemeyi de ihmal etmedi.
Değerli okurlarım, İSKİ skandalından onlarca kat büyük bir yolsuzluk ve arsızlık skandalı ile karşı karşıyayız. Durum sanılanın çok ötesinde .
Yargılama sürecinde aysbergin görünmeyenlerini de göreceğimize inanıyorum.
CHP esas görevi olan ana muhalefet misyonunu yerine getirerek, ülkemizde yanlış giden iktidar uygulamalarına fren olması gerekirken kirli adamın ihtirasına kurban gitmemeli. Yargılanma süreci boyunca sabır silahı ile gelişmeleri takip etmeli.
Bu haftalık da bu kadar.
Kalın sağlıcakla.