CHP demleniyor mu?
CHP demleniyor mu?
Ali Akben
Değerli okurlarım, bu da oldu ve hiç şaşırmadım. Bir yandan Cumhuriyetin kurucu partisiyiz derken ülke menfaatine çivi çakmak şöyle dursun son günlerin ana gündemi olan Suriye’de gelişmelerle ilgili CHP şürekasının söylemlerinin DEM partisini aratmadığı ve hatta daha ileri gittiğini görmek oldukça üzücü.
Suriye PKK’sinin açık cinayetlerine ses çıkarmadığı gibi cumhurbaşkanı Şara ile ilgili eften püften gazel okumalar ve hatta Kürtler ve Aleviler katlediliyor gibi akla mugayir açıklamalar da CHP ileri gelenlerinden yapılınca akla ister istemez bazı sorular geliyor.
Trump bile binlerce kilometre öteden Suriye’de olanları görüp yıllardır desteğini esirgemediği SDG’nin yediği herzeler nedeniyle desteğini çekti.
Sureti halktan isimleri yerli ne kadar çok satılmış beyinle birlikte yaşadığımızı Suriye turnusolü ile anlamış olduk.
Utanma duyusundan yoksun anlı şanlı (!) televizyon yorumcularının ağzından çıkanları kulakları duymuyor olsa gerek.
Adam aynen şöyle diyor “ülkemizin güneyinde birleşik Suriye yerine bölük pörçük olsa da lâik ve seküler SDG olsun”
Bu bizim ülkemiz için daha iyi olur derken bile halka ne kadar uzak olduğunun farkında bile değil.
Allah akıl fikir versin diyerek beddua hakkımı saklı tutuyorum.
Suriye’de SDG’nin siyasi muhatap olarak tanınmasını savunurken, bunu genellikle DEAŞ ile mücadele söylemi ile süsleyerek güya batıya ve ABD’ye de şirin görünmeye çalışıyorlar ama asıl amaç elbette bu değil.
Ben açık edeyim asıl amacı.
CHP genetiğinde din düşmanlığı var. Nereden biliyoruz?
Cumhuriyetimizin ilk yıllarındaki İktidarları döneminde ve sonraki yıllarda savundukları, uyguladıkları politikaları ve o yıllarda yaşamış merhum dedemin anlattıkları ile gerçek tarihi kayıtlardan da tescilli müslüman halka uyguladıkları zulümlerden biliyoruz.
Suriye’nin kuzeyini işgal eden SDG, 13 yıl boyunca yerli halka kan kusturduğundan olsa gerek iki gün içinde tuz buz oldu ve dağıldı. Bunu bile görmekten aciz olanlar ve bu acze kılıf uydurmaya çalışanlar var.
Devletimiz SDG’yi PKK’nın Suriye uzantısı olarak görüyor ve ulusal güvenliğimize doğrudan tehdit sayıyor.
Cumhurbaşkanımızın 10 yıl önce kesin bir dille ifade ederek tüm dünyaya ilan ettiği devlet politikası gerçekleşti ve Erdoğan’ın dediği oldu Suriye’de.
Kendini dev aynasında gören ve gösteren PKK ve uzantıları güvendikleri dağlara karlar yağdığını görünce olanlar oldu. Darmadağın oldular ve kaçacak delik ararken sadece İsrail, ABD değil, ülkemizden bile medet umdular.
DEM densizleri utanmadan, sıkılmadan ayaklarına kurşun sıkarcasına Kürt kardeşlerimizi sokağa davet etti ama çok şükür kardeşlerimiz bu davete itibar etmeyerek hem kandile hem de DEM’e hak ettikleri cevabı verdi.
Türk devlet aklıyla dalga geçen yerli ve yabacı beşinci kolcular da hükumet edenlere muhalefet ediyorum saplantısı ile bindikleri dalları kesedursunlar, atı alanlar Üsküdar’ı çoktan geçti.
Kürtçülük asabiyeti ile aklı devre dışı bırakmış gafiller, ya aklıselimleri galip gelip bin yıldır beraber yaşadığımız cennet vatanımızda kardeşçe yaşamayı tercih edecekler ya da yok olup Kürt kardeşlerimizin yakasından düşecekler. Bekleyip göreceğiz.
Özellikle son çeyrek asırdır ülkemizde tesis edilen huzur ortamının aynısının daha fazlasını Suriye devleti Kürt kardeşlerimize verdi bile.
Suriye’de işlenen cinayetlerin bininin bir para olduğu günlerde, Şam sokaklarında röportaj yaptığını iddia ederek Esad güzellemesi yapan sûreti yerli etki ajanları şimdilerde de boş durmuyor.
Kanal kanal dolaşarak kirli emelleri ile birlik ve bütünlüğümüzü bozmaya çalışıyor.
Aynı güruh Suriye’de Esad’ın kaçtığı gün bile Esad’la anlaşmaktan başka çaren yok diyerek Erdoğan’ı suçlamışlardı ve akabinde gerçekleşen halk devriminin ise ABD ve İsrail işi olduğunu kitlelerine servis etmekte gecikmemişlerdi.
Son gelişmelere bakıp azıcık geriye gidiyorum. 2023 seçimlerinde CHP ve şürekâsı kazansa ve başımızda CHP’lilerin ana avrat küfrettikleri Kılıçdaroğlu olsaydı halimiz nice olurdu.
Düşündükçe içim daralıyor ve çok şükür bu milletin feraseti var diyerek kendimi ferahlatıyorum.
Bu haftalık da bu kadar.
Kalın sağlıcakla.