Bakan niçin istifa etme(me)li?
Bakan niçin istifa etme(me)li?
Ali Akben
Değerli okurlarım, muhalefet etme adına ülkemizin içine eden malum bir kesim var.
Kökü büyük oranda dışarıda olan bu kesim, yerli işbirlikçileri ile dün Osmanlı devletinin yıkılması için çalıştı. Bugün de aynı mantıkla çalışmaya devam ediyor.
Yerli ve milli olmaktan büyük oranda nasipsiz bu kesimin sosyal ve siyasal güç yanında ekonomik güç de ellerinde olunca paranın satın alabildiği her şeyi kullanarak birlik hamurumuzu sulandırabiliyor.
Troller, beslemeler, fetö atıkları ve hatta bazı siyasilerimizi kullanarak, yalan yanlışlarla bilgi kirliliği oluşturarak ülkemiz havasını puslu hale getirip puslu havadan nemalananlara da hizmet ediyorlar.
Memleketim Maraş’ta okul basarak minik yavrularımızı hunharca katleden sureti insan bir cani üzerinden bakan istifa söylemleri o günden bugüne devam ediyor (ettiriliyor).
Çocukların bayramı olan her 23 Nisan gününü şanına layık olarak kutlayan devletimiz, bu bayramı buruk kutladı. Katliamın yapıldığı memleketim Maraş ise hunharca katledilen minik yavrularımızın mezarına akın edip dünyası değişen yavrularımızla birlikte bayram kutladı.
23 Nisan'ın önemine gelince: Osmanlı çınarına kibrit suyu dökerek kurutanlara inat savaş yorgunu mazlum milletimiz bağımsızlığımızın ilk fitilini 23 Nisan 1920 cuma günü TBMM’yi açarak ateşledi.
Ateşleme günü halkımız Ankara’da Hacı Bayram-ı Veli Camii’nde toplu halde cuma namazını kıldı. Kur’an-ı Kerim tilavet etti. Hatimler ve salavatlar getirerek tekbirler tehliller eşliğinde Meclis binasına yürüdü, dualar edildi ve kurbanlar kesildi.
Verdiğim bilgilerin kaynağını merak edenler TBMM’deki tarihi arşiv kayıtlarına müracaat edebilir.
Osmanlı topraklarına çöken emperyalistler vatandaşların bu uyanışından rahatsız oldu ve bitirdik dedikleri halkta gördükleri bu moral ve motivasyonu kırmak için düğmelere basıldı ve dikta dönemi başlatıldı.
Müslüman halk camisine ve namazına davet anlamı taşıyan ezandan bile mahrum bırakıldı.
Katliam gölgesinde kutlanan buruk bayramda cumhurbaşkanlığı külliyesinde toplanan çocuk kabinesinde yavrularımızın gösterdiği performans sadece Erdoğan’ın değil birçok duyarlı vatandaşı da duygulandırdı.
Milli eğitim bakanımızın kısa sunumunda dile getirdiği maarifin kalbinde çocuk temalı konuşması bana bakan beyin önceki haklı olduğu temaları da hatırlattı.
Hele bir yavrunuzun gözyaşlarına hâkim olmayarak okuduğu şiir ülkemizin nerelerden bugünlere geldiğini hatırlamak isteyenlere iyi bir ayıraç oldu.
Milli eğitim bakanını istifaya davet edenlerin niyeti açık.
1948 Fulbright Programı ile eğitim sistemimizin içini boşaltan ABD hegemonyası devam etsin.
Okul kitaplarından Darwin safsatası kaldırılmasın. Bilimselliği tamamen kalkmış bu safsatada ısrarın asıl sebebi yaratılış felsefesinin referansının din olması.
Açık seçik dinsiz ahlaksız bir nesil istiyoruz diyemedikleri için etrafından dolanıyorlar.
Sivil toplum kuruluşları ile koordineli hareket edilmesine de tepkililer. Çünkü devlet millet kaynaşması istenmiyor.
Dine hâlâ afyon gözü ile bakanlar dindar bir nesil yetiştirmektense dinsiz seküler bir gençlik yetişsin gibi ipe sapa gelmez hezeyanlarla yıpratma politikası uyguluyorlar ama nafile.
Bakan beyin bazı söylemleri de bu kesime ok gibi batıyor. Birkaç örnek. Mavi vatan, adalar denizi diyor. Yerli ve millilik diyor. Resmi ve dini bayramların okullarda coşku ile kutlanmasına bile tahammülleri yok.
Maarifin kalbinde mottosu ile düzenlenen ramazan etkinliklerinin sonuçlarından çok korkmuş olmalılar ki, saçma sapan gerekçeleri kullanmaktan bile çekinmiyorlar.
Bakan beyi fetöcüler de hiç sevmez ve istifa furyasının baş aktörleri zaten bunlar. Çünkü onların kirli hesapları ve emelleri bakan beyin gayretleri ile akamete uğratıldı.
Kötücül kesim dediğim dedik demeye devam ededursun sayın bakan beyimiz de hizmet yarışı ile onların kaldıysa yüzlerini kızartmaya devam etisin.
Men sabera zafera….
Bu haftalık da bu kadar.