• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Akif Bedir
Akif Bedir
Akif Bedir
TÜM YAZILARI

Ruhunu yitirmiş bir gençlik

17 Mart 2021
A


Akif Bedir İletişim: [email protected]

Yarın 18 Mart, tarihe “Çanakkale Geçilmez” mührünü vuran bir milletin yazdığı destanın yıldönümü. 300.000 kahraman askerimizin şehit olduğu büyük zaferin sene-i devriyesi.

Dün vatan savunması için gözünü kırpmadan ölüme koşan bir gençliğin torunları bugün sosyal medya gençliğine geçiş yaparken milli ve manevi değerlerini de yitirir oldu.

Nereden nereye…

Kimlik arayışı ve gelecek endişesi olmayan, gününü gün ederken yarın ne olacak diye sorgulamayan ve dününü tartışıp geleceğini kaybederken görülmeyen sorunlarından uzaklaştırılan filikalar haline getirilen bir gençlik...

Umutsuzluğun son sınırında bile umudu yeşerten, zaferlere ışık tutan azmi, dünyaya gülümseyen dini, dünyayı aydınlatan iman nuruyla can çekişirken bile dünyayı titreten bir imparatorluk mirasçıları olarak kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin, aşkı, vecdi, diyalektiği, estetiği, irfanı, idrakinden uzak, Batı hayranlığıyla zayi olan bir gençlik...

Düşünce özgürlüğü bulunmayan ve düşünmeyen, tercih, fikir kanaatlerine saygı gösterilmeyen, tartışma, hoşgörü ve uzlaşma kültürü olmayan, iyiyi ve kötüyü ayırt etmeyen, kendini hiçliğe teslim eden, dininden, dilinden, ahlakından, kültüründen, bîhaber olan bir gençlik...

Sistemler kurup onlara hükmeden değil sistem kölesi olan, kendi varlığına dahi kayıtsız kalan beynini, ilmini, ırzını, evini paparazzilere kiralayan, batı üstünlüğü ukdesini gönlünde duygu yoğunluğu olarak yaşayan, manevi temeli ve ahlak kökü hezimette, edep, hayâ, hicap, saffet, ölçü, heyecan, hakiki vecd, aşk, hamle ve hareketi dumura uğramış, fikir ve aksiyon kasırgası olmayan bir gençlik...

Sözde çağdaş, aklınca duyarlı takındığı tavırlarla yurduna, İslam âlemine, Türk dünyasına ve bütün insanlığa kayıtsız, devekuşu gibi başını kuma sokan bir gençlik...

Satanizm, Misyonerlik, Moon gibi kökü dışarıda ve işi gücü hayra engel olmak olan, saldırgan, günahkâr, muhteris, kötülük timsali sapık inanç ve ideolojik çevrelere ruhen, kalben, aklen kendini teslim etmiş bir gençlik...

İnkârda, günahta, düşmanlıkta yarışan, halisiyet, samimiyet, emniyet, selamet, gayret, faaliyet, hamiyet ve cesaret hisleri dar kalıplara kıstırılmış ve köreltilmiş, halkının acıları, iniltileri ortasında laubalilik, hafiflik, hürmetsizlik, bilgisizlik, pişkinlik, yüzsüzlük, anlayışsızlıkla keyif süren, ruhu çalınmış, intiharları artmış, cinnetleri çoğalmış ve helake doğru koşan bir gençlik…

İşini doğru dürüst yapanları enayi sıfatıyla anan, bilgi, liyakat, ehliyet, diploma gibi hünerleri suni ve boş şeyler olarak gören bir gençlik…

İşsizliği, pahalılığı, soygunu, yağmayı, rüşveti, ahlaksızlığı, fuhşu, açlığı, alkol bağımlılığını, sefaleti, uyuşturucu kullanmayı, mesleksizliği ilahi cilve olarak kabul edip, idealsizliğe hissi ve fevri reaksiyon göstermeyen bir gençlik…

Mazluma sırtını dönen, gözleri olup da görmeyen, kulaktan olup da duymayan, kalpleri olup da hissetmeyen, zulmün günah ve azabına ortak olan bir gençlik…

Kendi içine sindiremediği şeyleri karşıdakinin ta kalbine sindirmeye çalışan, yaşı ve sağlığının icaplarını yerine getirmeyen, kabuk değiştirme gereği hissetmeyen ve değişim için sessiz kalan bir gençlik…

Ailesine isyan eden, riyakâr, inançları olmayan, değer yargıları olmayan, sosyolojik olarak kaybolmuş bir gençlik…

Benliğini, özünü kaybetmiş, değerleri solmuş, ahlaken tükenmiş, edebi yerlerde sürüklenen bir gençlik…

Kendine, çevresine, ailesine, topluma, ülkesine ve dünyaya üreterek, yenilik getirerek kişiliğinden ve birikimlerinden artı değerler katamayan bir gençlik…

Bozuk ve çirkin kaynakların, birbirine tamamen ters kültürlerin, hatta düşman medeniyetlerin korkunç tuzaklarıyla çepeçevre kuşatılmış bir gençlik…

Yabancı kültürün, sistemin kuşatması, cenderesi, baskı ve etkisi ile kendi inanç ve kültürüne sırt çeviren bir gençlik…

Kısır ve argodan müteşekkil bir kelime kadrosu ile konuşan, son derece ukala, vurdumduymaz, davranışlarının sınırlarını iyi tespit edemeyen, münasebetlerinde gayri ciddi bir gençlik…

Heyecanlarını süfli emeller peşinde geçirip çıkmazlar içinde çırpınan, çoğu maddi ve manevi tatminden yoksun, aşkını yitirmiş, ilim ve irfandan yeterince nasiplenememiş, streslerle boğuşup gerçek güzelliklerin farkında olmayan bir gençlik…

Özgür düşünceli, milli ve manevi değerlere bağlı, üretken, kendi kararlarını verebilen, kendi toplumundan ve evrensel değerlerden haberdar olan, hayatın güçlükleri ile baş edebilen, kişisel gelişimini tamamlamış, donanımlı, yetenekli, ülkenin zenginlik ve dinamizm kaynağı olabilecek bir gençlik yerine ruhunu arayan, burnu halkalı, batı esiri tek tip genç görme arzusu ile hareket eden düzenin tezgahından geçirilen bir gençliği karşımda görüyorum ve 18 Mart’ı, Çanakkale’nin niçin geçilemediğini iyice araştırıp anlamalarını diliyorum…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mustafa

Hırsızın dolandırıcı nın çalmayı meslek edinenin elini kesin âyetini beğenmeyenler red edenler hırsızı yakalayınca linç girişimi ni polis zor önlüyor .! Kadına şiddete hayır. Kadın veya erkek zinanın cezası yüz deynek Allah subhanehu ve teala nın cezasını beğenmeyen ler yüz deynek casasini gerici bulanlar. Zina eden kızını veya esini veya ailesini bireyini öldürmeyi kendinde hak görüyor.

Mustafa

Mücadele suresi 22 - Allah'a ve ahiret gününe inanan bir milletin, babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa Allah'a ve Resulüne düşman olanlarla dostluk ettiğini görmezsiniz. Onlar o kimselerdir ki Allah kalblerine iman yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedî kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın hizbi (dininin yardımcıları)dir. İyi bil ki, kurtuluşa ulaşacak olanlar, Allah'ın hizbidir. Tevbe suresi 23 - Ey iman edenler! Eğer babalarınız ve kardeşleriniz imana karşılık küfürden hoşlanıyorlarsa, onları dost edinmeyiniz. Sizden her kim onları dost edinirse işte onlar da zalimlerin ta kendileridir. 24 - Onlara de ki; eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, akrabalarınız, kabileniz, elde ettiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız evler ve meskenler, size Allah ve Resulünden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah böyle fasıklar topluluğuna hidayet nasip etmez. يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُٓوا اٰبَٓاءَكُمْ وَاِخْوَانَكُمْ اَوْلِيَٓاءَ اِنِ اسْتَحَبُّوا الْكُفْرَ عَلَى الْا۪يمَانِۜ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ Ey iman edenler! Şayet babalarınız ve kardeşleriniz, küfrü imana tercih ederlerse onları dost tutmayın. Sizden kim onları dost edinirse işte bunlar, zalimlerin ta kendisidir. (Kâfirleri dost edinmenin hükmü hakkında bk. (9/Tevbe, 23) قُلْ اِنْ كَانَ اٰبَٓاؤُ۬كُمْ وَاَبْنَٓاؤُ۬كُمْ وَاِخْوَانُكُمْ وَاَزْوَاجُكُمْ وَعَش۪يرَتُكُمْ وَاَمْوَالٌۨ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَٓا اَحَبَّ اِلَيْكُمْ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَجِهَادٍ ف۪ي سَب۪يلِه۪ فَتَرَبَّصُوا حَتّٰى يَأْتِيَ اللّٰهُ بِاَمْرِه۪ۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِق۪ينَ۟ De ki: “Şayet babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, elinize geçen mallar, zarara uğramasından korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, size Allah’tan, Resûlü’nden ve O’nun yolunda cihattan daha sevimli olursa, Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah, fasıklar topluluğunu hidayet etmez.” (9/Tevbe, 24) لَا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ يُوَٓادُّونَ مَنْ حَٓادَّ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُٓوا اٰبَٓاءَهُمْ اَوْ اَبْنَٓاءَهُمْ اَوْ اِخْوَانَهُمْ اَوْ عَش۪يرَتَهُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ كَتَبَ ف۪ي قُلُوبِهِمُ الْا۪يمَانَ وَاَيَّدَهُمْ بِرُوحٍ مِنْهُۜ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ حِزْبُ اللّٰهِۜ اَلَٓا اِنَّ حِزْبَ اللّٰهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir topluluğun -babaları, oğulları, kardeşleri, aşiretleri dahi olsa- Allah ve Resûlü ile sınırlaşan insanlara sevgi beslediğini göremezsin. Bunlar, (Allah’ın) kalplerine imanı yazdığı ve onları kendinden bir ruhla desteklediği kimselerdir. Onları altından ırmaklar akan ve içinde ebedî kalacakları cennete sokar. Allah onlardan razı olmuştur. Onlar da (Allah’tan) razı olmuşlardır. Bunlar, Allah’ın taraftarlarıdırlar. Dikkat edin! Hiç şüphesiz Allah’ın taraftarları, galip gelecek olanlardır. (58/Mücadele, 22)
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23