• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Tutarsızlık!

17 Ekim 2022
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

 

Aslında âlemde tutarsızlığa rastlanmaz. Dıştan tutarsızlık gibi görünen her söz ve davranışın altında akan bir mantalite birbirini nakzeden her söz ve davranışı birbirine uyum içinde bağlar. Bütün mesele bu alttan akan nehri keşfetmededir. 

Bir tüccarı dün söyledikleri ve yaptıklarıyla bugünkülerin çelişkili olduğunu iddia ederek susturamazsınız. Dıştan baktığınızda çelişkili görünen hareketlerin altındaki “kazanma hırsı”nı yakaladığınızda ortada çelişki falan kalmayacaktır. Dün kazanmak için öyle söylemişti, bugün de kazanmak için böyle söyledi. Temel hedef “kazanmak” olunca bu uğurda yapılan zıt hareketler de bir anda gâyet tutarlı hâle gelivermektedir. 

Dün ile bugün arasındaki en büyük savruluşların politikada görüldüğü herkesin mâlûmudur. Bunun sebebi savruluşun herkesin gözünün önünde gerçekleşmesidir. Millet her gün televizyon kanallarından ve sosyal medya platformlarından siyâsetçilerin an be an yapıp ettiklerini tâkîp ediyor. Her söz ve hareketleri kayıt altında. Dolayısıyla dün-bugün arasındaki tezâtlar çok kolayca ortaya dökülebiliyor. Dün yerin dibine geçirilen rakîpler bugün baş tâcı ediliyor, dün başlarda gezdirilenler bugün tu kaka îlân ediliyor. Dün methedilen bir ekonomik tavır bugün felâket olarak gösterilebiliyor. Sosyal medyada rakîplerin en çok kullandığı malzeme de bu çelişkiler oluyor hâliyle. Ama eviniz camdansa kimsenin evini taşlamayacaksınız. Siz başkalarının çelişkilerini ortaya dökerek prim yapmaya çalışırken başkaları da bol bol sizin çelişkilerinizi didikliyor, bulup ortaya döküyor. Politikada dünü ile tezâda düşmeyen mi var? Gerek rejimin derinlerinden gelen baskılar, gerekse dünyânın büyük güçleri karşısındaki çâresizlikler ve gerekse halkınız karşısında korumak zorunda olduğunuz pozisyonlar sebebiyle kaçınılmaz olarak dün ile bugününüz arasında tenâkuzlara düşüyorsunuz. Ama bu farklılıkları ortaya atarak kazanılabilecek bir avantaj yok. Çünkü herkesin böylesi çelişkileri bol miktarda olduğundan bu yolla elde edilecek kazanç aynı yolla kaybedilecek ve elde var sıfır olacaktır. Politikanın temel gâyesi de bütün bu tutarsızlıkları bir eldiven ve el arasındaki kadar sıkı bir uyuma kavuşturacaktır: Oy kazanma ve iktidâra ulaşma… Temel gâye bu olunca bütün tutarsızlıklar tutarlı bir zemîne kavuşacaktır. Oy almak için dün öyle yapmak gerekiyordu, bugün böyle yapmak. Dün filâncalarla dost, filâncalarla düşman olmak gerekiyordu, bugün başkalarıyla… Eğer mevzû dış politika ise tutarsızlıkları konuşmanın hiçbir mânâsı kalmaz. Devletler arasında hissî dostluklar ve düşmanlıklar yoktur. Menfaatin temel gâye olduğu bir münâsebetler ağı içinde tutarsızlıkların esâmesi okunmaz. Menfaat hepsini tutarlı hâle getiriverecektir. 

Tutarsızlığın en kötü temsilcileri kendi milletinden kopmuş, yabancı güçlerin kontrolüne girmiş, kendi varlık sebebini inkâr mânâsına gelecek tutarsızlıklara düşenlerdir. Bunlar dünkü can düşmanlarına âşık olmuş tasmalı çekirgelerdir. Onların tutarsızlıklarını tutarlı hâle getiren düşmanın kölesi olmak zilletidir. Onlar da tutarlıdır aslında ama bu, rezil bir tutarlılıktır. 

Bir de hürmete lâyık tutarsızlıklar vardır. Hakîkati bulmayı, hakîkat yolunda yürümeyi, hakîkati yeryüzüne hâkim kılmayı dünyâya geliş gâyesi olarak bilenlerin dün ile bugün arasındaki farklılıkları basit menfaat kaygılarından değil, samîmî olarak dün hakîkat bildiklerinin hakîkat olmadığını, hakîkatin farklı bir noktada olduğunu bugün fark etmelerinden kaynaklanır. Bu insanların dünkü söz, fiil ve bulundukları nokta ile bugünküler arasındaki farklılığı tutarlı hâle getiren de hakîkat tutkusu diyebileceğimiz dip akıntıdır. Hakîkat tutkunları bir dert sâhibidir. Dert, dünyâyı da âhireti de kuşatacak hakîkati aramak ve bu yolda yürümektir. Hakîkatin dünyâda yüklediği yükleri de taşımak boyun borcudur. Dolayısıyla dünyâ hayâtında filân partiye, filân cemaate, filân gruba, filân kişiye yakın durmak dünyâdaki vazîfeyi yerine getirmek için münâsip görünebilir. Mes’uliyet duygusudur bu. Ama yakın durduğu parti, cemaat, grup veya kişinin herkesi bağlayan hakîkat ölçülerinden sapması karşısında hakîkat dertlisinin bu sapmaya katılmaması, hakîkat ölçülerinde sâbit kadem kalması gerekir. Hâliyle, hakîkatten sapan eski dostlardan ayrılması kaçınılmaz olur. Bu durumda o tek veya onun gibiler çok az olduğu için sapan çoğunluk değil oymuş/onlarmış gibi görünür. Ve sapmakla suçlanan o/onlar olur. Hâlbuki o, hakîkatin çizgisinde durmaktadır; sapanlar çoğunluktur. Bunu anlatabilmesi zorların zoru bir iştir. İşte bu hakîkat dertlilerinin sırf hakîkatten sapmamak kaygısıyla dün yakın olduklarından bugün uzak olması, dünkü söz ve fiilleri ile bugünküler arasındaki “tutarsızlık” gibi görünen farklılıklar hürmet duyulması gereken bir farklılıktır. Bu, tutarsızlık değil en sağlam tutarlılıktır aslında: Hakikatin tutarlılığı… Bize kalabalığın peşinde sürüklenmek değil hakîkatten sapmamak emredildi. Hakîkat sevgisi birbirine uymaz görünen bütün söz ve hareketleri uyuma çeviren kimyâdır. Sen Allah’ın Resûlü ve ashâbının yolunda yürü, tek başına da olsan çoksun. Bu hakîkat yolundan saparsan çok olsan da Hak katında bir kıymeti yoktur. Hak katında çokluğun değil hakîkatin kıymeti vardır. 

Dün ile bugünümüz arasındaki tutarsızlığımız hakîkat tutkumuzdan ise gam yok! 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

İsmail

Sen Allah’ın Resûlü ve ashâbının yolunda yürü, tek başına da olsan çoksun. ..

Tutarsızlık.....ne?????

Fıtratmi????kader planımi?????
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23