• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Nüfus planlaması ve bazı sosyal yansımaları (4)

02 Haziran 2025
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

Nüfus planlaması ve bazı sosyal yansımaları (4)

AHMET TALİB ÇELEN

Rasim Özdenören’in yazısına devam:

(…)

Nüfus planlaması sonucunda doğumların giderek azalması nedeniyle Almanya’da sürekli düşen nüfus, Federal Hükümeti çeşitli tedbirler almaya zorluyor. Çocuklu ailelere vergi kolaylığı sağlanacağının açıklanmasından sonra Federal Hükümet bu kez de, 1 Ocak 1986 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yeni doğan her çocuk için ailelere 1 yıl süreyle aylık bağlanmasını kararlaştırdı. Aylık yardım miktarının 600 mark (yaklaşık 90 bin TL) olarak belirlendiği bildirilmektedir.3

Öte yandan, Fransa›da evlenenlerin sayısı azalırken boşanmalar artmaktadır. Fransa›da (ve genelde bütün Avrupa›da) doğumların azalması yaşlı nüfusun artmasına neden olmaktadır. Son bir araştırma raporunun sonuçlarına göre, ülkenin bazı yörelerinde evlenmeler yüzde 40, Paris yöresinde ise yüzde 20›ye kadar düşüyor. 1970 yılında başkentte her 10 çiftten biri boşanıyordu. Oysa 1984›te bu oran iki buçuk çiftte bire yükseldi. Sanat çevrelerinde yaygın olan nikahsız yaşama modası, giderek orta kesim arasında da yaygınlaşıyor. Bir açıklamaya göre “aile” kavramı zamanla değiştiğinden, çiftler bu şekilde yaşamayı tercih ediyor. Bu tercih sahipleri için önemli olan evlenmek veya yuva kurmak değil, aşk yaşayıp özgür olmaktır.4 Ne var ki, Alman hükümeti gibi Fransa hükümeti de, doğumların azalmasını endişeyle karşılıyor ve doğuma prim veriyor. Bu yolda, evlilik dışı doğumlar bile hoş karşılanmakta, hatta teşvik edilmektedir. Nitekim nikahsız yaşamaların bir kısmının bu sebepten kaynaklandığı öne sürülmektedir. Nikahsız olarak çocuk sahibi olmak, anne ve babaya evli olmaktan daha çok olanak sağlamaktadır.5

Doğum kontrol yöntemleri basit olarak sadece istenmeyen çocuğun doğmasını önlemekle ve böylece ülke nüfusunu belli bir noktada dondurmak veya azaltmakla kalmıyor, bir yandan mevcut nüfusun gitgide ihtiyarlardan oluşmasına yol açarken, bir yandan da hem kişisel, hem toplumsal planda başka dertlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor. Hap ve spiral gibi doğumu önleyici yöntemlerin oluşturduğu yan etkiler ve cinsel hastalıkların yaygınlaşması sonucu kısır kadınların sayısı gittikçe artıyor. Amerika’da yaklaşık 10 milyon kişi, yani evli çiftlerin yüzde 15’i çocuk sahibi olmak istediği halde, emeline ulaşamıyor. Bunların yaklaşık yarısının ameliyat ya da hormon tedavisi ile bir çocuğa kavuşabilme “umudu” olsa da, geriye kalanların hiçbir seçeneği bulunmuyor. Amerika’da artık çocuk sahibi olma umudu kalmayanlara “yardım” için son yıllarda bir başka yöntem düşünülmüş ve bulunmuştur: “Kiralık Anneler Şirketi”. İlki Kasım 1980’de kurulan bu şirketlerin sayısı bu gün 20’yi aşmıştır. “Kiralık anne” görevini üstlenen kadınların sayısı ise 300’ün üzerindedir. Şimdi birçok çift, bir çocuk sahibi olabilmek için bu aracı şirketlere başvuruyor. Kiralık anneleri, isterlerse kataloglardan seçebilme imkânları da var. Seçilen “kiralık anne” suni döllenme yoluyla hamile bırakılıyor. Çiftler, bu yoldan bir çocuk sahibi olabilmek için şirketlere astronomik rakamlar ödüyorlar (yaklaşık 5 milyon lira).6

Kürtajın yasallaşması için yıllarca mücadele verildikten sonra, şimdi aynı Amerika’da büyük gürültülerle “anti-kürtaj” kampanyaları başlatılmıştır. Kürtajin serbest bırakılmasından 12 yıl sonra (1985) başlatılan bu kampanyalar zaman zaman şiddet eylemlerine dönüşmektedir. Amerika’da “Ulusal Kadınlar Örgütü” tarafından yürütülen bu kampanyada, 30 klinikte kürtajın durdurulması çağrısında bulunulurken, kürtaja karşı olanlar tüm ülkede ayağa kaldırılmıştır. Örgüt başkanı, bu konuda “Kürtaja karşı olanların, ama sesini fazlasıyla duyuramayanların bize derhal katılmaları gerekiyor. Kürtajın yeniden yasaklanması için elimizden geleni yapacağız.” şeklinde konuşmaktadır. Amerika’daki anti-kürtaj gösterilerde, bir bebeğin ağzından “Bırakın yaşayayım” veya “Bütün bu bebekler nereye gitti?” veya “Çocuk düşürmek Şeytanın ilhamıdır, cinayettir, bebeklerin katlidir” yazılı pankartlar taşınmaktadır. Böylece kürtaj olayı, aradan çok yıllar geçmeden Amerika’da yeni bir sorun olarak büyük bir tedirginlik oluşturuyor.7

Kürtaj tecrübesini geçirmiş ve geçirmekte olan ülkelerde durum şimdi sözünü ettiğimiz boyutlara ulaşırken, kürtajı henüz yasallaştırmamış ülkelerdeyse bu yolda bir mücadele sürdürülmektedir. Yunanistan’da, Başbakan Andreas Papandreu’nun Amerikan asıllı eşi ve 10 bin üyeli Yunan Kadınlar Birliği’nin başkanı Margaret Papandreu, bu konuda Başbakanı ikna edemediğini belirterek: “Yunanistan’da her yıl kadınların beden ve ruh sağlığını tehdit eden şartlarda 400 binden fazla kürtaj yapılırken, bu işlemin yasallaştırılmasına karşı çıkmak büyük bir ikiyüzlülüktür” demektedir.8

(…)

3 Günaydın, 9 Şubat 1985

4 Günaydın, 13 Şubat 1985

5 A.g.e. aynı yer. 

6 Hürriyet/Kelebek, 9 Şubat 1985

7 Hürriyet/Kelebek 11 Şubat 1985

8 Günaydın, 14 Şubat 1985

(Rasim Özdenören, Yaşadığımız Günler, İz Yayıncılık, 2011, İstanbul; “Nüfus planlaması ve bazı sosyal yansımaları”, s. 141-144)

NOT: Bütün İslâm âleminin Kurban Bayramı’nı tebrîk ederim. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Salih

Kadını ... ilan edersen olacağı bu!

Sahi

Hayatta en zor işlerin başında iyi bir çocuk yetiştirmek gelir. Psikolojisi, gıdası, giyimi, eğitimi, sağlığı, sosyalleşmesi, sanatsal gelişimi.... uzayıp giden ve ciddi ilgi isteyen çok uzun bir süreç bu. Bu nedenle çok da masraflı ve zahmetlidir. Vatandaş çocuk yapacak peki sen devlet olarak bu imkanları çocuğa sunabilecek misin?
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23