• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Millî eğitimde yeni müfredât ve zorluklar

04 Mart 2024
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

 

Millî Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin Bey’in farklı ve iyi niyetli bir gayret içinde olduğunu müşâhede etmekten mutluyum. 

Son zamanlarda müfredâtın baştan aşağı değişeceğini söylüyor. Yakında yapılan çalışmaların lansmanı yapılacakmış. (Hemen belirtelim ki bu kelime hızla yayılıyor. İnşaat sektöründe kullanılmaya başlanan bu kelime hayâtın diğer alanlarına doğru tsunami hızıyla yürüyor. Fransızca kökenli bu kelime arsız bir işgâlci gibi tanıtım, îlân, takdîm… kelimelerini dilimizden sürüyor ve hepsinin yerine sırıtarak oturuyor. Hiç olmazsa MEB, bunu fark etmeli ve kullanmamalı idi.) 

Cümlemizi yeniden kuralım o zaman: Yusuf Tekin Hoca, millî eğitimde müfredâtın baştan sona değiştirileceğini ve yakında yeni müfredâtın tanıtımının yapılacağını söylüyor. Yusuf Tekin Bey’in başka yönelişlerine bakarak bunun da iyi niyetli bir çaba olduğunu çıkarabiliriz. İnşâallah öyledir ve muvaffak olur. 

Ama millî ve İslâmî istikâmette değişiklikler yapmanın zorluğunu bundan önceki benzer çalışmalardan biliyoruz. Bugüne kadar büyük iddiâ ve ümitlerle başlayan müfredât değişiklikleri, gerçek bir değişikliğin beklendiği alan ve mevzûları teğet geçerek suya sabuna dokunmayan husûslarla sınırlı kaldı hep. Bu çalışmalardan biri sırasında kemalistler, kemalizmin müfredâttan kaldırılacağından işkillenerek ortalığı velveleye vermişler, bakanlığı sıkıştırmışlardı. Bunun karşısında bir millî eğitim bürokratı acı gerçeği şöyle açıklayıvermişti: “Aslında bir şey değişmedi!” 

Türkiye millî eğitiminde yapılan bütün reform ve müfredât değişikliklerini hülâsa eden bir cümleydi bu aslında: “Aslında bir şey değişmedi!” 

Yüz yıldır millî eğitimde hâkim olan dış destekli zihniyet, “Aslında bir şeyin değişmesine” aslâ müsâade etmedi. Hepsi millî-mânevî değerlerine bağlı insanların gözünü boyamak seviyesinde kaldı. 

Göz boyama ama yüz yıl önceki fabrika ayarlarına dokundurtmadan yola devâm etme… İşte bu sâyede 22 yıllık Ak Parti iktidârına bile istediği istikâmette bir adım bile yol aldırtmadılar. Ne istersen iste, ne yaparsan yap, bir eşiği aşamıyorsun. 

Sonunda laik, dünyaperest, pozitivist, Batıcı, millî ve mânevî değerlerimize en şiddetli şekilde düşman bir zihniyete tosluyorsun ve nasıl oluyorsa sonunda bu zihniyetin istediği oluyor. Netîce tahsîl basamakları yükseldikçe millî-mânevî değerlerinden uzaklaşan, dînî, millî ve vatanî âidiyet duyguları azalan, sonunda sıfırlanan ve daha da ilerleyince bu değerlere düşman olan; ateist, deist, hedonist, haz ve hıza mahkûm bir nesil. Bu bekâ meselemize bir türlü neşter vurulamadı. 

Bu zihniyet eğitim hayâtımızdan bir ur gibi kesilip atılamadı. Bu ur bütün vücûdu zehirlemeye devâm etti. Şimdi Yusuf Tekin Hoca, bir hamle daha başlattığını söylüyor. İnşâallah yine aynı hezîmeti yaşamayız. İnşâallah millî eğitim hayâtımızda millî-mânevî değerlerimizden neş’et eden yeni bir müfredât ile yeni bir yöneliş başlar, aslî hüviyetimize uygun yeni bir sistem inşâ edebiliriz. 

Yusuf Tekin Hocamız, bu işin içinden geliyor. Mutlakâ neyi nasıl yapacağını biliyordur. Ama biz de buradan söyleyelim: 

Yeni müfredât hazırlığını yaptıracağı kadroların içine Batıcı, ateist, deist, pozitivist, dünyaperest, âhiret inancı olmayan, millî, dînî, vatanî âidiyet duygularına yabancı tipleri sızdırmamalı. 

Bir Müslüman Türk olarak kendi çocuğunu teslîm edemeyeceği tipleri bu hazırlıklara yaklaştırmamalı. Eğer yine buralara sızarlarsa yeni müfredâtın kendi hayâl ettiği ve planladığı müfredâtla hiçbir alâkasının olmadığını hayretle görecektir. 

Milletin beklediği en mühim değişikliklerin yapılmadığı, bütün yanlışların yerinde kaldığı, birkaç göstermelik değişiklikle vaziyetin idâre edildiği ve sonunda “Aslında hiçbir şeyin değişmediği” bir müfredâtla karşılaşabilir. 

O zaman bizim ümitler de bir başka bahara kalmış olur. O mutlu baharı bekleye bekleye emekli olduk; emekliyken, öbür dünyânın “gel gel ettiği” sinn-i kemâl yaşlarında bâri görelim diyoruz ama bakalım görebilecek miyiz…

Ben pek ümitli değilim ama gerçekten millî-mânevî temellerimize tam uygun bir müfredât yapılsa bile onun başarılı olması için de olmazsa olmaz bir şart var. Onu da sonraki yazılarımızda göstermeye çalışalım. 

NOT: O günlerde üniversiteden atılarak mesleğinden ve ekmeğinden olmuş bir 28 Şubat mağdûru olarak o zulüm günlerini aslâ unutmuyor, “28 Şubat bin yıl sürecek” diyen o zâlimleri lânetliyor ve âhirette hesaplaşacağımız günü bekliyorum. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

âhirette hesaplaşacağımız günü bekliyorum.

hepimiz onu bekliyoruz zaten ..

Yusuf Duman

Ben sınıf öğretmeniyim. İlkokula Allah peygamber sevgisi konmadikca ne yaparsan boş. Yeter artık 23 yıldır neden bu kadar korkuluyor. Bak yeni nesil yaptığın köprüleri, İHA,Doha, yol, köprüleri tanımıyor.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23