• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Hayrat ağaçlar

05 Eylül 2022
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

 

Çocukluk günlerim… Evimizle okulumuzun arası 1 kilometre kadardı. Yolumuzun üstünde suları cılız iki çeşme ile önlerinde büyük dut ağaçları vardı. Çeşmelerin üzerinde bir yazı yoktu ama yol kenarındaki bir çeşme tabiî olarak “hayrat” sayılırdı. Herkes suyundan içer, kullanır, önündeki tekneden hayvanlarını sulardı. Önlerindeki büyük dut ağaçları da “hayrat ağaç” idi. Biz bunu büyüklerimizden duyardık: Hayrat ağaç! 

Hayrat ağaç, herkesin meyvesinden yiyebildiği, umûma vakfedilmiş ağaç demekti. O ağaçlar bütün köylü/mahalleli tarafından bilinir ve bir haram korkusu olmadan uzanılır, meyveleri gönül rahatlığı ile yenirdi. Belki bu sâyede sâhipli, yani hayrat olmayan ağaçlardan hırsızlama olarak yeme de önlenmiş oluyordu. Ne güzel âdetlermiş onlar!

Çocukluğumuzda “hayrat” mefhûmu çok canlı yaşardı. Hemen her çeşme yanında bu ağaçlardan bir iki tâne bulunması şarttı sanki. Ya çeşmeyi yaptıran ya da başka bir hayır sâhibi dikerdi bu ağaçları. Bu hayrın sebebi elbette âhirete azık hazırlama çabasıydı. Ölüm mutlak ve âhiret mecbûrî menzil. Ebedî yurdumuz. Öldükten sonra da amel defterine sevap yazdırmak düşüncesi hayrat bırakmanın temeli. Hz. Peygamber buyurdu: “Yedi şey vardır ki, kul vefâtından sonra kabrindeyken de bunların ecri kendisine ulaşır: Öğrettiği ilim, akıttığı su, açtığı su kuyusu, diktiği meyve ağacı, inşâ ettiği mescid, mîras bıraktığı Mushaf-ı Şerîf, vefâtından sonra kendisi için istiğfâr edecek hayırlı evlât.” İşte bu ve benzeri hadîsler bize emsâlsiz bir hayrat medeniyeti armağan etmiştir. Almanya’da yaşayan bir arkadaşım “Saatlerce yol gittiğimiz hâlde yol kenarında bir çeşmeye rastgelmeyiz” demişti de şaşırmıştım. Yaylalarımıza doğru 1 saat yol alsak on’larca çeşmeye rastgeliriz. Üzerinde de “Filan filan kişilerin hayratıdır” yazısını okuruz. Bunlar umûmiyetle hac ibâdetini yapmış karı-kocalardır. “Hacı Kerim-Hacı Fatma Hayratıdır” gibi. Vefât etmiş karısı veya kocası, evlâdı, anne-babası adına yaptırılmış hayrat da pek çoktur. Her hayrat çeşmenin başında da mutlakâ bir hayrat ağaç… Hayrat çeşme ve ağaç ikiz kardeş gibidir, birini görünce öbürünü de gözünüz arar. Ve mutlakâ öbürü de orada bir yerde hazırdır. Mevsimindeyse rahatça başına çıkıp, dalını eğip -zarar vermeden- meyvelerinden gönül rahatlığı ile yiyebilirsiniz. Kimse sizi ayıplamayacak, azarlamayacaktır. Çünkü o hayrat ağaçtır, herkesindir. O ağaç  ve çeşmeden sâdece insanlar değil, kurtlar kuşlar bile yiyip içtikçe hayrat sâhibinin sevap defterine geçecektir. Bu ümitle hayrat kılınmıştır onlar. 

Mektep dönüşü o ulu dut ağaçlarının başına çocuklar doluşur, hem eğlenir hem ağaca çıkma bir hayli bedenî aktivite gerektirdiği için spor yapmış olurlar hem beslenirlerdi. Hem de tabiî beslenme. Dalından kopararak… Doyuncaya kadar yedikten sonra ağacın bir dalından sıyrılarak iner, hayrat çeşmeden de suyumuzu içerek evlerimize yollanırdık. Bu yüzden biz sokakta oynamaya daldığımızda yemek yemeyi unutabilirdik. Susuz kalma ihtimâli ise hiç yoktu. Bâzen yukarıdan bir davar sürüsü iner, çeşmenin önündeki sıralı teknelerden bütün sürü suyunu içer geçerdi. Şimdi şehirlerde gördüğümüz -mutlakâ o da bu hayrat inancının esintilerinden nasîpli- kenar köşelere konulmuş su kaplarına ihtiyâç yoktu. Çünkü bu hayrat çeşmelerden her yerde vardı. En fazla kısa bir yürüyüş mesâfesinde bir çeşmeye rastgelmemeniz imkânsızdı. 

Şimdi mektebimizle evimiz arasındaki o çeşmeler yıkıldı. Hayrat ağaçlar nasıl olduysa bir anda kayboldu. Yakın bir zamanda yeni bir hayrat ağaç dikildiğini de görmedim. Yayla kesimlere gittikçe hâlâ tek tük görsek de sâhil bölgelerinde bitti gibi. Yayla yollarında çeşme çok ama çoğunda ikiz kardeşi olan ağaç yok. Acaba öbür dünyâ inancının eski gücünü kaybetmesi ile alâkalı bir vaziyet mi? 

Yaşı otuzun altındaki gençlerimiz bu “hayrat” kültüründen ne kadar haberdâr acaba? Uzun zaman oldu hayrat ağaç tâbirini duymayalı. Çocukluğumuzda çok canlı idi ve bu “hayrat” kültürü, îmânımızdan kaynaklanan, yine îmânımızı kuvvetli ve canlı tutan bir kültürdü. Âhiret inancı ile birleşik kaplar gibi irtibâtlı bir unsûrdu “hayrat”. Cemiyette dînî inançlar zayıfladıkça “hayrat” kültürü de zayıfladı. Ateist, deist, seküler, laik, dünyaperest, âhiret inancı kalmamış bir nesilden hayrat çeşmeler ve hayrat ağaçlar bekleyebilir miyiz? Son hayrat çeşme yıkıldığında, son hayrat ağaç göçtüğünde bu memlekette neler yıkılmış ve göçmüş olacaktır, düşünelim. Ürpermemek elde değil. Müslümanlar bu inanç ve kültürü yaşatmak zorundadır. 

Hayırlı evlâdın, istifâde edilen kitabın, öğretilen ilmin de bir hayrat ağaç hükmünde olduğunu unutmayalım. Ümmet şuûru ve heyecânı ile yetişmiş âlimler de bütün ümmetin hayrat çeşmeleri, hayrat ağaçlarıdır. İlim suyu içtiğimiz çeşmeler, bilgi meyvesi topladığımız hayrat ağaçlarımız. Bu en hayâtî meselemizdir.

Adım başı bir hayrat çeşmeyi ve yanında bir hayrat ağacı göreceğimiz günleri özlüyoruz. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Kamil Ç.

"Adım başı bir hayrat çeşmeyi ve yanında bir hayrat ağacı göreceğimiz günleri özlüyoruz." 2013 yılıydı, İstanbul'da güzel kokusu için aldığım fesleğenin toprağını değiştireyim dedim, çıktım dışarı, toprak bulamadım hocam, her yer beton kaplıydı. Hal böyleyken, hayrat çeşmesi veya hayrat ağacını ancak özlemekle yetiniriz.

nuri

üstat. Yazıyı o kadar uzatmışın ki?! sıkılmamak elde değil ...
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23