--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yapılanlar seçilenler kanuni! Ama helal mi?

Ahmet Maranki
Ahmet Maranki

Merhaba kıymetli dostlar. Ülke olarak seçim sürecindeyiz. Evvela belirtelim ki bu seçim de her seçim gibi partiler üstü “gelecek” seçimidir. 

Ehliyet ve liyakat esas olacak!

Seçimlerdeki tercihler yasalara uygun! fakat seçiciler ve seçilenler helali haram ayırımında ne durumdalar..!

Mevzuu sadece oy atmak gibi fiziksel bir eylem değildir; Hz. Ömer efendimizin meyvesi düşen ağacın altından kaçması gibi bir “kader tercihi”.

 “Kim zerre kadar hayr işlemişse, karşılığını görür.»

“Kim zerre kadar şer işlemişse, karşılığını görür.” Kur’an’ın hükmü yanında; İslam hukuku Mecelle’deki kaide gereği:

 “Bir tarafa taraf olan zulümüne de! hayrına da! taraf olur..!”

Kurtuluş; tarafsız olmak değil! halktan, haklıdan esas olanda haktan taraf olmaktır..!

Hükümleri ortadayken, keyfi bir tercih gevşekliğinde olamayız. Tercihin sosyal ve toplumsal bir bakışla analiz edilmesi gerekmektedir. Tavandan tabana yayılacak politikalarla bir değişim ve dönüşüm sağlanmalıdır. 

Açıktan güçleri yetmeyen yedi düvel, tarih boyunca olduğu gibi bugün de sinsi plânlarla iç dinamiklerimizi yıkmak istemektedir. 

Fakat toplum da bu bilinç düzeyine çıkarılmalı, neden evet dediği, neye hayır dediği, kimlerin hangi gizli ve kirli emellerine göğüs germesi gerektiği tebliğ edilmelidir.

 Her gün bir rahip Bruno, Kaşıkçı, her gün başka bir proje servis edilerek şuur bulandırma yapılmakta, ardı arkası kesilmeyen gri propagandalarla devletimiz uluslararası düzeyde itibarsızlaştırılmaya çalışılmaktadır. 

Bunun ikincil darbesi olarak da binlerce yıllık devlet-millet bağı koparılmak istenmektedir!

 …

 Dünya baronları, ‘erk’i, gücü, finansı, tüm manipülatif yatırımları dönem dönem dünyanın farklı bölgelerine kaydırıyor. Bu nokta son derece kritik. Dolar başta olmak üzre tüm paraların boş balon olduğunu yazmıştık. Bugün ‹para› diye tek bir amaç konmuşken; yarın çok daha farklı enstrümanlarla karşımıza gelecekler. 100 yıl evvel ‘yeni keşfedildiği için’ dünyanın en mühim yatırımı neftti, petroldü. Rezervi de azalıyorken farklı madenler reklâm edilmeye başlandı. Bu madenler dün oluşmadı elbet; şartlar ve veya çıkarlar bugüne denk düştü! Bor vardı, pomza vardı, kaya gazı vs vardı; bunların niceliğinde düşman da vardı fakat! 

 Bu memlekette cumhuriyetle birlikte Türkler hiç iktidara getirilmedi! Daha doğrusu şeklen getirilse de muktedir olunamadı!

Oğuz’un, Kayı’nın aslı-nesli pak vatan evlatları, hep sermaye ve yönetimi elinde tutan, maşalarını istedikleri zaman istedikleri gibi kullanan, bir sağdan bir soldan asan, komşu devletlerle siyasi ve ekonomik anlaşmalarımızı baltalayan devşirme-dönme, nesebi ve ırzı kırık, vatan hainleri eliyle esir edildi. Ağır sanayii hamleleri yapılmayıp, bunların fabrikalarında çalışmaya zorlandı; bugüne kadar!

 “Yeni Türkiye” vizyon ve misyonuyla “kendine yetebilen” bir düzenin adımları atıldı. Artık bu vatanın gerçek sahipleri-evlatları iktidara gelmek istiyor, hür tabiatına rücû edip hak ettiği müreffeh yaşamı sürmek istiyor. Yeni Türkiye’nin stratejik hamlelerini gören baronlar eliyle Amerika Çin’i yükseltirken, İngiltere Türkiye’ye göz kırpıyor Tabii bu stratejileri ve içeriklerini çoğaltmak mümkün. Bir taraf finansla şişirilirken; diğer tarafa konjonktürel noktalar sunuluyor, karakol vazifesi veriliyor. Ama ana hedef ne?

 Hedef:

Armageddon-Kıyamet Savaşı’nın ardından dünyanın ekolojik olarak yaşanabilir kalacak tek verimli toprakları ANADOLU-TÜRKİYE!!!

 Birleşik Arap Emirlikleri ve Çin, Yeni Türkiye’nin kardeşlik buluşması Afrika akıncılığı projesine karşı kara propaganda ve karşı istihbarat faaliyetlerinde,

Zangoçlar, güçlü Türkiye’ye karşı Amerika-Rusya garantörü,

Ruslardan farksız, bin yıllık ‘Anadolu’ ihtiraslı acem ajanları fink atıyor!..

 … 

Son yıllarda bu millet, millet olma şuurundan uzaklaştırıldı; ümmet olmaya yönlendirildi. Velâkin kime ümmet olduğu da belli değil! Peygamber ümmetiyse bu Suriye’nin, Irak’ın, Filistin’in ve dahi Arakan vs’in hâli ne? Ölen de ‘Allahuekber’ diyor; öldüren de!!??

 Peki, Allah bir, peygamber bir, vatan bir, kıble bir, devlet dâhi bir iken bu çatışma niye??!! Irak’ta 2000, Suriye’de 3000 mezhep çıkmış!..

İstanbul›da yaşayan bir mülteci kardeşimiz durumu güzel özetlemişti :

“Biz iki arkadaş Suriye’deyken tamamen aykırı görüşlerdeydik. Öyle ki birbirimizin sokağından bile geçemezdik. Aramızda kan vardı. Savaş çıktı, Türkiye’ye sığındık. Şimdi burda hurdacılıkla geçiniyoruz. Can dost olduk!..”

 “Bir musibet bin nasihatten yeğdir!” demiş atalarımız. Her “keşif” yaptığımızı, yüceldiğimizi düşündüğümüz durum bizi karanlık ve bataklığa sürüklüyor. Batı menşeili provokasyona geldiğimizi anladığımızdaysa çok geç oluyor. Ailemizi, yuvamızı, şehrimizi kaybediyoruz; insanlığımızı ve yitip giden değerlerimizi hatırlıyoruz. Bizi biz yapan asıl kıymetlerin “kardeşlik ve barış”ın hasretiyle yanıyoruz.

 …

 Yaptıklarımız kanuni! ama helal mi?

Allah cc, Kur’an’da ve sünnette müjdelenmiş bu aziz ve necip milleti, kaza ve belâların büyüğünden bugüne kadar korudu; bundan sonra bu koruma kalkanı kalkar mı, dertler ve buhranlar üst üste gelir mi, tabii ki zaman gösterecek. Ama tedbir bizden, gayret bizden, tevekkül bizden; ümitvar olup düşmana korku salmak da bizden!

  Ötelerin ötesinde bir güç vardır, göklerden inen bir karar vardır!

 Rabbim, devletimizi ve milletimizi her türlü şer kişi, kurum ve oluşumdan muhafaza buyursun. Kanuni doğrular yanında helale kıymet veren seçimler yapıp güzel günlerde aydınlığa çıkabilmeyi nasip etsin.

 Vesselâm.

WhatsApp bilgi hattı: 0530 200 00 96

 

Ahmet Maranki Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle