Tarihin tekerrürü ve Türkiye 100 yılına doğru!..
31 MART OLAYI NEDİR?
31 Mart Vakası, II. Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’da yönetime karşı yapılmış büyük bir ayaklanmadır.
Yaşanan hadisenin bu isimle anılmasının sebebi; Rumî Takvim’e göre 31 Mart 1325›te başlamasıdır.
On üç gün süren ayaklanma, II. Meşrutiyet döneminin en önemli olaylarından biri olarak kabul edilir.
Padişah II. Abdülhamit tahttan indirilip yerine V. Mehmed Reşad tahta çıktı. İsyana katılanlar ve destekleyenler yargılanarak 70 kişi idam edildi, 420 kişi ise çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı.
BEDİÜZZAMAN VE 31 MART VAKASI!
Bediüzzaman hâdiseyi önlemek için var gücü ile gayret etti.
Konuşmalar, görüşmeler yaptı, nutuklar îrad etti, gazetelerde yazılar yazdı. Târihe 31 Mart Vak’ası olarak geçen hâdisede yatıştırıcı bir rol oynamasına rağmen, Bediüzzaman da, sıkıyönetim mahkemesinde, diğerleri gibi idam talebiyle yargılandı.
“Otuzbir Mart” hadiseleri ve bu günlerin tabiri ile “Sıkı yönetim” sorgulamaları ve idamla göz göze, burun buruna gelmesi ve bunu takip eden bir seri olaylardan sonra, İstanbul’dan ayrılmış deniz yoluyla Batum’a oradan da Tiflis’e gelmiştir(1910).
TİFLİS VE ŞEYH SANAN MEDRESESİ!
Bitlis’te benim de Kafkasya’daki görevim sırasında 1994 yılında giderek gördüğüm ve daha sonra da şu an vasiyetine sahip çıkan talebelerince yapılan medresenin olduğu Şeyh Sanan tepisinde Rus polisi ile yaptığı konuşmalar, onun bu yöndeki ümidlerinin hiç sarsılmadığını ve gelecekten ümitvar olduğunu ortaya koyuyordu!
Şeyh Sanan tepesinde iken bir Rus Polisi ona yaklaşır ve «Niye böyle etrafa dikkatlice bakıp durduğunu” sorar. Üstad ona
“Medresemin planlarını yapıyorum” der. O zaman aralarında şu ilginç konuşma geçer. Rus Polisi;
- Nerelisin? Üstad;
Bitlisliyim. Rus Polisi;
- Burası Tiflis’tir. Üstad;
Ha Bitlis, ha Tiflis. Bunlar birbirinin kardeşidir. Rus Polisi;
- Bu da ne demek oluyor? Üstad
- Görmüyor musun! Asya da Alem-i İslâmda üç nur birbiri ardısıra inkişafa başlıyor. Sizde ise (tam aksine), birbiri üstüne üç zulmet inkişafa başlayacaktır. Şu (Çarlık) perde-i müstebidanesi yırtılacak, takallus edecek, (eskiyip dökülecek) ben de gelip işte burada medresimi açacağım.» Rus Polisi yarı alaylı bir şekilde;
- Heyhat! Şaşarım ben, senin bu boş ümidlerine. Üstad gülerek;
- Ben de şaşarım senin boş aklına. Sen bu kışın böyle devam edip gideceğine ihtimal verebilir misin? Her kışın bir baharı, her gecenin ise bir neharı vardır. Rus Polisi;
- Görmüyor musun İslâm (ülkeleri) parça parça oldu. Üstad;
- Hayır! Onlar tahsile gitmişler. İşte Hindistan; İslâm’ın en kabiliyetli bir genci, İngiliz yüksek mektebinde çalışıyor. Mısır; İslâm›ın zeki bir çocuğu, İngiliz siyasal bilgiler fakültesinde ders görüyor. Kafkas ve Türkistan; İslâm›ın iki kahraman yiğitleri, Rus Harb okulunda eğitim görüyor. Üstad daha sonra devamla;
- Yahu! (Hele bir baksana) Şu asilzâde evlatlar, buralarda eğitimlerini tamamladıktan sonra, her biri, bir (İslâm) ülkesinin başına geçecek ve muhteşem âdil pederleri olan İslâmiyetin bayrağını kemalat ufuklarında öyle bir dalgalandıracaklardır ki; bunlar kader-i ezelinin nazarında, feleğin inadına, insanlığın özündeki ezeli hikmetin sırlarını ilan edecektir!
(ve herkes İslâma baş eğecektir)!
BEDİÜZZAMAN’IN ÖNGÖRÜLERİ GERÇEKLEŞTİ!
Hakikat-ı halde, Çarlık Rusya o zamanlar, dünyanın en güçlü devletlerinden, o devirlerin tabiri ile “Düvel-i Muazzama”dan birisi idi. Kendisini, Osmanlı ülkesindeki Ortodoks Hıristiyanların hamisi sayıyor, devletimizin içişlerine karışmak şöyle dursun, Osmanlıya kan kusturuyordu. Diğer taraftan, Kırım, bugünkü Türk Cumhuriyetleri, yani Kafkasya, Azerbaycan, Özbekistan, Kazak, Kırgızistan ve Türkmenistan toprakları da dahil bütün Orta Asyayı ele geçirmiş, Türk dünyasının üstünde batılı sömürgecilerden daha azgın, çok daha güçlü bir imparatorluk kurmuştur.
Ne ilginçtir ki Üstad, böyle Çarlık Rusya’nın en güçlü, en kuvvetli olduğu devirlerde dahi, onun cevherine bakmış, özünü okumuş ve hiç kimsenin ihtimal dahi vermediği bir hakikati ortaya koymuştur. O da Çarlık Rusya’nın çok yakında yıkılıp çökeceği idi. Ve çöktü..!
Zulüm altındaki Türk devletleri bağımsız oldu!
TÜRKİYE 100 YILI İÇİNDE MÜJDELER VE AYDINLIK GÜNLER YAKIN!
Bediüzzaman bu öngörüsünü daha o yıllarda veciz bir şekilde açıklamıştır!
“Şark husumeti, İslâm inkişafını boğuyor idi; zâil oldu ve olmalı.
Garb husumeti, İslâm’ın ittihadına, uhuvvetin inkişafına en müessir sebebdir, bâki kalmalı.”
Birden manevi meclisten tasdik emareleri tezahürü ile!
“.. Evet ümidvar olunuz, şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür sadâ, İslâmın sadâsı olacaktır!..”
Bediüzzaman Said Nursî
Sünuhat - 49
Asya’nın bahtsız fakat hem aziz, hem Mücahid kavmi,
Gazneli ceddimizin, Selahattin Eyyubi‘nin, Yavuz Sultan Selim’in bize emaneti
Kudüs ve Mezar-ı Şerif’teki Yetimhanemizin gülleri…!
Rabbim!
Umum İslam alemine bir şuur, bugün yaşanan dalalet ve sapıklık içindeki taklidi imandan tahkiki bir imana nasip,
Dünyadaki bütün mazlumlara bir ferec ve intibah etmesi duasıyla Cumamiz hayırla yâd Edip âmin diyelim! Âmin.
WhatsApp bilgi ve ihbar hattı: 0530 200 00 96