Sentetik hayatlar ve genetik kaos ve hedefi!
Hayırlı cumalar değerli takipçilerimiz. Bu cuma sağlık serisi yazılarımızda genetik kodlarımızla nasıl oynanıyor?
Bir pencere açmaya çalışacağız, akıl edenlere tabii ki..!
Sentetik biyoloji ile hayatı yaşanamaz duruma getiren her şeyin “insanlığı yok ettikten sonra” bir gün kendisi de yok olacak!!! Karşı durup tedbir almak isteyenlerin de buna gücü yetmez; ancak insanüstü “metafizik ve ötesi” boyutta destek ve gayret lazım!
Bugün işaretlerini gördüğümüz anormal ve paranormal hastalıklarla, yüzbinlerce insan, anomali denen ‘teşhis konulamayan’ kanamalı, şüpheli hastalık ve sendromlarla yok oluyor!
İnsanoğlu bu ilahi kanunları hissediyor ama aklı gözüne inen ve böyle inanmak isteyenler her şeyde olduğu gibi bunda da ve özellikle ‘bilime dayalı’ kanıt arıyorlar !..
Biz de soruyoruz, yerdeki ve gökteki sonsuz âlemlerin düzen, mîzan ve intizâmını gördükten sonra halâ mı kanıt arıyorsunuz?
Kâinatta aslolan ve değişmez ilâhi kanunlar var!
…
Dünyadaki tüm temiz hava, su ve gıda kaynakları maksatlı olarak kirletilip genetik dezenformasyon oluşması için Nuh’un gemisinden çıkan bütün tohumların aslı yok edildi! Aslına döndürmek isteyenlerin de hepsi kara listede, çizgiyi geçtikleri an müdahale edilir ve ceza, soruşturma, mahkemeyle yolları kesilir, girişimleri baltalanır, hatta en gayretkârlarına canlarıyla bedel ödetilir!!!
Manipüle edilmiş iklimin yağmur suyu analizlerini, toprak ve su ölçümlerini bizzat yaptık ve 2-3 ph derecesinde asidik-zararlı olduğunu tespit ettik. 3 km alanda hiçbir kimyasal kirlilik olmamasına rağmen defalarca dolu gözlenmiştir!?
Yağmur suyuyla reaksiyona giren sentetik gübreler ve hidroklorik asit bütün hayvanları ve bitkileri yok ediyor; bilim adamları ne diyor?!
Hibrit-ebter tohumlar geleceğin insanlık neslini tehdit ederken, zararlı bitkileri böcekleri ‘kimyasal’ böcek ilaçlarıyla yok etmek zorunlu mu?
Topraklarımızı kimyasal gübrelerle zehirlemek lüzumlu mu?
Faydalı bakterileri yok etmiyor muyuz? Türkiye’nin en büyük verimli Fırat Dicle Harran ovası yanlış sulamadan ve gübre elemeden dolayı toprak tuzlanıp çoraklaşırsa ne olur insanlığın hali?! Ne yiyecek bu insanlar?
Bir de elektromanyetik dalgalar var. Bunlar nelere tesir ediyor?! Cep telefonları, telsizler, uydu sinyalleri, radyoaktif dalga ve ışımaların etkileri hiç araştırıldı mı?!
Peki, toprak temizlenebilir mi?!
Cehaletten karşı çıkılan “frekans tıbbı ve teknolojileri” ile toprakların temizlenmesi zaruri hale gelecek!!!
İşin en elzem sathı olarak insan bedenindeki virüs, bakteri ve mikrop türlerinin tespiti ve pasifize edilip sağlığa kavuşulmasına müsaade edilmemektedir!
Genetik yapısını değiştirmek için tohuma müdahale ettiğimizde mutlaka insanların içinde de bir şeyin değiştiğini ve değişeceğini asla unutmayın!!!
İnsanlar nefsine uyanı yapıyor; aklının dediğini değil! Bencillik had safhaya gelmiş. Nefsini yok edemeyenler, insanlığı ağır ağır yok ediyor! İnsanlar canavarlaştı, azgınlaştı, başka âlemden umutları kalmadı! Ölmek istiyorlar da ölemiyorlar; gidecekleri sağlam bir yer yok çünkü! Herkes neden depresyonda? Yaptıkları kendilerini uyutmuyor belki?! Bu kısır döngü giderek bizi beklenen, herkesin kendi ölümüyle yaşayacağı kıyamete doğru götürüyor!..
Tabi bu dünyada cenneti de cehennemi de yaşayanlar var.
Dünyanın nadir bölgelerinde genetik-ekolojik yaşam alanları kaldı!
Allah’ın gemisinden dünyamıza emanet edilen tohumlara ulaşmak her kişinin değil er kişinin harcıdır!
İşte o alperenler, “Hayy” olan güç dairesinde yaşayanlardır ve metafizik bağlantıları yüksektir! Yaratıcının ışığıyla enerjilerini sağlarlar. Onların kadîm ve eskimez ilkeleri vardır! Mistik inanç ve anlayışlar, onlar için aslından çok çok farklıdır. Korumaları ve korunmaları ancak O’nun izni iledir..!
…
Topraktan geldik ve toprağın zehri bizim panzehrimizdir. Bizdeki bütün vitamin ve elementler onda mevcuttur. Toprakla buluştuğumuz an, dünyanın bütün dertleri hallolacak! İşte şeytanın hedefi o “asıl”ı yok etmek. O topraktan gelen “tahıl” ki neslimizin devamı için zorunludur, bütün hedef bunu bozmaktır ve emellerine ulaşmışlardır! Aslı bozulmamış DNA 12 karakılçık buğday sadece Kastamonu’da, atalarımızca bölgeye getirilmiştir ve yeniden neşv-ü nema edilmek istenmektedir!
Buğdayda O’nun adı vardır !!!
“Nun” gibi aklımızda olmalı !..
Mübarek-bereket temsili buğdayın karnındaki çizgi “Elif”tir, birliğin ve dirliğin-diriliğin genetik kodları-şifresi-sırrını ihtiva eder! Kâinatta olan her şey insan da var. Kâinat büyük insandır ve insan da küçük kâinat!..
Tabii kozmik boyutta idrak gerektiren bu bilgileri, hormonlu yiyip yaşayan toplumların anlaması mümkün değil! Nitekim 73’te 1 kişi bu uyanışla dünya ve ahiret saadeti yaşayacaktır!
…
Kâbe’nin niçin ‘taş’ olduğunu, Hacer-ül Esved’de niçin selâm verildiğini ve öpüldüğünü, Efendimiz (sav)’ın neden ‘taş’lı mühür kullandığı ve yüzük taktığını ve aç kaldığında karnına niçin taş bağladığını, niçin topraktan gelip toprağa gömüldüğümüzü anladığımız gün, ‘üns-nisyan’ın hikmetine vâkıf olacağız!..
Avrupa seferimizde menfaatçi, arsız, hadsiz ve kirli siyasetten ari, ahiret nokta-i nazarında ve “hiç düşünmez misiniz, hiç akletmez misiniz” düsturunca düşündürmek istedim. Rabbim tüm kardeşlerimize çok geç kalmadan akledenlerden olmayı nasip eylesin.
Çünkü bir gün akıl edecekleri akılları kalmayacak noktada beyin kontrolüne tabi olarak kalan ömürlerini mutsuz umutsuz yaşamaya mecbur kalacaklardır!
Avrupa’dan sevgi ve selamlar!..
WhatsApp bilgi hattı: 0530 200 00 96







