Öz vatanında parya(!) ya da devşirmelere kul olmak!
Bir beka davasıdır gidiyor!
31 Mart seçimleri hakikaten çok önem kazandı!
Büyüklerimizden, Hakk’ın adını hakkıyla yaşatabilmek için devraldığımız son kale “Anadolu”muzun hancıları olarak çıkan çiviyi çakıp, toprağımızı ve devletimizi ayrık otlarından, kenelerden, kan emicilerden kurtarma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz.
“ÖZ VATANINDA PARYA!..”
Necip ceddimizin, binbir cefayla kurduğu devleti, birkaç devşirme-dönmeyle yağmalayan güruhun yaptıkları ve yapmadıklarını, devlete 40 yılını vermiş biri olarak bizzat yaşadım, belgeledim, daha aydınlık günlere çıkalım diye sahada mücadele ettim! Geldiğimiz noktada, devletin hemen hiçbir kademesinde bir arşın yol alınamadığını üzülerek görüyorum…
Bunun da teyidi derseniz hastalıkların % 98’lere çıkması, şehir hastanelerinden ihtiyaçları zor karşılaması!
GIDA arz talep dengesinin spekülatif olarak bozulması! Ahlaksızlık, eşcinsellik, uyuşturucu yaşının ilkokul seviyesine inmesi, yapılan anketlerde başta gençlerimiz olmak üzere dini ibadetler gusül, abdest, namaz vs. gibi konular hakkında bîhaber olmaları, ticari hayatın ve ahlaki hayatın tamamen ortadan kalkıp mahkemelerdeki dosyaların yetersiz kalması, dünyanın en büyük adliye saraylarının ve şehir hastanelerinin; dünyaya 1000 yıl adalet dağıtmış binlerce şifacı yetiştirmiş İbni Sinaların bugünkü nesillerine Türkiye’nin bugünkü halleri bir garip gelmiyor mu sizce de!!!
Abant toplantısına katılanlar, davet edilenler, makam sahibi çoğu köşe yazarı ve bilim kurullarının üyeleri..!
Hani FETÖ’yle mücadele ediliyordu!
Her dönem kucaktan kucağa gezenler, gelene ağam gidene paşam diyenler, Abant toplantılarında endâm edip bugün hükümetin yanındaymış gibi Cumhur İttifakında görünen sahte kahramanlar, devran dönerse devletin başındakilere ve bu millete yarın ne yapar acaba?!..
ÇİLEYİ BİZ ÇEKTİK!!!
Sesimizin ulaştığı etkililer-yetkililer, bilinsin ki biz 71’i yaşadık, 80’de Selimiye’lerdeydik, sonraki günleri de gördük, kimin eli kimin cebinde..! Yaşananları son kitabım “21. Yüzyılda Stratrajik Araştırmalar”da devlet, Başbakanlık ve Genelkurmay arşivleriyle belgeledik. Şimdiki kalemşörlerin hiçbiri de 15-20 Temmuz arasında ortada yoktu! Sinsice gözetleyip, hadisenin sonunu beklediler!
MEYDANLARDA BİZ,
MAKAMLARDA KİMLER VAR!
Biz evvela Sayın Cumhurbaşkanının Kısıklı’daki evinin önünde gece yarısı binlerce insanımıza hitap ettik, sonra Esenler meydanında, daha sonra Saraçhane meydanında ve akabinde memleketimiz Kastamonu meydanında, İnebolu ilçe meydanında vekil, vali, savcı, garnizon komutanından müteşekkil devlet ricaline ve halka birlik ve diriliş çağrısı yaptık; yetmedi, karanlıkların tahribi unutulmasın, ibret alınsın, iftira atılmasın, safımız belli olsun diye son kitabımız “21. Yüzyılda Stratrajik Araştırmalar”da fotoğraflarıyla belgeledik!
Peki, 15 Temmuz’da TV’lerin “Hocam bizde de konuşur musun?” dediği günlerde neredeydi bu sahte kahramanlar, moderatörler, siyasetçiler?!
Medya artık öyle açık ve seçik ki, kimin nerede ne yaptığı, bakan, vekil, belediye başkanı, sanatçısı, topçusu popçusu, devletin ödül verdiği, Nobel’e aday gösterdiği, devlet sanatçısı yaptıkları saklanacak yer bulamıyor. Nerede miydiler? Çoğu yurtdışında, kesinlikle evlerinde değildirler sonucu beklemek için!.. Allah biliyor ama kullar da bilsin. İlk on gün, bugün de fikirlerimizle yazılarımızla kitaplarımızla ailemle meydanlardayız!
Gerçek haktan yanayım diyen muhalifler, Cumhur ittifakının savunucuları neredesiniz?!
57. davamızda ilgili birimler, İçişleri Bakanımız, vekillerimiz ve pek çok devlet görevlisi bilgi ve belgeleriyle destek olmalarına rağmen; büyük emek verdiğim sağ medyanın köşe yazarları, genel yayın yönetmenleri, “Maranki hoca geleceğimiz için konuşuyor, toplumu bilinçlendiriyor!..” diye lûtfedip mahkemelerimizde destek vermedi. Birkaç kadîm dostum ve avukatların dışında kimse yoktu!!! Bir sosyal psikoloji doktoru olarak bilimsel izahını yapalım, azınlık ruhlular her zaman bir aradadır. Birbirini savunur ama “bencil”liklerini yenemez; ikinci bir beynin-fikrin ortaya çıkmasına tahammülleri yoktur!
Biz Allah için öz vatanımızda milletimize köle olmaya razıyız(!) ama bu ülkeyi yönetenlere son bir uyarımız daha var!
Gelin bu son dönemeçte 31 Mart’ta son bir kere daha cumhur ittifakının adaylarına gözden geçirin!
Seçim kaybedilme riski olan yerlerde ittifakın diğer adaylarına birinci sırada meclis üyesi yapalım!
Yarın geç olabilir?
% 15’lere varan tarafsız, küskün, kararsız sayısının minimuma indirilmesi lazım!
Çünkü bu hezimet geçen seçimde İnebolu’da ve Kastamonu’da 100 oyla seçim kaybeden ve kazanan taraf olarak yaşanmıştı!
Yine aynı şeyleri yaşamayalım!
Ebu Müslim Horasani, bu ülkede öz vatanında parya olanları ve maalesef ibretlik sonucunu da şu sözlerle özetlemiştir!
“Onlar, zararlarından emin oldukları için dostlarını uzak tutarlar ve tuttular. Kendilerine bağlamak ve kazanmak için de düşmanlarını yakınlaştırdılar. Neticede yakınlaştırılan düşman asla dost olmadı ama uzaklaştırılan bütün dostlar düşman oldu!!!... Ve herkes düşman safında birleşince yıkılmaları mukadder oldu..!”
Çok şükür bizler düşman safına hiç geçmedik! Dostlarımızdan da hiç iltifat görmedik!
Hocam derdi ki: “Evladım vakti gelmeden güneş de doğmaz!”
Vatan başkalarının elindeyse öz vatanında parya olmak “bu olsa gerek!!!
Vesselam…
WhatsApp İhbar Hattı: 530 200 00 96







