Okullar açılırken eğitimsiz(!), öğretimsiz(!) bir gençlik.!
Yeni bir eğitimsiz-öğretimsiz yıla daha “BAŞLADIK” !!!...
EĞİTİM! Topyekûn toplumu, devleti, sosyal yapıyı olumlu-olumsuz ‘değiştirebilen’ bir kavram çünkü..!
“20 yıl okuyorsun; 20 lâzım ki unutasın!!!...” diyenler haksız mı ?!..
Hayatın belkemiği, faziletli yaşayıp yaşatmanın olmazsa olmazı “OKU”mak, hiçbir zaman böylesine önemli olmadı herhâlde… Anaokulundan üniversiteye kadar, takriben 20 sene yabancı dil oku; bir turiste Topkapı’yı dahi tarif edeme??!!..
Yani bir türlü eğitilemedik & öğrenemedik!
…
Sahi, niye okuyoruz; ‘ne’ okuyoruz ?!
Kalitatif-kanditatif bazda, inovasyona-progresyona, gelişime, ilerlemeye yaramayan eğitimi neden sorgulamıyoruz?!
Hep nicelik, boyut, gösteriş, reklâm arayışında “HAMASİ” bir güdülenme içindeyiz.
Okuma-yazma oranı mı? Avrupa’yı yakalıyoruz! Şu kadar vs vs vs...!
A-4 kâğıda diplomalar!
“Oğlum şurayı bitirdi, kızım şurda yüksek lisans yapıyor!..” yerine;
“Oğlum okurken, sağlıksız yaşayarak ‘kendini’ bitirdi, kızım yüksek lisanstan acemi anneliğe geçiş yaptı, ‘düşük’ yaptı…” diyebiliyor muyuz ??!!.. Hayatın bize kazandırdıklarıyla kaybettirdiklerini “sağlıklı” biçimde kıyaslayabiliyor muyuz ?!.. Uçlarda yaşamayalım tabii, çocuk ta olsun, kariyer de ama dengeyi bulalım.
…
Toplum dün de böyleydi… Bugünün mutsuz çocukları, umutsuz gençleri ve ucuz hırslarla ömrünü heba eden yetişkinler..!
Tarih, kültür ve inançlarından kopuk, hiçbir kültürel yapı, medrese, imaret ve müzesindeki güzelliklerle tanışmamış bir toplum!
Milli kültür ve tarihine yabancı bir gençlik!
Topkapı Sarayı’nı gezen okullu gençlerimizin oranı % 3; gazete okuma, kitap okuma, müze ziyaret etme, belgesel izleme oranları % 1’i geçmiyor..? Yabancıların yani turistlerinse % 76!!!...
TV izleme, evlilik programı, futbol seyretme oranları % 75’lerin çok üstünde!
Biz nasıl bu kadar yabancılaştık??!!..
Kutsal kitabımız ve yolundaki büyük öğreticilerimiz diyor ki “Oku-okut, dinle-dinlet; beşincisi olma!!!... Ziyandasın..!”
Kendini dahi sevmeyen, ana-babasına isyan eden, eşine, çevresine, büyüklerine, devletine, kültürüne tarihine düşman bir gençlik yetişti!!!...
Kimi “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” deyip yüzyılı yaşarken; birilerinin sahip çıktığı 1000 yıllık tarihi yok sayıyor!
İngiliz-Fransız-Yunan işgalinden Kurtuluş Savaşı’yla kurtulamadık, esir olduk!?..
Çocuklarınızın konuştuğu dil, dinlediği yabancı müzikleri, dükkânlardaki yabancı isimleri bir de kılık kıyafetimize bakıp yaşantımızı karşılaştırınca acaba diyorum yedi düvel düşman işgalinde olsaydık daha ne değişirdi?
Biz Çanakkale’de neyin mücadelesini verdik!
Gençlerle yapılan istatistikler çok dehşet tablolarını, içler acısı eğitimsizlik ve öğretimsizlikten kaynaklanan büyük bir cehaleti ortaya çıkarıyor!!
Gözünü güneşin battığı karanlığa batıya dikmiş güneşin doğduğu yerden ışık alamayanların sonu bu olsa gerek!
Evet, bir gençlik ki bir gençlik… “Anadolu kıtası” büyüklüğündeki taşı gediğine koyan bir gençlik!..
Karadeniz’e on günlük sefer yaptık. Gördüklerimiz, “Türk-İslam-etik-kültür ve inanç” zaviyesinde de hiçbir yere koyamayacağımız, ahlâka mugayir, kimin oğlu-kızı belli olmayan ‘sözde’ gençlerin, “yatak odasında” bile olunmayacak hâlleri içimizi parçaladı!!!
Bunlardan doğacak nesiller!!!
Eğitimsizlikten kaynaklı bu başıboşluk ve SOKAK ORTASINDA, parklarda ve piknik alanlarında!!!... Bunlardan doğacak abdestsiz, soysuz, ruhsuz, şuursuz, kodlamaları hasarlı, genleri bozuk bir gençlik ülkenin geleceğini ciddi biçimde tehdit etmektedir.
Düşünün, yaklaşık on evliliğin yedisinin çocuğu olmuyor!!! Olanlar da prematüre, geri zekâlı, şaşı, ince kemikli ve çocukların ilk iki yaşı hastalıklarla geçiyor.
Amaç doğurganlığı azaltmak ve ilk hamle erkeklere, ‘tavuk’ adı altında kadınlık hormonları enjekte edilmiş kanatlıları yedirmek!
Çocukların ve yetişkinlerin jinekomasti (meme büyüme) durumları ani şekilde arttı. Kızlarımız kimyasal makyaj malzemesi, saç boyası ve kadın bağlarından kısır kalmış, tüp bebek merkezlerinde büyük ağrı ve acılarla psikolojisini de çökerterek neslini sürdürmek için çocuk arayışı içindeler...!
Çocukları olmayanın 1000 derdi varsa olanın da binlercesi var!
“Bir toplum düzelmek istemeyince, Allah o toplumu düzeltmez !” diyor dinimiz, hakeza…
…
İyi bir tablo yok mu?
Kıymetli dostlar, gönüllere bir su serpelim.
Halkımızın bir hadimi olarak, Kastamonu Nasrullah Meydanı’nda İnsanlara kazandırdığımız Frenk Şah tarihi tamamını yaşam merkezi olarak insanların hizmetine sunarak her ayın bir hafta sonra da insanlarımızla hasbihal ediyor, sağlıklı yaşam seminerleri vererek hizmet etmeye çalışıyorum!
Yaptığımız enerji görüntülemeleri ve sağlıklı yaşam görüşmelerimizde bu ayda bir misafirimiz müjdeli bir haberle geldi!
Anadolu’nun pek çok yeri ve yurtdışından gelen danışanlarımızdan birinin “Kozmik Beden Temizliği” sonrası kavuştukları “indigo” kozmik-sağlıklı ve gürbüz bebekleri Yiğit, büyümüş ve el öpmeye gelmişti.
Niyet varsa! Güzelse! Akıbet d e güzel ve her şey mümkündür diyoruz!
Benim de üç kızım var. İnşallah, onlardan da sağlıklı torunlarımız olur diye düşünürken 1000’den fazla ve bir kısmının adları “Ahmet ve Elmas” olan, büyürlerken sağlıklı ve hasta olmayan binlerce torunumuzun birkaç günde bir el öpmeye gelmeleri bizi çok sevindirmekle birlikte ülkemizin geleceği noktasında ümidimizi arttırmaktadır!..
Ülkeyi partiler, programlar, reçeteler düzeltemez. Ahlâkımız düzelmedikçe, ahlâk siyasete egemen olmadıkça, siyasette eğitimi, kültürü ve hayat tarzımızı değiştirmedikçe sözlerin tesiri olmaz ve memleket de düzelmez!
Hamasetle değil icraatla, ağaç dikmekle hem bizler hem memleketimiz var olabilir!
“Yeni” eğitim öğretim yılında “yeni”likçi tedbirler almalı, işin ehlinden önleyici, ilerleyici ve stratejik açılımlar sağlamalıyız ki geleceğe umutla bakabilelim!.
WhatsApp ihbar hattı:
0530 200 00 96







